YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5143
KARAR NO : 2020/3820
KARAR TARİHİ : 21.09.2020
Adalet Bakanlığının, 14/07/2020 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki kamu davasının düşürülmesine dair Bakırköy (kapatılan) 16. Sulh Ceza Mahkemesinin 18/07/2019 tarihli ve 2010/79 esas, 2010/40 sayılı ek kararının kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 27/07/2020 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanığın 02/03/2010 tarihinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 191/6. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair, Bakırköy (kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 21/09/2010 tarihli ve 2010/1427 esas, 2010/994 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlandığı,
2- Hükümlünün, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirdiği gerekçesiyle, Bakırköy (kapatılan) 16. Sulh Ceza Mahkemesinin 18/07/2019 tarihli ve 2010/79 esas, 2010/40 sayılı ek kararıyla TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca «kamu davasının düşmesine» karar verildiği ve kararın yasa yoluna başvurulmadan kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “Dosya kapsamına göre, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyduğundan bahisle kamu davasının düşürülmesine dair karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 191/7. maddesi uyarınca, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması hâlinde mahkûm olduğu cezanın infaz edilmiş sayılacağı ve Cumhuriyet savcılığınca sadece yerine getirme fişi tanzim edilmesi gerektiği kaldı ki Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da 10/07/2013 tarihli yerine getirme fişi düzenlenmiş olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde düşme kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek, Bakırköy (kapatılan) 16. Sulh Ceza Mahkemesinin 18/07/2019 tarihli ve 2010/79 esas, 2010/40 sayılı ek kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
21/09/2010 tarihli ilk hüküm tarihinde yürürlükte olan 5560 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191. maddesinin 7. fıkrası gereğince, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan hükümlünün, mahkûm olduğu cezanın infaz edilmiş sayılması yerine “kamu davasının düşürülmesine” karar verilmesi yasaya aykırı ise de, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası hükümlü lehine hükümler içermekte olup, Mahkemece infaz aşamasında 18/07/2019 tarihli kararla yapılan değerlendirme esnasında, öncelikle hükümlü lehine uyarlama yapılması gerektiğinden, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığının, varsa hükümlünün bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde hükümlünün infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
a) Hükümlü bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesiyle değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”
b) Hükümlü bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise, daha önceki tarihlerde işlediği aynı suçtan dolayı verilmiş olan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararları dikkate alınmaksızın, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan hükümlü hakkında, 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 68. maddesiyle değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesiyle 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”,
Karar verilmesi gerektiğinden, kanun yararına bozma talebi bu yönüyle ve değişik gerekçeyle yerindedir.
D) Karar :
Açıklanan nedenlerle, kanun yararına bozma talebi yerinde görüldüğünden; kamu davasının düşmesine ilişkin Bakırköy (kapatılan) 16. Sulh Ceza Mahkemesinin 18/07/2019 tarihli ve 2010/79 esas, 2010/40 sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 21.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.