Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/19462 E. 2023/3086 K. 05.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19462
KARAR NO : 2023/3086
KARAR TARİHİ : 05.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Düşme
TEMYİZ EDENLER : 1. Sanık
2. Cumhuriyet savcısı (sanık aleyhine)

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği Cumhuriyet savcısını temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.

2. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığının 12.02.2015 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

3. Kuşadası 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2016 tarihli ve 2015/569 Esas, 2016/296 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşürülmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Sanık 04.05.2016 tarihli dilekçesi ile temyiz talebinde bulunmuştur

B. Cumhuriyet savcısı 07.04.2016 tarihli temyiz talebinde;

“1. TCK’nın 191. maddesi uyarınca hakkında, kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmesi sonrasında, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından yapılan iki ayrı tebligata rağmen Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmemiş olan sanığın mahkumiyetine karar verilmemesi hukuka uygun değildir.
2. Yukarıda belirtilen görüş kabul edilmediği taktirde, TCK’nin 191/4.a hükmünde düzenlenmiş olan dava şartı gerçekleşmediği ve fakat dava şartının gerçekleşme ihtimali ortadan kalkmadığı için, CMK’nin 223/8(2.cümle) hükmü uyarınca davanın durmasına ve Cumhuriyet Başsavcılığı’nca verilmiş olan tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazının devamına karar verilmesi gerekirken, yasal gerekçesi olmaksızın davanın düşürülmesine karar verilmesi” hukuka uygun olmadığını beyan ederek temyiz talebinde bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

İddia, sanığın denetime ilişkin kendisine tebligat gelmediği şeklindeki savunması, dosya arasında bulunan ve denetimli serbestlik müdürlüğünce çıkartılan tebligat parçaları ile delil niteliğindeki tüm belgeler birlikte değerlendirildiğinde; sanığın denetimli serbestlik tedbirine uygun davranmamakta ısrar
ettiğinden bahisle sanık hakkındaki erteleme kararı kaldırılarak cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın sanığa usulüne uygun tebliğ edilmediği gibi sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta “ısrar” ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa “önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı” uyarısı ile tebligat yapılmadığı, sanığın denetimli serbestlik müdürlüğü yazı ve kararlarından haberdar olmadığı, bu suretle somut olayda kovuşturma şartı olan ısrar koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmakla sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir

IV. GEREKÇE

A. Sanığın temyiz itirazının incelenmesinde;
Usûlüne uygun şekilde sanığa tefhim edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 04.05.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin incelenmesinde;

Kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilemeyen, kullandığını söylediği maddelerin de ele geçmemesi nedeniyle bu nitelikte olup olmadığı tespit edilemeyen, uyuşturucu madde kullandığı hususu teknik yöntemlerle de belirlenmeyen sanık hakkında, atılı suçu işlediğine ilişkin şikayette bulunan sanığın babası …’in soyut beyanı dışında her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kuşadası 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2016 tarihli ve 2015/569 Esas, 2016/296 Karar sayılı kararına yönelik incelemede;

A. Sanığın temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.04.2023 tarihinde karar verildi.