Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/3996 E. 2020/7009 K. 09.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3996
KARAR NO : 2020/7009
KARAR TARİHİ : 09.11.2020

Mahkeme : ANTALYA 24. Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm : Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyulmaması üzerine mahkûmiyet

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
1- Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına Bodrum A1 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başladığı ve 19.10.2012 tarihinde tahliye edildiği, sanığın cezaevinde tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında yükümlülüklerine uygun davrandığı, sanığın cezaevinden tahliye olurken bildirdiği adrese Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurması için çıkartılan çağrı yazısının aynı adreste oturan eşine tebliğ edildiği, Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurmaması üzerine infaz dosyasının kaydının kapatıldığı, ancak infaz başlamış olduğu için sanığın çağrıya uymamakla yapmış olduğu bu ihlalden dolayı uyarılması, uyarıya rağmen başvuruda bulunmaması halinde infaz dosyasının kaydının kapatılması gerektiği cihetle, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymamakta ısrar etmesinin şartları oluşmadığından, 23.11.2010 tarih ve 2010/1209 esas ve 2010/852 karar sayılı tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazının devamına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi,
2- Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığı kabul edilerek 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair 10.01.2014 tarihli kararın temyiz incelemesini yapan Dairemizin 24.12.2018 tarih ve 2015/1998 esas 2018/9762 karar sayılı bozma ilamı ile sanığın temyize gelen bu dosyadaki suçu başka bir davada hakkında verilmiş olan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin tespit edilmesi istenmiş olmakla, mahkemece bu bozma nedeninin araştırılmasına yönelik olarak sanığın UYAP sistemi üzerinde açık durumda bulunan dosyalarına bakılmakla yetinilerek, sanığın temyize gelen bu dosyadaki suçu başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin sırasında işlemediğinin duruşma zaptına geçirildiği, UYAP sistemi üzerinde sanığın kapalı durumda bulunan dosyalarından yapılan araştırmada, Bakırköy (Kapatılan) 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 26.01.2010 tarih ve 2007/445 esas 2010/7 sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği, tedbirin 17.03.2010 tarihinde kesinleştiği, anılan mahkemenin 15.06.2012 tarih ve 2007/445 esas 2010/7 sayılı ek kararı ile sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymaması üzerine sanık hakkında 10 ay hapis cezasına hükmedilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmekle; Bakırköy (Kapatılan) 4. Sulh Ceza Mahkemesinin anılan dosyasından verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infaz edildiği tarihlerin araştırılarak, Dairemizin 24.12.2018 tarih ve 2015/1998 esas 2018/9762 karar sayılı bozma ilamındaki bozma nedenlerine göre değerlendirme yapılması gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,
3- Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TCK’nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 09/11/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.