YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19493
KARAR NO : 2023/3655
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/61 E., 2016/183 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.12.2008 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 54 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesinin, 25.11.2009 tarihli ve 2009/575 Esas, 2009/1857 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın 28.12.2009 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.
3. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesinin, 07.09.2010 tarihli ve 2010/2863 Esas, 2010/1450 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 inci maddesi uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, 5728 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası ve sekizinci fıkraları uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 22.02.2011 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
4. Sanığın denetim süresi içinde 04.01.2014 tarihinde işlediği suçtan … 9. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 26.02.2015 tarihli ve 2014/91 Esas, 2015/79 Karar sayılı mahkûmiyet kararının kesinleştiğinin ihbar olunması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, İstanbul (Kapatılan) 65. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2016 tarihli ve 2016/61 Esas, 2016/183 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hüküm açıklanarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 inci maddesi, 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
II. GEREKÇE
Kabul edilebilir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
İstanbul (Kapatılan) 65. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2016 tarihli ve 2016/61 Esas, 2016/183 Karar sayılı gerekçeli kararının “Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe” bölümünde “Tüm dosya kapamı birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında uyuşturcu madde bulundurmak suçundan Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2009/575 Esas 2009/1857 Karar sayılı tedavi ve denetimli serbestlik hükümlerine hükmolunduğu, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirene uymaması nedeniyle dosyanın bu kez Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2010/2863 Esas, 2010/1450 Karar sayılı dosyasına kaydedilerek hakkında 5237 sayılı Kanun’un 191 maddesi uyarınca neticeten 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması karar verildiği sanığın 5 yıllık denetim süresi içerisinde … 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/91 Esas 2015/79 Karar sayılı dosyasında suç tarihi 04.01.2014 olan kasti suçu işlediği ve yapılan yargılama sonunda sanığın mahkûmiyetine karar verilerek iş bu kararın 04.11.2015 tarihinde kesinleşmesi üzerine mahkememize ihbarda bulunulduğu, anlaşılmış olup, sanık savunması dosya içerisinde mevcut ekspertiz raporu, ve polis memurlarınca tutulan tutanak ile tüm dosya kapsamından anlaşılmış olmakla, hakkında daha önce aynı dosya ile ilişkin olarak tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri verilmiş ve uymaması üzerine hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olan sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemiş olması nedeniyle 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasıda dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca deneme süresi içerisinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında önceki hükümde herhangi bir değişiklik yapılmaksızın hükmün açıklanmasına karar verilmek suretiyle” açıklanmasına karar verilen Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 07.09.2010 tarihli 2010/2863 Esas, 2010/1450 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, sanığın 14.12.2008 tarihli suçuna ilişkin olduğu UYAP da kayıtlı evrakın 20.11.2009 suç tarihli dosyaya ilişkin olduğu, fiziken temyiz incelemesine gönderilen dosyanın 14.12.2008 suç tarihli suça ilişkin olduğu; temyize konu İstanbul (Kapatılan) 65. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2016 tarihli ve 2016/61 Esas, 2016/183 Karar sayılı kararının fiziken gönderilen 14.12.2008 tarihli suça ilişkin evrakı içerdiği, mahkemece, temyize konu mahkûmiyet kararının da 14.12.03.2009 tarihli iddianameye konu 14.12.2008 tarihli suça ilişkin olarak verilen Beyoğlu 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 07.09.2010 tarihli 2010/2863 Esas, 2010/1450 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması suretiyle verildiğinin belirtilmesine rağmen Mahkemenin sanığa ait iki ayrı suç dosyasını karıştırmak suretiyle dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile hüküm kurduğu anlaşılarak yapılan incelemede;
Yargıtayın denetim işlevini yerine getirebilmesi için temyiz incelemesine konu hükmün gerekçe bölümünde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü ve 230 uncu maddeleri uyarınca mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması, hükmün gerekçesinde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut kanıtların
tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin belirtilmesi ve bunun nitelendirmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan yalnızca sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülükleri ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına uymamasına dair hususlar anlatılmak suretiyle hüküm kurulması, 1412 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin yedinci fıkrası kapsamında Kanuna muhalefet hâli olarak saptanmıştır.
III. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul (Kapatılan) 65. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.04.2016 tarihli ve 2016/61 Esas, 2016/183 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.04.2023 tarihinde karar verildi.