YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3558
KARAR NO : 2023/2697
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesi hükmünün eleştirilip, istinaf başvurusunun
esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin
hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.06.2018 tarihli ve 2018/106 Esas, 2018/292 Karar sayılı kararı ve aynı Mahkemenin 06.12.2018 tarihli ve 2018/405 Esas, 2018/499 Karar sayılı kararı ile İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/45 Esas sayılı dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle dosyaların birleştirilmesine, yargılamaya İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/45 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir.
B. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.12.2018 tarihli ve 2018/45 Esas, 2018/435 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 31.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 13 yıl 9 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına; sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 31.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 10.05.2019 tarihli ve 2019/891 Esas, 2019/1395 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan, sanıklar … ve
… yönünden re’sen de istinafa tabi olan hükümlere yönelik sanıklar müdafileri ile sanık …’ın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.
B. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Sanığın uyuşturucu madde ticareti yapmadığına,
2. Yeterli delil bulunmadığına,
3. Gizli soruşturmacıların kışkırtıcı ajan gibi davrandığına,
İlişkindir.
C. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Sanığın atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına,
2. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 11.05.2017 tarih ve 2017/1970 D.İş sayılı kararına istinaden 5271 sayılı Kanun’un 139 uncu maddesi uyarınca gizli soruşturmacı görevlendirildiği, sanık …’in gizli soruşturmacılara 19.05.2017 ve 31.08.2017 tarihlerinde uyuşturucu madde sattığı, sanığın görüntülerdeki kişinin kendisi olduğu yönünde ikrarda bulunduğu, gizli soruşturmacının sanıktan birden fazla kez uyuşturucu almasının ayrıca suç oluşturmayacağı ve bu nedenle sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayacağı, ancak sanığın 25.10.2017 tarihinde kullanıcı tanığa da uyuşturucu madde sattığı dikkate alındığında, sanığın zincirleme şekilde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği, öte yandan, sanığın uyuşturucu maddeyi … isimli şahıstan aldığını belirtmesi üzerine adı geçen kişinin tanık olarak dinlendiği, ancak iddiaları kabul etmediği ve hakkında dava açılmadığı, ayrıca sanığın beyanı üzerine anılan kişi yönünden soruşturmaya başlanmadığı değerlendirildiğinde sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığı; sanık …’ın gizli soruşturmacılara 29.05.2017 ve 29.08.2017 tarihlerinde uyuşturucu madde sattığı, sanığın görüntülerdeki kişinin kendisi olduğu yönünde ikrarda bulunduğu dikkate alındığında, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği, 29.08.2017 tarihli eylemin gerçekleştiği yerin Bilgi Üniversitesine yürüme mesafesinin 30 metre olduğu, bu nedenle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin uygulandığı, ayrıca birden fazla nitelikli halin gerçekleşmesi nedeniyle temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlendiği; sanık …’in gizli soruşturmacıya 25.09.2017 tarihlerinde uyuşturucu madde sattığı, sanığın görüntüdeki kişinin kendisi olduğu yönünde ikrarda bulunduğu, 01.10.2017 tarihinde usulüne uygun arama kararına istinaden sanığın ikametinde yapılan aramada satışa hazır 94 fişek sentetik kannabinoid ve MDMA etken maddesi içeren 17 adet tablet ele geçirildiği dikkate alındığında, sanığın zincirleme şekilde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, sanık …’ın gizli soruşturmacıya MDMB etken maddesi içeren uyuşturucu maddeyi Bilgi Üniversitesi’ne
30 metre mesafede verdiği, olay yerinde keşif yapılarak 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanma koşullarının oluşması halinde aynı Kanun maddesinin (a) bendinin de ihlal edilmesi nedeniyle temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmemesi; sanık …’in 25.09.2017 tarihli eylemiyle ilgili olarak 30.01.2018 tarihinde iddianame düzenlendikten sonra 27.02.2018 tarihinde gerçekleştirdiği eyleminin ayrı bir suç oluşturduğu ve her iki eylemi nedeniyle ayrı ayrı mahkûmiyet hükmü kurulması yerine koşulları oluşmadığı halde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması yönünde yapılan eleştiriler dışında isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanıklar … ve … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına, delillerin takdir ve tayinine ilişkin tespitinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; sanıklar müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümlerde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak aşağıda belirtilenler dışında hükümlerde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
1. Sanık …’ın gizli soruşturmacıya uyuşturucu madde sattığı yerin Bilgi Üniversitesine yürüme mesafesinin 30 metre olduğu, bu nedenle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin uygulandığı, ayrıca aynı Kanun maddesinin (a) bendinin de ihlal edilmesi nedeniyle temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlendiği anlaşılmakla, bölge adliye mahkemesinin eleştirisi,
2. Suç tarihlerinin gerekçeli karar başlığında sanık … yönünden ”19.05.2017, 31.08.2017, 25.10.2017”, sanık … yönünden ”29.05.2017, 29.08.2017” yerine hatalı olarak ”25.09.2017” yazılması,
3. Sanıklara verilen adli para cezasının 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca taksitlendirilmesine karar verildikten sonra kararda, adli para cezasının ödenmemesi halinde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği ihtarına yer verilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuş, bu hususların Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin üçüncü fıkrası ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda hükümlünün koşullu salıvermeden yararlanamayacağı hususu düzenlenmiş olup, mahkemece sanık … hakkında tekkerrür uygulamasına esas alınan ilamda 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulandığı ve bu nedenle sanığın ikinci kez mükerrer olduğu anlaşıldığı halde cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık … hakkında koşulları oluşmadığından etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına, delillerin takdir ve tayinine ilişkin tespitinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; sanıklar müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümlerde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
1. Zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesiyle uygulama yapılabilmesi için cezalandırılabilir nitelikte birden fazla eylemin bulunması gerektiği, sanığın 25.09.2017 tarihinde alıcı görevlilere uyuşturucu madde sattığı sabit ise de; ikamet aramasında ele geçirilen uyuşturucu maddenin sabit olan eylemin devamı niteliğinde olduğu ve delil toplama faaliyeti kapsamında ele geçirildiğinin kabulü gerektiğinden, zincirleme suç hükümlerinin uygulama şartlarının oluşmadığı gözetilmeden, aynı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca cezasında artırım yapılması,
2. Suç tarihlerinin gerekçeli karar başlığında sanık … yönünden ”25.09.2017, 01.10.2017” yerine hatalı olarak ”25.09.2017” yazılması,
3. Sanığa verilen adli para cezasının 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca taksitlendirilmesine karar verildikten sonra kararda, adli para cezasının ödenmemesi halinde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği ihtarına yer verilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A. Sanıklar … ve … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin A bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 10.05.2019 tarihli ve 2019/891 Esas, 2019/1395 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği Bölge Adliye Mahkemesi hükmündeki,
1. Eleştiri içeren 1-(A) paragrafının tümüyle çıkarılması,
2. Suç tarihinin çıkarılması ve yerine sanık … yönünden ”19.05.2017, 31.08.2017, 25.10.2017”, sanık … yönünden ”29.05.2017, 29.08.2017” olarak yazılması,
İlk derece mahkemesi hükmündeki,
3. Sanıklara verilen adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin kısımlarına “…kazanmasına” ibarelerinden sonra gelmek üzere “ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına” ibarelerinin eklenmesi,
Suretiyle, Bölge Adliye Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılıkların DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanıklar hakkındaki salıverilme taleplerinin reddine,
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin B bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 10.05.2019 tarihli ve 2019/891 Esas, 2019/1395 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.