YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/18728
KARAR NO : 2023/2524
KARAR TARİHİ : 22.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Ceza verilmesine yer olmadığına dair
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.01.2014 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Çanakkale 3. Sulh Ceza Mahkemesinin, 25.06.2014 tarihli ve 2014/99 Esas, 2014/368 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Karar 03.09.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir
C. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Çanakkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2016 tarihli ve 2015/1142 Esas, 2016/285 Karar sayılı kararı ile “Her ne kadar sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirine uymaması nedeniyle cezalandırılması istemiyle dosya mahkememize iade edilmiş ise de ; davanın ertelenmesi üzerine verilen tedbir kararına muhalefet kastıyla hareket etmediği kabul edilerek sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına, önceki kararımızda verilen denetimli serbestlik hükmüne uyulması ve denetimli serbestlik hükmünün kaldığı yerden devam ettirilmesi için; Dosyanın, karar kesinleştiğinde C.Başsavcılığına gönderilmesine,” karar vermiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısı 19.04.2016 tarihli temyiz dilekçesinde;
“1. Sanık … hakkında uyuşturucu madde bulundurmak suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda; Çanakkale 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 25.06.2014 tarih, 2014/99 Esas 2014/368 Kararıyla TCK 191/2 maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilmiştir.
2. Denetimli serbestlik tedbiri uygulanırken …’un yükümlülüklerini yerine getirmemekte ısrar etmesi nedeniyle denetim tedbirine son verilmiş ve hükümlü hakkında TCK 191/1 maddesi gereğince cezalandırılması için mahkemeye ihbarda bulunulmuştur.
3. Mahkeme yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla sanığın tedbir kararına muhalefet kastıyla hareket etmediği gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
4. TCK’nun 191/4.a maddesi gereğince hükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar eden sanığın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde karar verilmesi” usul ve yasaya aykırı olduğu beyanıyla temyiz talebinde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın suç tarihinde, saat:19:45 sıralarında, kollukça tanzim edilen, olay yakalama ve rızaen teslim tutanağında da anlaşıldığı üzere, Cumhuriyet Bulvarı üzerinde yürümekte iken, görevlilerce durdurulması üzerine, üzerinde suç ve suç unsuru olup olmadığı sorulduğunda, suça konu üzerinde bulunan bonzai maddesini görevlilere teslim ettiği, …. Kriminal Polis Labrotuvarı Müdürlüğünün 23.01.2014 tarihli raporunda, söz konusu bitki kırıntılarının, sentetik cannabinoid gurubu uyuşturucu maddelerden, AM-2201 ihtiva eden ve bonzai olarak da bilinen madde olduğunun tespit edildiğinin belirtildiği, sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbir kararı verildiği, sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymaması nedeniyle dosyanın mahkemeye iade edildiği, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbir kararına muhalefet kastıyla hareket etmediği kabul edilerek; sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
İncelemeye konu 10.01.2014 tarihli eylem nedeniyle, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık hakkında yapılan soruşturma sonunda, 30.01.2014 tarihli iddianame ile kamu davası açılması üzerine; Mahkemece tedavi ve denetimli serbestlik tedbir kararı verildiği, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbir kararının gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine Mahkemece yapılan yargılama sonucunda “Her ne kadar sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirine uymaması nedeniyle cezalandırılması istemiyle dosya mahkememize iade edilmiş ise de; davanın ertelenmesi üzerine verilen tedbir kararına muhalefet kastıyla hareket etmediği kabul edilerek sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına” gerekçesi ile ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve tedavi ve denetimli serbestlik dosyasının infazının devamı için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği,
Çanakkale 3. Sulh Ceza Mahkemesinin, 25.06.2014 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazı için dosyanın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Denetimli serbestlik tedbiri kararının infazına başlanması için Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkarılan çağrı yazısını alan sanığın denetime başladığı, 02.03.2015 tarihinde tedavi programına katılmayarak uymadığının bildirilmesi nedeniyle uyarılmasının ardından başvurduğu ve uyarıların yapıldığı ancak 06.08.2015, 11.09.2015, 08.10.2015 tarihli bireysel görüşmelerine katılmayarak yükümlülüklere uymaması nedeniyle dosyasının kapatıldığı anlaşılmakla, olayda kovuşturma şartı olan ısrar şartının gerçekleştiği,
5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında “Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklinde düzenlemenin yer aldığı, hakkında 25.06.2014 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilmiş olan sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği, kovuşturma şartı olan ısrar koşulunun sağlanmadığı dikkate alınarak kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına karar verilebileceği ancak, somut olayda ısrar koşulunun gerçekleşmiş olduğunun anlaşılması karşısında yargılamaya devam olunarak sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken, hükümde çelişki yaratacak şekilde ceza verilmesine yer olmadığına kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik dosyasının infazının devamı için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi, nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Çanakkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2016 tarihli ve 2015/1142 Esas, 2016/285 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.03.2023 tarihinde karar verildi.