YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5537
KARAR NO : 2021/12037
KARAR TARİHİ : 18.11.2021
İNCELENEN KARARLA
İLGİLİ BİLGİLER
Mahkeme : İZMİR Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler sanıklar müdafileri ile sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … tarafından temyiz edilmekle, temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-Sanıklar … ve … hakkında verilen hükümlere yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde :
Hükümlerin sanıklar müdafileri ve sanık … tarafından temyiz edilmesinden sonra, tutuklu sanık …’ün 01.09.2020 ilâ 08.10.2021 tarihleri arasında müteaddit defa verdiği dilekçeleri ile “…temyiz hakkından vazgeçiyorum, dosyamın onanmasını istiyorum…” şeklindeki beyanı, sanık …’ın 27.09.2020 tarihli dilekçesi ile “…temyiz hakkımdan vazgeçtim.” şeklindeki beyanı ile vekaletnamesinde kanun yollarından feragat yetkisi bulunan sanık müdafii Av. … Eğdemir’in 21.12.2020, 17.01.2021, 08.02.2021, 12.04.2021 tarihli dilekçeleri ve Av. …’nun 13.04.2021 tarihli dilekçesi ile temyiz isteklerinden vazgeçmeleri nedeniyle hükümlerin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
B-Sanık … hakkında verilen hükmün incelenmesinde :
5271 sayılı CMK’nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de dikkate alınarak sanık ve müdafiinin dilekçelerindeki temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönlerine ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere göre yapılan incelemede,
TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak 7242 sayılı Yasa ile yapılan değişikliklerin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan ilk derece mahkemesince kurulan hükme ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararı hukuka uygun bulunduğundan, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz isteklerinin CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
C-Sanıklar …, …, … ve … hakkında verilen hükümlerin incelenmesinde :
Sanıklar …, …, … ve … müdafileri süresinde duruşma talebinde bulunmuşlar ise de; dosya kapsamı dikkate alınarak 5271 sayılı CMK’nın 299. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanıklar hakkındaki inceleme takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır.
CMK’nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de dikkate alınarak sanıklar müdafileri ile sanıklar …, …, …, …’ın dilekçelerindeki temyiz sebeplerinin hükümlerin hukuki yönlerine ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere göre yapılan incelemede,
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;
1-Sanıklara verilen adli para cezasının TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca taksitlendirilmesine karar verildikten sonra kararda “ödenmeyen para cezasının hapse çevrileceği” belirtilmeyerek TCK’nın 52/4. maddesinin son cümlesine aykırı davranılması,
2-Hükümden sonra TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanıkların durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafileri ile sanıklar …, …, … ve …’ın temyiz istekleri bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, CMK’nın 302. maddesi gereğince hükümlerin BOZULMASINA, ancak bu durumların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 303. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, ilk derece mahkemesi hükmünün; 1-Hüküm fıkrasının, sanıklara verilen adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin (E-5) ve (F-5) olarak gösterilen paragraflarına “…taksitlerden birisinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan cezanın bir seferde alınacağının” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve ödenmeyen para cezasının hapse çevrileceğinin” ibaresinin eklenmesi,
2-TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili (E-6) ve (F-6) olarak gösterilen paragraflarında “…iptal edilen hususlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler” ibaresinin yazılması,
Suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi hükümlerinin DÜZELTİLEREK TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİNE, hükmolunan hapis cezasının süresi ile tutuklama tarihine göre, sanıklar …, …, … ve … hakkındaki tahliye taleplerinin reddine,
D-Sanıklar … ve Cemil Tunç hakkında verilen hükümlerin incelenmesinde :
Sanık … müdafii süresinde duruşma talebinde bulunmuş ise de; dosya kapsamı dikkate alınarak 5271 sayılı CMK’nın 299. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanık hakkındaki inceleme takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır.
