YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5452
KARAR NO : 2020/4824
KARAR TARİHİ : 05.10.2020
Mahkeme : Ceza Dairesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hükümler : 1)Mahkûmiyet; Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 22/08/2019 tarihli, 2018/455 esas ve 2019/340 karar sayılı kararı ile
2)İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’nin 21/11/2019 tarihli, 2019/3590 esas ve 2019/1976 karar sayılı kararı ile
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmekle, temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık … müdafiinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteminin, 08/03/2018 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 299/1-1. cümlesine getirilen değişiklik uyarınca takdiren reddine karar verilerek duruşmasız inceleme yapılmıştır.
5271 sayılı CMK’nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile CMK’nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerindeki temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede,
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1)Dosya kapsamından, uyuşturucu madde satışının, sanık …’e ait park halindeki özel aracın içerisinde gerçekleştiği anlaşılmakla, araçlar, “umumi veya umuma açık yerler” olarak nitelendirilemeyeceğinden, sanıklar hakkında TCK’nın 188/4-b maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılarak fazla ceza tayin edilmesi;
2)6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde yer alan “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir…” şeklindeki düzenleme ve TCK‘nın 52/4. maddesinde yer alan “…ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği belirtilir.” ibaresi birlikte dikkate alındığında, mevcut yasal düzenlemelerle çelişmediği ve infazı kısıtlamadığı halde, ilk derece mahkemesinin hükmünde yer alan söz konusu ihtarın, bölge adliye mahkemesince hüküm fıkrasından çıkartılması,
3)Hükümden sonra 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile yapılan değişik nedeniyle TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olup, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’nin 21/11/2019 tarihli, 2019/3590 esas ve 2019/1976 karar sayılı hükmü hukuka aykırı bulunduğundan, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, suçun niteliği, tutuklu kalınan süre ve bozma sebebine göre sanıklar hakkındaki salıverilme taleplerinin reddine, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca dosyanın Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesine; kararın bir örneğinin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’ne gönderilmesine, 05/10/2020 tarihinde Başkan … ve Üye …’ün karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.
(K.O) (K.O)
KARŞI OY
Suç tarihinde Dağlıoğlu Mahallesi 14112 sokak ile 14148 sokakların arasında bulunan boş arsa ile Küçükoba camiinin civarında 34 ADE 624 plaka sayılı araç ile iki şahsın uyuşturucu madde sattığı, alıcılarla telefon ile irtibat kurarak buluştukları bilgisi alınması üzerine, belirtilen bölgede yapılan fiziki takip sırasında saat 22:35 sıralarında hakkında “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan ayrıca işlem yapılan tanık …’ın yaya olarak gelerek beklediği ve birkaç kez telefon görüşmesi yaptığının görüldüğü, akabinde istihbari bilgiye konu aracın 14148 sokak içerisine gelerek park ettiği ve araçtan inen sanık …’ın, tanık … ile görüştükten sonra beklemesini söyleyerek, ara sokaklara doğru gidip, iki dakika sonra yeniden tanığın yanına geldiği ve tanıktan araca binmesini istediği, aracın sağ ön yolcu koltuğuna binen Halil ile araçta bulunan sanıklar arasında uyuşturucu madde alışverişi gerçekleşeceği değerlendirilerek, saat 22.50 sıralarında fiziki takibe son verilip, araca yaya olarak yaklaşıldığı sırada, Halil’in sanık …’a bir miktar para verdiğinin, bunun karşılığında Emrah’ın da pantolonunun sağ cebinden çıkardığı cismi Halil’e verdiği görülerek müdahale edildiğinde, Emrah’ın, Halil’e uzattığı iki fişek halinde daralı 4,8 gram esrarın yerde olduğunun tespit edildiği, şahıslardan araçtan inmeleri istendiğinde, sürücü koltuğunda oturan sanık …’in elinde bulunan cep telefonunu ve bataryasını yere attığı; kovuşturma aşamasında yapılan keşif sonrası düzenlenen 01/04/2019
./..
tarihli bilirkişi raporunda, “uyuşturucu madde satışının, Küçükoba Camiine 80 metre mesafede gerçekleştiği” tespitine yer verildiği anlaşılmış olup, eylemin sübütu ve nitelendirilmesi yönünden sayın çoğunluk ile ihtilaf yoktur. Ancak; sayın çoğunluk uyuşturucu madde alışverişinin aracın içinde yapıldığını, aracın ise umumi veya umuma açık yer olmadığını, bu nedenle TCK’nın 188/4-b maddesinin uygulanmayacağını kabul ederek, temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulmasına karar vermiştir. Oysa uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun TCK’nın 188/4-b maddesinde sayılan yerlere 200 metreden yakın mesafedeki umumi veya umuma açık yerlerde yapılması halinde bu maddenin uygulanması gerekir.
Olayımızda sanıklar, içinde bulundukları aracı, TCK’nın 188/4-b maddesinde sayılan caminin yakınına park ederek, aracın içerisine aldıkları kullanıcı Halil’e uyuşturucu madde satmışlardır. Burada satışın araç içerisinde yapılmış olması, satış yapılan yerin umumi yer olmadığı sonucunu doğurmaz. Zira otomobil hareket eden bir araçtır ve sanıklar kendi iradeleri ile aracı caminin yakınına park edip satış yapmışlardır. Başka bir ifade ile uyuşturucu satışı yapılan tezgah caminin yakınına kurularak satış yapılmıştır. Aksi düşüncenin kabulü sanıkların araçlarını okulun yada caminin veya TCK’nın 188/4-b maddesinde sayılan yerlerin bahçesine veya tam karşısına park edip araç içinden uyuşturucu madde satması halinde, TCK’nın 188/4-b maddesinin konuluş amacına aykırı olarak umumi yer sayılmayıp bu maddenin uygulanmaması sonucunu doğurur ki, bu halde TCK’nın 188/4-b maddesinin uygulama alanı çok daraltılmış olur. Uyuşturucu madde satılan yer, TCK’nın 188/4-b maddesinde sayılan yerin bitişiğindeki evin içi olsa idi, burada evin yeri değiştirilemeyeceğinden ve evin içi de umumi yer olmayacağından, TCK’nın 188/4-b maddesi uygulanmazdı. Ancak bu olayda olduğu gibi araç hareket eden ve yeri değiştirilebilen bir vasıta olup bir nevi uyuşturucu madde satışı yapılan tezgah olarak kabul edilmesi gerektiğinden, satış yapılan aracın park edildiği yerin, TCK’nın 188/4-b maddesinde sayılan yerlere 200 metreden yakın mesafe içindeki umumi yer olması halinde, artık burada TCK’nın 188/4-b maddesinin uygulanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, sanıklar hakkındaki temyiz istemlerinin düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun bozma düşüncesine iştirak etmiyoruz.