YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/21998
KARAR NO : 2023/6135
KARAR TARİHİ : 05.07.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/47 E., 2016/182 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, Urla Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 24.11.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir. Sanığın bu karara itiraz etmesi üzerine İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesi1 7.02.2015 tarih 2015/23 D.iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verdi.
2. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine Urla Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2016 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
3. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Urla 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.03.2016 tarihli ve 2016/47 Esas, 2016/182 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci, 50 nci maddesi ve 52 nci maddesi uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık 15.03.2016 tarihli dilekçesi ile ” Olayın öncesinde doktor raporunun kolluk görevlilerine kati sonuç raporu olmadığını belirtmesine rağmen Urla Savcılığı tarafından denetimli serbestlik sürecine tabi tutulması” nedeniyle kararın bozulması gerektiğini beyan ederek temyiz talebinde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
“Dosyada bulunan sanık savunması, olay tutanakları, uzmanlık raporu, laboratuvar sonucu ve tüm dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Şikayetçi Müzeyyen CİNOV’un kendisine yönelik alkol yada uyuşturucu madde kullanarak yanına yaklaşmamasına yönelik hakkında Urla Asliye Hukuk Mahkemesince alınan 16.04.2014 tarih ve 2014/85 Karar sayılı koruma kararının mevcudiyetine rağmen 13.06.2014 günü sanığın uyuşturucu madde etkisi altındayken yanına yaklaştığına dair iddia üzerine
sanık hakkında ihlal niteliğindeki eylem haricinde kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçu uyarınca soruşturma işlemine başlanıldığı, sanıktan alınan idrar örneği üzerinde yapılan incelemede sanığın vücudunda THC (esrar maddesi) bulunduğunun tespit edildiği, sanığın 13.06.2014 tarihli alınan beyanında; uyuşturucu madde kullanmadığını ifade ettiği, sanık hakkında dava açılmasının ertelenmesine karar verildiği, verilen karara sanık tarafından itiraz edildiği, İzmir 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 17.02.2015 tarih ve 2015/23 D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine dair karar verildiği, bu şekilde erteleme kararı uyarınca denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanıldığı, İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yürütülen Denetim planına göre denetim süresinin 04.05.2016 tarihinde sona ereceğinin anlaşıldığı, sanık hakkındaki denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmaya devam olunduğu 07.11.2015 tarihinde sanık üzerinde İzmir Boğaziçi Polis Merkezi Amirliğine bağlı kolluk görevlileri tarafından bir içimlik uyuşturucu madde ele geçirildiği, sanıktan ele geçirilen 0,48 gr uyuşturucu madde üzerinde yapılan inceleme sonucunda İzmir Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen raporda incelemeye konu yeşil renkli bitki parçasının esrar aktif maddelerinden THC (delta-9-tetrahidrokannabinol) etken maddesini içeren bitki parçası olduğunun, elde edilebilecek esrar miktarının 0,288 gr olarak hesaplandığının, inceleme konusu maddelerin tamamının kullanıldığının belirtildiği, mahkememizce ifadesi alınan sanığın bi polar hastası olduğunu, bu hastalığı nedeni ile manik atakları geçirdiğini, doğum gününden bir gün önce yine manik atağı geçirdiği için gidip Güney Mahallesinden ot tabir edilen uyuşturucu maddesini aldığını, dönüşte yunusların kendisini durdurduğunu kendisinin de üzerindeki uyuşturucu maddesini yunuslara teslim ettiğini, denetim süresinde uyuşturucudan uzak durması gerektiğini bildiğini ancak rahatsızlığından dolayı böyle bir durum olduğunu, suç işleme kastının olmadığını savunmuş ise de; bu savunmasını soruşturma aşamasında dile getirmemesi, yine hastalığına ilişkin soyut beyan dışında delilinin bulunmaması ile iddia ettiği hastalığı olması halinde buna ilişkin tedavi hizmetini sağlık kuruluşlarından alması gerektiği gözetildiğinde, denetim süresi içerisinde tekrardan uyuşturucu madde kullanmasının üzerine atılı suçla ilgili illiyet bağının bulunmaması nedeniyle savunmalarına itibar edilmemiştir. Sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinde düzenlenen kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde satın almak suçunu oluşturduğu” gerekçesiyle sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
1. 13.06.2014 tarihinde annesi…’un şikayeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında 5271 sayılı Kanun’un 75 inci maddesi kapsamında Urla Sulh Ceza Mahkemesinin 14.06.2014 tarih,
2013/192 D.iş sayılı karara istinaden sanıktan alınan örneklere dair “THC (Esrar ) Olası pozitif” yazılı 14.06.2014 tarihli 18599462 protokol nolu, İzmir Katip Çelebi Hastanesi Klinik Farmakoloji ve Toksikoloji Laboratuvarı sonuçlarına ilişkin olarak düzenlenmiş raporun getirtilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2. 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı uyarınca tabi tutulduğu tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
a. Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararının denetim süresi içinde işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise; 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesi,
b. Sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ikinci fıkrası maddesi uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararının denetim süresi içinde işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un
191inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararının denetim süresi içinde işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise; bu suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde gösterilen dava açma şartlarının gerçekleştiğinin sabit görülmesi halinde yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bir karar verilmesi, gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,
3 . Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Urla 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.03.2016 tarihli ve 2016/47 Esas, 2016/182 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.07.2023 tarihinde karar verildi.