YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5449
KARAR NO : 2020/4827
KARAR TARİHİ : 05.10.2020
Mahkeme : Ceza Dairesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hükümler : 1)Mahkûmiyet; İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 16/10/2018 tarihli, 2018/270 esas ve 2018/303 sayılı kararı
2)İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi;İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’nin 21/02/2019 tarihli, 2018/3431 esas ve 2019/422 kararı
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmekle, temyiz edenlerin sıfatı, başvuru süreleri, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A)Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde:
Sanık … müdafiinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteminin, hükmedilen cezanın süresine göre, CMK’nın 299. maddesi uyarınca reddine karar verilerek, duruşmasız olarak inceleme yapılmıştır.
5271 sayılı CMK’nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile CMK’nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık müdafiinin temyiz dilekçesindeki temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede,
1)Dosya kapsamına göre, sanık …’ın, 06/02/2018 tarihli olay tutanağının içeriğini inkar ederek, “kolluk görevlilerince yakalandığı sırada, yere uyuşturucu madde atmadığını, ele geçen madde ile ilgisi olmadığını” istikrarlı şekilde beyan etmesi karşısında, olay tutanağında imzası bulunan tutanak düzenleyici kolluk görevlilerinin, usulüne uygun şekilde duruşmaya davet edilerek, tanık sıfatı ile beyanlarına başvurulması ve sonucuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2)Kabule göre de;
a)Uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu düzenleyen ve “beş günden yirmi bin güne kadar” adli para cezası öngören 6545 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 188/3. maddesinde, 25/08/2017 tarihinde yürürlüğe giren 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 137. maddesi ile yapılan değişiklikle (08/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7078 sayılı Kanun’un 132. maddesi ile kanunlaşan), adli para cezasının alt sınırının “bin gün” olarak belirlendiği dikkate alındığında, somut olayda suç tarihinin, 694 sayılı KHK’nın yürürlük tarihinden sonra olması nedeni ile, temel adli para cezasının “1000 (bin) günden” az olamayacağı gözetilmeyerek, “5 (beş) gün” şeklinde eksik ceza tayin edilmesi,
b)Hükümden sonra 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile yapılan değişik nedeniyle TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olup, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’nin 21/02/2019 tarihli, 2018/3431 esas ve 2019/422 karar sayılı hükmü hukuka aykırı bulunduğundan, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK’nın 307. maddesinin 4. fıkrası uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, suçun niteliği, tutuklu kalınan süre ve bozma sebebine göre sanık … hakkındaki salıverilme talebinin reddine,
B)Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde:
5271 sayılı CMK’nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile CMK’nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık müdafiinin temyiz dilekçesindeki temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede,
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1)Soruşturma aşamasında uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştiği yerin ve TCK’nın 188/4-b maddesi kapsamında kalan yerlere mesafesinin tespitine ilişkin dosya içerisinde herhangi bir tutanak veya krokinin mevcut olmadığı, kovuşturma aşamasında ise mahkemenin talebi üzerine, ölçümün yapıldığı yerler, ölçüm şekli ve mesafe açıkça gösterilmeden düzenlenen 08/06/2018 ve 29/06/2018 tarihli tutanaklarda “…Boğa heykeline 200 metre mesafede Osmanağa Camii olduğu anlaşılmıştır.” ifadesine yer verildiği anlaşılmakla, somut olayda, uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun işlendiği yerin, tutanak düzenleyici kolluk görevlilerinin tanıklığına başvurularak açıkça tespit edilmesi ve söz konusu yerin, TCK’nın 188/4-b kapsamında yer alan yerlere mutad ulaşım yolları ile (yaya yürüme yada araçla tespit edilecek) mesafesinin iki yüz metreden yakın olup olmadığının gerektiğinde keşif de yapılmak suretiyle kesin olarak belirlenmesi ve sonucuna göre, sanık hakkında TCK’nın 188/4-b maddesinin uygulanma koşulları olup olmadığının tartışılması gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ile karar verilmesi.
2)Uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu düzenleyen ve “beş günden yirmi bin güne kadar” adli para cezası öngören 6545 sayılı Kanun’la değişik TCK’nın 188/3. maddesinde, 25/08/2017 tarihinde yürürlüğe giren 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 137. maddesi ile yapılan değişiklikle(08/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7078 sayılı Kanun’un 132. maddesi ile kanunlaşan), adli para cezasının alt sınırının “bin gün” olarak belirlendiği dikkate alındığında, somut olayda suç tarihinin, 694 sayılı KHK’nın yürürlük tarihinden sonra olması nedeni ile, temel adli para cezasının “1000 (bin) günden” az olamayacağı gözetilmeyerek, “5 (beş) gün” şeklinde eksik ceza tayin edilmesi,
3)Hükümden sonra 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile yapılan değişik nedeniyle TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olup, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’nin 21/02/2019 tarihli, 2018/3431 esas ve 2019/422 karar sayılı hükmü hukuka aykırı bulunduğundan, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK’nın 307. maddesinin 4. fıkrası uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesine; kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmesine, 05/10/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.