YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/21687
KARAR NO : 2023/5558
KARAR TARİHİ : 14.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/505 E., 2016/265 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Sanık hakkında,… Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun’la değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 23.02.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
B. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine… Cumhuriyet Başsavcılığının 07.07.2015 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
C…. 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.05.2016 tarihli ve 2015/505 Esas, 2016/265 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık 11.05.2016 tarihli dilekçesi ile temyiz talebinde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
“Dosya arasında yer alan sanığa ait infaz dosyasının incelenmesi ile sanık hakkında … 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/148 Esas, 2013/214 Karar sayılı ilamı ile tedavi ve denetimli serbestlik kararı verildiği, söz konusu kararın infazına başlanıldığı, kararın infazı sırasında sanığın bu karar kapsamında … Bölge ve Araştırma Hastanesine yaptığı başvurularında yeniden uyuşturucu madde kullanmış olduğunun tespit edilmesi ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce sanığın yeniden uyuşturucu kullanması eyleminin tedavi ve denetimli serbestlik kararının ihlali değil yeni bir suç oluşturduğu gerekçesiyle… Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulduğu anlaşılmıştır…. Cumhuriyet Başsavcılığınca 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve sanığın tedavi ve denetimli serbestliğine karar verildiği, söz konusu kararın infazına
Erciş Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce başlanıldığı, sanığa usulüne uygun çağrı kağıdının tebliğ edildiği, sanığın çağrı üzerine … Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesine çeşitli tarihlerde başvuruda bulunduğu ancak… Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 02.04.2015 tarihli yazısını elden tebliğ aldığı halde belirtilen süre içerisinde … Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurmadığının, söz konusu hastanenin 30.04.2015 tarih, 36866945-929-804 sayılı yazısı ile anlaşıldığı, sanığa denetimin gereklerine uyması konusunda Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 44 üncü maddesi uyarınca uyarıda bulunulduğu, söz konusu uyarının 15.05.2015 tarihinde sanık tarafından elden tebellüğ edildiği, sanığın uyarıya rağmen 15.05.2015 tarihinden sonra yasal süresi içerisinde hastaneye başvurmadığının, 12.06.2015 tarih, 36866945-929-1045 sayılı … Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinin evrakından anlaşıldığı, böylece sanığın denetim gereğine uymaması nedeni ile… Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının ertelenmesi kararının kaldırıldığı, dosyanın yapılan incelemesinden anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın uyuşturucu madde kullandığı, dosya arasında yer alan … Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 28.08.2013, 14.08.2013 tarihli raporlarından ve sanığın kaçamaklı beyanından anlaşıldığı” gerekçesiyle sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
1. … (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.05.2013 tarihli ve 2012/148 Esas, 2013/214 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında “Tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” karar verildiği, dosya arasında bulunan… Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 12.12.2013 tarihli,… Cumhuriyet Başsavcılığına yazılmış üst yazıdan, sanık hakkında verilen “Tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” dair kararın infazının 2013/129 DS sayılı dosyasında yapıldığı, söz konusu denetim dosyası kapsamında sanığın 25.07.2013 tarihinde … Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesine ve 24.09.2013 tarihinde Elazığ Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesine sevk edildiği, hastanelerin yapmış olduğu tetkik ve tedavi neticesinde uyuşturucu madde kullandığının tespit edildiğinin bildirilmesi üzerine incelemeye konu davanın açıldığı anlaşıldığından, … (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.05.2013 tarihli ve 2012/148 Esas, 2013/214 Karar sayılı dosyasının aslı veya onaylı örneklerinin denetime olanak verecek şekilde dosya arasına getirtilip, sanığın idrar analizlerinde uyuşturucu madde çıkmasının 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında “… ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamaz” hükmü kapsamında kalıp kalmadığının değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması,
2. 23.02.2015 tarihli kamu davasının ertelenmesi kararının 24.02.2015 tarihinde Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğüne gönderildiği, Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü tarafından çıkartılan ilk çağrı yazısının 27.02.2015 tarihinde tebliğ edildiği, kesinleşme süreleri dikkate alındığında 15 günlük itiraz süresine tabi erteleme kararı tebliğ edilmeden ve itiraz hakkı beklenilmeden, dolayısıyla kesinleşmeden Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararının kesinleşmesi beklenmeden infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı anlaşıldığından, kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak kararın kesinleşmesi halinde infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine, yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması,
3. 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı uyarınca tabi tutulduğu tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararının denetim süresi içinde işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise; 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesi,
b) Sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun’la değişik Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararının denetim süresi içinde işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararının denetim süresi içinde işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise; bu suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanık hakkında 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde gösterilen dava açma şartlarının gerçekleştiğinin sabit görülmesi halinde yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bir karar verilmesi, gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,
4. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun
ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle… 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.05.2016 tarihli ve 2015/505 Esas, 2016/265 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.06.2023 tarihinde karar verildi.