CMK’nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de dikkate alınarak sanıklar müdafileri ile sanık …’ın dilekçelerindeki temyiz sebeplerinin hükümlerin hukuki yönlerine ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere göre yapılan incelemede,
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;
1-Sanık … ile hakkında düzeltilerek temyiz isteminin esastan reddine dair karar verilen sanık … arasındaki 30.03.2017 ve 31.03.2017 tarihli mesajlar ile 05.04.2017 tarihli konuşmaların sadece buluşmaya yönelik olduğu, sanık … ile beraat eden sanık … arasında gerçekleşen 11.04.2017 tarihli konuşma içeriğinin kuşku sınırlarını aşan her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı nitelikte olmadığı dikkate alındığında; suç konusu uyuşturucu madde yakalandıktan sonra, sanık …’ın uyuşturucu maddeyi açık kimlik bilgilerini verdiği sanık …’ın yönlendirmesi ile birlikte temin ettiklerini, sanık …’un da uyuşturucu maddenin temin edildiği yere gittikleri sırada araçta …’ın da olduğunu beyan ederek, sanık …’ın suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım ettikleri anlaşıldığından sanıklar … ve … hakkında TCK’nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Sanıklara verilen adli para cezasının TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca taksitlendirilmesine karar verildikten sonra kararda “ödenmeyen para cezasının hapse çevrileceği” belirtilmeyerek TCK’nın 52/4. maddesinin son cümlesine aykırı davranılması,
3-Hükümden sonra TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanıkların durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafileri ile sanık …’ın temyiz istekleri bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA,
.E-Sanık … hakkında verilen hükmün incelenmesinde :
5271 sayılı CMK’nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de dikkate alınarak sanık müdafiinin dilekçesindeki temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönlerine ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere göre yapılan incelemede,
Sanık …’ın temyize gelmeyen sanık … tarafından saklanmak üzere kendisine verildiğini beyan ettiği uyuşturucu maddeler ele geçirilemediğinden uyuşturucu madde olup olmadığının teknik bir yöntemle tespit edilememesi nedeniyle eylemin sübut bulmadığı, sanık …’ın kaldığı barakada ele geçen uyuşturucu maddenin kendisine … tarafından verilen uyuşturucu maddenin devamı niteliğinde olduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gibi sanığın söz konusu uyuşturucu maddeyi satma veya başkasına verme gibi kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ilişkin delil elde edilemediği, ele geçen uyuşturucu maddenin miktarı dikkate alındığında, sanık …’ın sabit olan eyleminin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturacağı gözetilmeden suçun niteliğinde yanılgıya düşülerek “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, bozma kararının CMK’nın 306/1. maddesi uyarınca hakkındaki mahkûmiyet hükmü “istinaf isteğinden vazgeçmesi” üzerine kesinleşen sanık …’a SİRAYETİNE,
F-Sanık … hakkında verilen hükmün incelenmesinde :
Sanık … müdafii süresinde duruşma talebinde bulunmuş ise de; dosya kapsamı dikkate alınarak 5271 sayılı CMK’nın 299. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanık hakkındaki inceleme takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır.
CMK’nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de dikkate alınarak sanık ve müdafiinin dilekçelerindeki temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönlerine ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere göre yapılan incelemede,
Kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen sanık …’ın savunmasının aksine, sanık …’ın aleyhe beyanı ve maddi bulgularla desteklenmeyen telefon görüşmeleri dışında delil bulunmadığı gözetilmeden sanık …’ın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre tutuklu olan sanık …’ın SALIVERİLMESİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde salıverilmesinin sağlanması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına,
28/02/2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 304/1. maddesi uyarınca dosyanın Turgutlu Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmesine,
Sanık … yönünden Üye …’in ve sanık … yönünden Başkan Vekili …’nun karşı oyu ve oy çokluğu ile diğer sanıklar yönünden oybirliği ile 18.11.2021 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Sanık …’ın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği iletişimin tespiti tutanakları ve ikrara dayalı savunmaları ile sabittir.
Suçun maddi delili olarak 17.10.2017 tarihinde kaldığı çadırda yapılan aramada telefon görüşmeleri ve savunmalarında geçen uyuşturucu maddelerle uyumlu aynı nitelikte brüt 120 gr. (net 43,8 gr) uyuşturucu madde ele geçirilmiştir.
Sanık Cumhuriyet Başsavcılığında doğru olduğunu kabul ettiği müdafii ile birlikte verdiği kolluk ifadesinde çadırında ele geçen uyuşturucu maddelerin, iletişimi tespit kayıtlarında ve savunmalarında bahsi geçen uyuşturucu maddelerden arta kalanlar olduğunu tevil yollu kabul etmiştir.
Anlatılan nedenlerle, mahkemece sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri de uygulanmak suretiyle verilen mahkûmiyet kararı dosya içeriğine uygun olup, mahkemenin gerekçesiyle kabul ve uygulamasında herhangi bir isabetsizlik bulunmaması nedeniyle temyiz isteğinin esastan reddi görüşünde olduğumdan, beraat yönündeki çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 18.11.2021
Karşı Oy
Ceza Muhakemesinin en önemli ilkelerinden biri olan ve Latince “İn dubio pro reo” olarak ifade edilen “kuşkudan sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel şartı, suçun şüpheye yer vermeyen bir kesinlikte ispat edilmesidir.
Sanık tarafından gerçekleştirildiği şüpheli ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar, sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Cezaya mahkûmiyet ulaşılan ihtimali kanaate değil, kesin ve açık ispata dayanmalıdır.
Dosya kapsamına göre; sanık …’ın suçla irtibatlı olduğunu belirten aleyhine bir beyan bulunmadığı gibi, sanık …’ın diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiğine ilişkin içeriğine değişik anlamlar yüklenebilecek telefon konuşmaları dışında, savunmasının aksine, her türlü kuşkudan uzak, mahkûmiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.