YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3600
KARAR NO : 2020/8294
KARAR TARİHİ : 30.11.2020
Mahkeme : İZMİR Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi
Suçlar : 1- Uyuşturucu madde ticareti yapma
2- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma (Sanık … hakkında)
Hükümler : Sanıkların mahkûmiyetlerine dair İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.05.2019 tarih 2018/404 esas ve 2019/216 karar sayılı ilamına yönelik istinaf istemlerinin sanıklar … ve … yönünden esastan reddi, sanık … yönünden ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden mahkûmiyet
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler sanıklar … ve … ile sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmekle, temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Sanık … müdafiine 15/03/2020 tarihinde tebliğ edilen karar CMK’nın 291. maddesinde yazılı 15 günlük temyiz süresi geçtikten sonra 20/04/2020 tarihinde sanık müdafii tarafından temyiz edilmişse de, COVİD-19 salgını sebebiyle 7226 sayılı Kanun geçici 1. madde ve 29/04/2020 tarih, 2480 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile tüm adli sürelerin 13/03/2020 tarihinden itibaren 15/06/2020 tarihine kadar durdurulması karşısında, temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilmiştir.
1- Sanık … hakkındaki hükmün incelenmesinde:
Hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesinden sonra, sanık …’un 20/10/2020 ve 26/10/2020 tarihinde tutuklu bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü aracılığıyla gönderdiği dilekçelerinde “…temyiz isteğimden vazgeçiyorum.”, şeklindeki beyanları ile temyiz isteğinden vazgeçtiği, sanığın 19/11/2020 tarihli dilekçesi ile de “dosyanın Yargıtay Dairesi tarafından incelenmesini talep ve arz ederim” şeklindeki beyanı ile temyiz talebinde bulunduğu, temyizden vazgeçen sanığın temyiz süresini geçirdikten sonra temyiz isteminde bulunmasının hukuki değerden yoksun olduğu anlaşıldığından, sanığın temyiz talebinin reddine ve hükmün İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
2- Sanık … hakkındaki hükmün incelenmesinde:
5271 sayılı CMK’nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile CMK’nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede;
Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükme ilişkin istinaf talebinin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararı hukuka uygun bulunduğundan sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz isteğinin CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
3- Sanık … hakkındaki hükmün incelenmesinde:
5271 sayılı CMK’nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile CMK’nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık ve müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede;
1-) CMK’nın 280/1-a maddesi gereğince “İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303. maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine” karar verilebileceği düzenlenmiş olup, bu kapsama girmeyecek şekilde bölge adliye mahkemesince beraat, cezadan indirim yapılmasına veya TCK’nın 188/3. maddesinin kaldırılmasına karar verilebilmesi için CMK’nın 280/1-g. maddesi uyarınca duruşma açılarak, delil değerlendirmesi yapıldıktan sonra eylemin kabulüne göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-) Suç tarihinden önce 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191. maddesinin 8. fıkrasında, 188 veya 190. maddelerde tanımlanan suçlardan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun 191. madde kapsamına girdiğinin anlaşılması halinde, sanık hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verilmesi hükme bağlanmış, 191. maddenin 9. fıkrasında ise “Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümlerinin uygulanacağı…” belirtilmiştir.
Dolayısıyla sanık hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan dolayı açılan davada, yapılan kovuşturma sonucunda sanığın sabit olan eyleminin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğunun anlaşılması durumunda, suç vasfındaki değişiklik nedeniyle Mahkemece 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191. maddesinin 8. fıkrası uyarınca, “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan hüküm kurulma aşamasına gelindiğinde; öncelikle, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti gerektiğinden; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının denetim süresi içinde işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde 6545 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilmiş ve infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
a) Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 6545 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı varsa ve yargılama konusu olan suç, bu erteleme kararının ihlali niteliğinde görülüyorsa, Cumhuriyet Savcılığına ihbarda bulunulup erteleme kararı verilen suça ilişkin olarak dava açılması sağlanarak, her iki suça ilişkin davaların birleştirilmesi ve delillerin tartışılmasından sonra, aynı Kanunun 191. maddesinin 5. fıkrası da gözetilmek suretiyle, suç tarihi itibarıyla, 6545 sayılı Yasa ile değişik TCK’nın 191. maddesi çerçevesinde bir hüküm kurulması,
b) Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle;
1) 6545 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı yoksa,
2) Ya da 6545 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı varsa ve kovuşturma sonuçlanmış ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmişse,
3) Ya da 6545 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı varsa ve kovuşturması devam ediyorsa, verilecek hüküm inceleme konusu davada verilecek kararı da etkileyeceğinden, her iki suça ilişkin davaların birleştirilmesi ve delillerin tartışılmasından sonra, önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilecek olursa,
Mahkûmiyetle sonuçlanmayan yukarıdaki (b) ve (c) bentlerine giren durumlarda da önceki suç nedeniyle TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilmiş olan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı yok hükmünde sayılacağından, sanık hakkında, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki şartlar dikkate alınmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi zorunlu olup, Yasanın amir hükmü olduğu için sanığın önceki hükümlülükleri bu maddenin uygulanmasına engel teşkil etmeyeceğinden, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değişik TCK’nın 191 maddesinin 8. fıkrası uyarınca, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasında belirtilen şartlar aranmaksızın, suç tarihi itibarıyla, 6545 sayılı Yasa ile değişik TCK’nın 191. maddesi hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”, karar verilmesi,
c) Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle;
1) 6545 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı varsa ve yargılama konusu olan suç, bu erteleme kararının ihlali niteliğinde değilse, ayrıca önceki suçtan mahkûmiyet kararı veya erteleme süresinin olumlu geçirilmesi nedeniyle 6545 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191. maddesinin 7. fıkrası uyarınca ”kovuşturmaya yer olmadığı” kararı verilmişse;
2) Ya da 6545 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı varsa ve kovuşturması devam ediyorsa, verilecek hüküm inceleme konusu davada verilecek kararı da etkileyeceğinden, her iki suça ilişkin davaların birleştirilmesi ve delillerin tartışılmasından sonra, önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilecek olursa,
Bu suç doğrudan soruşturulması ve kovuşturulması gereken bir suç olacağından yargılamaya devam edilerek, suç tarihi itibarıyla, 6545 sayılı Yasa ile değişik TCK’nın 191. maddesi çerçevesinde bir hüküm kurulması,
Gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olup, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.02.2020 – 2019/2134 esas ve 2020/293 kararı hukuka aykırı bulunduğundan, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca, BOZULMASINA,
28/02/2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanunun 8. maddesi ile değişik CMK’nın 304/1. maddesi uyarınca dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine, kararın bir örneğinin İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine
30.11.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.