Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/20559 E. 2023/5148 K. 05.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/20559
KARAR NO : 2023/5148
KARAR TARİHİ : 05.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/442 E., 2016/214 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Sanığın 04.03.2014 tarihli eylemi nedeni ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığınca 16.12.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
B. Sanığın 24.07.2015 tarihli eylemi nedeni ihlal kabul edilerek İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığının, 31.08.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
C. İskenderun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2015/442 Esas, 2016/214 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir.
II. YEREL MAHKEMENİN GEREKÇESİNDE BELİRTİLEN OLAY VE OLGULAR
Sanığın 39 uncu Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında askerlik görevini yaptığı sırada 04.03.2014 tarihinde uyuşturucu madde kullandığının tespit edildiği, sanık hakkında 16.12.2014 tarihinde kamu davası açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve kararın sanığa 20.01.2015 tarihinde tebliğ edildiği, bu tebliğ ile 5 yıl erteleme süresinin ve taktiren 1 yıl olarak ön görülen denetim süresinin başladığı, 24.07.2015 tarihinde çevreye rahatsızlık veren şahıs ihbarı ile olay yerine gidildiğinde sanığın uyuşturucu hap kullandığını ikrar ettiği, bu şekilde sanığın verilen davanın açılmasının ertelenmesi kararına aykırı davrandığı anlaşıldığından sanık hakkında atılı suçtan mahkememize kamu davası açıldığı, sanık hakkında aynı suçtan açılan başka davanın bulunmadığının anlaşıldığı, sanığın suç tarihinde uyuşturucu madde kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği anlaşılarak mahkûmiyetine karar verilmiştir.
III. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz talebi; temyiz ettiğine ilişkindir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;

1. Sanığın 04.03.2014 tarihinde işlediği uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle 16.12.2014 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, bu kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 20.01.2015 tarihinde tebliğ edildiği, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına başlanıldığı, sanığın 24.07.2015 tarihli eylemi nedeni ile 28.08.2015 tarihinde birleşme kararı verildiği ve sanığın 24.07.2015 tarihli eylemi ihlal kabul edilerek kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırıldığı ve 31.08.2015 tarihli iddianame düzenlenerek kamu davası açıldığı;
İhlal sayılan 24.07.2015 tarihli olaya ilişkin; çevreye rahatsızlık veren şahıs ihbarı ile olay yerine giden kolluk görevlilerine sanığın uyuşturucu madde kullandığı beyanı üzerine hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan ayrıca işlem yapıldığı, sanığın yapılan kan tahlilinde uyuşturucu madde kullanmadığının belirlendiği savunmasının aksine mahkûmiyete yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmediği bu hali ile ihlal oluşturan eylemin gerçekleşmediği anlaşılmakla;
24.07.2015 tarihli eylemin 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında ihlal sayılan eylem olarak kabul edilemeyeceği gözetilmeksizin sanık hakkında kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere yargılamanın durmasına, dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması,
2. Kabule göre; Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar
verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması
3. Adli emanetin 2014/555 sırasına kayıtlı uyuşturucu maddenin 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine hükmedilmesi gerekirken uygulanan anılan yasa maddesinin ilgili fıkrasının gösterilmemesi, nedenleriyle hükümde hukuka aykırılıklar tespit edilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İskenderun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2015/442 Esas, 2016/214 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2023 tarihinde karar verildi.