YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19084
KARAR NO : 2023/2169
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, Ergani Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
2. Sanığın denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında 14.01.2015 tarihinde uyuşturucu madde kullandığının bildirilmesi üzerine Ergani Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2015 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin bir ila dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
3. Ergani 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2016 tarihli ve 2015/371 Esas, 2016/37 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 27.01.2015 tarihli sağlık kurulu raporunda, idrar ve kanında uyuşturucu madde metaboliti tespit edilmediğinin açıkça belirtilmesi nedeniyle yeniden inceleme yapılmasını istediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
28.01.2014 günü saat 06:15 sıralarında genel arama ve el koyma kararına istinaden yapılan asayiş uygulamasında 23 LP 615 plakalı aracın usulüne uygun durdurulup arama yapıldığı, araç içerisinde bulunan şahısların üzerlerinden plaka tabir edilen esrar maddesi ile tahmini 2-3 gram hint keneviri ele geçirildiği, sanıkların esrar maddelerini içmek amaçlı aldıklarını beyan ettikleri, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği ancak sanığın 14.01.2015 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde kabul etmek veya bulundurmak suçunu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Suç tarihi 28.01.2014 olduğu halde gerekçeli karar başlığında 5237 sayılı Kanun’un 191 inci
maddesinin beşinci fıkrası kapsamında denetim tedbirinin ihlali olarak kabul edilen eylem tarihi olan 14.01.2015 tarihinin yazılması,
B. Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen 25.09.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa tebliğ edilmediği, karar sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı ancak;
Sanığın adli sicil ve arşiv kaydı ile UYAP’tan yapılan incelemede; sanığın 08.03.2014 tarihli eylemi nedeniyle 03.04.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği ve soruşturma dosyasının 2014/1177 numarası ile Ergani Cumhuriyet Başsavcılığında açık olduğu, sanığın yargılama konusu 28.01.2014 tarihli eylemi nedeniyle verilen 25.09.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ilk paragrafta açıklandığı üzere kesinleşmediği, 08.03.2014 tarihli eylem nedeniyle 03.04.2015 tarihinde verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine kararının usulüne uygun şekilde kesinleşmiş olması halinde sanık hakkında tekrar kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceğinden;
a. Ergani Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/1177 soruşturma numaralı dosyası incelenerek, 08.03.2014 tarihli eylem nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun şekilde kesinleşmiş olması halinde, bu eylem nedeniyle açılacak dava beklenerek, erteleme kararının kesinleşmesinden önceki tüm eylemlerin tek suç olarak kabulü gerekeceği ancak 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği orantılılık ilkesi gereği teşdiden hüküm kurulabileceği de dikkate alınarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunduğundan, her iki suça ilişkin davaların birleştirilmesi ve delillerin tartışılması, kamu davası açılmaz ise dosyasının getirtilerek bu dosya içine konularak sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi,
b. 08.03.2014 tarihli eylem nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının da usulüne uygun şekilde kesinleşmemiş olması halinde, 28.01.2014 tarihli eylem yönünden kovuşturma şartlarının oluşmadığı dikkate alınarak, sanığa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğ edilmesi gerektiğinden, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ve Ergani Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/1177 numaralı dosyasına bildirimde bulunulmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek eksik araştırma ile hüküm kurulması,
C. Kabule göre de;
1. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2. Hükümden önce 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı hükmü ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinde yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması, nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ergani 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2016 tarihli ve 2015/371 Esas, 2016/37 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.03.2023 tarihinde karar verildi.