YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19065
KARAR NO : 2023/2709
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Aralarındaki bağlantı nedeniyle Dairemizin 2020/22353 esasında kayıtlı Adana 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.11.2015 tarihli ve 2015/457 Esas, 2015/750 Karar sayılı dosyası ile birlikte incelenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde
yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
2. Sanığın denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında yükümlülüklerini ihlal etmesi üzerine Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 10.06.2015 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
3. Adana 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2015 tarihli ve 2015/896 Esas, 2015/1378 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, kararın lehine bozulmasını istediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde sanık ile hakkında ayrıca işlem yapılan …… isimli şahsın şüphe üzerine durduruldukları, sanığın üzerinde yapılan aramada esrar maddesinin ele geçirildiği, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından sanığa çağrı kağıdı çıkarıldığı, sanığın çağrıya uyduğu, bilgilendirme formunun 16.02.2015 tarihinde huzurda sanığa tebliğ edildiği, tedavi programı kapsamında sanığın Adana Dr.
Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesine sevk edildiği ancak hastanenin 03.03.2015 tarihli yazısına göre beş gün içerisinde hastaneye başvurmayarak yükümlülüğünü ihlal ettiğinin anlaşıldığı, sanığın uyarılmasına karar verildiği, uyarı yazısının 19.03.2015 tarihinde huzurda sanığa tebliğ edildiği, sanığın yeniden Adana Dr. ……. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesine sevk edildiği, bu yazıda 25.03.2015 tarihinden itibaren beş gün içerisinde en geç 31.03.2015 tarihine kadar hastaneye müracaat etmesi gerektiğinin bildirildiği ancak hastanenin 02.04.2015 tarihli yazısına göre sanığın beş iş günü içerisinde hastaneye müracaatının olmadığının anlaşıldığı, sanığın 31.03.2015 tarihinde denetimli serbestlik müdürlüğüne sunduğu dilekçesinde 30.03.2015 tarihinde kimliğini kaybettiğini, ertesi gün hastaneye gittiğinde de kimliği olmadığından işlem yapmadıklarını belirtmesi karşısında, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün 31.03.2015 tarihli kararı ile sanığın mazeretinin kabulüne ve tekrar hastaneye sevk edilmesine karar verildiği, sanığın yeniden Adana Dr………Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesine sevk edildiği ancak hastanenin 08.05.2015 tarihli yazısına göre, sanığın tedavi programının gereklerine uygun davranmadığının anlaşıldığı, böylece sanığın kendisine uyarı yapılmasına rağmen ikinci kez yükümlülüğünü ihlal ettiği, sanığın savunmasında da çalıştığı için bazı doktor kontrollerine ve eğitim toplantılarına katılamadığını belirterek bu durumu kabul ettiği, böylece sanığın erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanığın temyize konu 06.11.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemi nedeniyle 27.01.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen denetimli serbestlik tedbiri kararının içeriğinde, sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin gösterilmemesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığı için karar sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile, 27.01.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı dikkate alınarak, sanığa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte kararın yeniden tebliğ edilmesi gerektiğinden, bu kapsamda inceleme konusu olayda sanığın yükümlülüklere uymaması eylemini, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden gerçekleştirdiği anlaşılmakla, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmadığı,
Birlikte incelenen dosya kapsamında 22.09.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemi nedeniyle 12.12.2014 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen denetimli serbestlik tedbiri kararının içeriğinde, sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin de gösterilmemesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığı için karar sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile, 12.12.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı dikkate alınarak, sanığa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte kararın yeniden tebliğ edilmesi gerektiğinden, bu kapsamda inceleme konusu olayda sanığın 23.03.2015 tarihli eylemini, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden gerçekleştirdiği anlaşılmakla, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmadığı,
Sanığın adli sicil ve arşiv kaydı ile UYAP’tan yapılan incelemede; sanığın 13.12.2014 tarihli eylemi nedeniyle 02.12.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, sanığın yükümlülüklerine uymaması nedeniyle 24.03.2016 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.07.2016 tarihli ve 2016/302 Esas, 2016/660 Karar sayılı kararı ile açılan davanın mükerrer olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca reddine karar verildiği ve kararın temyiz edilmeden 08.09.2016 tarihinde kesinleştiği,
Sanığın yargılama konusu 22.09.2014 ve 06.11.2014 tarihli eylemleri nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarının ilk paragraflarda açıklandığı üzere kesinleşmediği, sanık hakkında birden fazla kez kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesinin usulsüz olduğu, bu halde ilk kesinleşen karar hukuki değere sahip olup erteleme kararı verilmesinden önceki tüm eylemlerin tek bir suç olarak kabulü gerektiğinden, her iki suça ilişkin davalar birleştirilip Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.07.2016 tarihli ve 2016/302 Esas, 2016/660 Karar sayılı karar dosyası da dosya arasına alınarak, 02.12.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun olarak kesinleşip kesinleşmediği değerlendirilerek gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği de gözetilip sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen Adana 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2015 tarihli ve 2015/896 Esas, 2015/1378 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci
maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.