Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/19691 E. 2023/3489 K. 13.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19691
KARAR NO : 2023/3489
KARAR TARİHİ : 13.04.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Çorum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2016 tarihli ve 2016/5 Esas, 2016/21 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
7201 sayılı Tebligat Kanun’unun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın

adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesi ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin;
Sanığın yokluğunda verilen Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 08.07.2014 tarihli ve 2014/33 Esas, 2014/158 Karar sayılı kararının tebliğine ilişkin evrakta, muhatabın adreste bulunmama sebebinin sorulduğu ve keyfiyetin haber verildiği komşusunun kim olduğunun (isimden imtina etmiş olsa dahi daire numarası vs gibi ayırt edici hiçbir özelliğin) ve bu komşunun imzadan imtina edip etmediği hususunun da belirtilmediği, bu yönüyle yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşıldığından kararın kesinleşmediği, buna bağlı olarak Mahkemenin daha sonra yapmış olduğu işlemlerin hukuki geçerliliğinin bulunmadığı ve “yok” hükmünde olduğu anlaşıldığından, sanığın 27.01.2016 tarihli temyiz dilekçesinin 08.07.2014 tarihli hükmün açıklanılmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik itiraz dilekçesi niteliğinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası gereğince itiraz kanun yoluna tabi bulunması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 264 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, dava dosyasının, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.04.2023 tarihinde karar verildi.