Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/18905 E. 2023/4219 K. 10.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/18905
KARAR NO : 2023/4219
KARAR TARİHİ : 10.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kanun yararına bozma ilâmı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı

Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.05.2014 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. … 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2014 tarihli ve 2014/549 Esas, 2014/359 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın 22.12.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.

3. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.01.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, karar tarihinin 26.11.2014 olduğu 6545 sayılı Kanun ile değiştirilen 191 inci maddesi ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca araştırma yapılarak daha önce hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamışsa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle infazın durdurulması talebinde bulunmuştur. … 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.02.2015 tarihli ve 2014/549 Esas, 2014/359 Ek Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının durdurulmasının sanık aleyhine sonuç doğuracağından infazın durdurulma talebinin reddine karar verilmiştir.

4. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.02.2015 tarihlinde infazın durdurulma talebinin reddi kararının incelenmesi talebinde bulunmuştur. … 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2015 tarihli ve 2014/549 Esas, 2014/359 Ek Karar sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı üst mercine başvurarak, mercince 26.02.2015 tarihinde infazın durdurulmasına karar verilmiştir.

5. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.03.2015 tarihinde kanun yararına bozma yoluna gidilmek üzere talepte bulunmuştur.

6. Kanun yararına bozma ilâmı üzerine yapılan yapılan yargılama sonucunda, … 19. Asliye Ceza

Mahkemesinin, 26.11.2014 tarihli ve 2014/549 Esas, 2014/359 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 26.11.2014 tarihli karardan önce yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ve 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca daha önce hakkından tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmayan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanması yasaya aykırı olduğundan bozma kararı verilmiştir.

7. … 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.12.2016 tarihli ve 2016/636 Esas, 2016/890 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde suç tarihi itibarıyla lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca takdir edilen 10 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 10.02.2017 tarihinde itirazın reddi üzerine kesinleşmiştir.

8. Sanığın denetim süresi içinde 23.06.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Çanakkale 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.10.2018 tarihli ve 2018/527 Esas sayılı mahkûmiyet kararının 20.10.2018 tarihinde kesinleştiğinin ihbar olunması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, … 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.02.2019 tarihli ve 2018/936 Esas, 2016/132 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hüküm açıklanarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz sebepleri özetle; Usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına, cezanın yarısına kadarının infaz edilmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine ilişkindir.

III. GEREKÇE

Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;

1- Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2- Hükümden önce 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinde yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleri ile hukuka aykırılık görülmüştür.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.02.2019 tarihli ve
2018/936 Esas, 2016/132 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.05.2023 tarihinde karar verildi.