Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/19928 E. 2023/6170 K. 05.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19928
KARAR NO : 2023/6170
KARAR TARİHİ : 05.07.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/343 E., 2015/707 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında 16.06.2014 tarihli eylem ile ilgili Adana Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.11.2014 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği 2014/67167 Soruşturma ve 2015/12609 Esas numaralı 25.05.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Sanık hakkında 25.05.2015 tarihli eylem ile ilgili Adana Cumhuriyet Başsavcılığının, 2015/37493 Soruşturma ve 2015/15150 Esas numaralı 24.06.2015 tarihli birleştirme talepli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci ve onuncu fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
3. Adana 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.07.2015 tarihli ve 2015/416 Esas, 2015/483 Karar sayılı kararı ile Esas sayılı dosyası ile Adana 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2015/343 Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya da 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2015/343 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir.
4. Adana 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.12.2015 tarihli ve 2015/343 Esas, 2015/707 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 16.06.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan, lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezası ile hak yoksunluğunun, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca açıklanmasının geri bırakılması ile sanığın beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, karar 31.12.2015 tarihinde itiraz üzerine itirazın reddi ile kesinleşmiştir. Sanık hakkında 25.05.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, onuncu fıkrası, 62 nci, 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği özetle; verilen kararı temyiz ettiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece, 16.06.2014 tarihinde İsmet isimli şahsın ikametinde meydana gelen hırsızlık olayı sebebiyle sanığın 14.07.2014 tarihinde yakalanarak alınan ifadesi sırasında uyuşturucu madde kullandığını beyan etmesi üzerine usulüne uygun alınan 15.07.2014 tarihli kan tahlilinde uyuşturucu madde kullandığı tespit edilmesi üzerine, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği sanığın denetimli serbestlik tedbirine uygun davranmaması nedeniyle erteleme kararı kaldırılarak 24.05.2015 tarihinde iddianame düzenlenerek kamu davasının açıldığı, sanığın 25.05.2015 tarihinde sanığın şüphe üzerine üst armasının yapıldığı, üzerinde uyuşturucu madde bulunduğu, hakkında daha önce 16.06.2014 tarihli eylem nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi nedeniyle doğrudan iddianame düzenlendiği anlaşılmakla 16.06.2014 tarihli eyleminden cezalandırmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 25.05.2015 tarihli eylemi nedeniyle de sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Somut olayda, sanığın 25.05.2015 tarihli eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, aynı mahkemenin 2015/416 Esas sayılı dava dosyasına kaydedildiği, Adana 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.07.2015 tarihinde fiili ve hukuki bağlantı nedeniyle birleştirilmesine ve 2015/343 Esas sayılı dosya üzerinden devamına karar verildiği, mahkemece 2015/343 Esas sayılı dava dosyasında sanığın 16.06.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca, 03.11.2014 tarihli karar ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süre ile denetimli serbestlik ve tedavi tedbirinin uygulanmasına karar verildiği, sanığın yüklenen yükümlülüklere ve uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmaması nedeniyle 25.05.2015 tarihli iddianame ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci ve onuncu fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, Adana 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.12.2015 tarihli ve 2015/343 Esas, 2015/707 Karar sayılı kararı ile sanığın 15.07.2014 tarihli eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 31.12.2015 tarihinde itirazın reddi üzerine kesinleştiği ve sanığın 25.05.2015 tarihli eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, onuncu

fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği anlaşılmakla;
1. Suç konusu uyuşturucu maddenin aleyhinde yeterli delil bulunmadığı aşamada kendisi cebinden çıkararak kolluk görevlilerine teslim etmesi ile suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunduğu anlaşıldığından, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2. Sanık hakkında, daha önce 16.06.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, 03.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının içeriğinde, sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin de gösterilmemesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığı, 03.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile, bu kararın kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı, bu kapsamda inceleme konusu olayda sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği doğrudan dava açma koşulunun oluşmadığı zira Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı usulüne uygun kesinleşene kadar kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm suçların tek suç olup ancak alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği, 03.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediği için inceleme konusu 25.05.2015 tarihli eylemin de erteleme kararı kesinleşmeden işlenmiş olduğunun göz önüne alınması gerektiği anlaşıldığından, sanığın 16.06.2014 tarihli eylem yönünden karar verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile ilgili olarak olağanüstü kanun yoluna başvurulması için bildirimde bulunup, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde suçundan açılan tüm dosyaların aslı veya onaylı örneğinin getirtilip denetime imkan verecek şekilde incelenen dosya arasına alınıp sonucuna göre, tüm deliller birlikte değerlendirilip, doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı ve sanığın eylemlerinin tek suç, iki ayrı suç ya da zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.12.2015 tarihli ve 2015/343 Esas, 2015/707 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden

hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.07.2023 tarihinde karar verildi.