YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6469
KARAR NO : 2020/5038
KARAR TARİHİ : 07.10.2020
Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki İzmir 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/04/2019 tarihli, 2018/65 esas ve 2019/255 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 25/02/2020 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-)Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli … hakkında 15/06/2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, 16/09/2014 tarihli ve 2014/64395 soruşturma, 2014/964 sayılı karar ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, aynı Kanun’un 191/4. maddesi gereğince erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın şüpheliye 24/09/2014 tarihinde tebliğ edildiği, 01/10/2014 tarihinde infazı için İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2- İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 30/10/2014 tarihli ve 2014/7614 DS sayılı çağrı yazısının 11/11/2014 tarihinde şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 03/12/2014 tarihli kararı ile dosyanın kapatılmasına karar verilerek 06/01/2015 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
3- İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararının kaldırılarak, 12/03/2015 tarihli, 2014/64395 soruşturma, 2015/9124 esas ve 2015/7581 sayılı iddianame ile, yükümlülüklerine ve denetimli serbestlik tedbirine uymaması nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1-2 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle İzmir 39. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
4- İzmir 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/01/2016 tarihli, 2015/252 esas ve 2016/27 sayılı kararı ile; sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62.maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun’un 68.maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191/1 ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5.maddesi gereğince hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına, beş yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, kararın 12/02/2016 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
5- Sanığın denetim süresi içerisinde 29/06/2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İzmir 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/10/2017 tarihli, 2016/707 esas ve 2017/755 sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren İzmir 39. Asliye Ceza Mahkemesine bildirimde bulunulmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararı ile 13/11/2018 tarihinde kesinleştiği,
6- İhbar üzerine, İzmir 39. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 25/04/2019 tarihli ve 2018/65 esas, 2019/255 sayılı kararı ile; hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 15/05/2019 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
anlaşılmıştır.
B-)Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan sanık … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16/09/2014 tarihli ve 2014/64395 soruşturma, 2014/964 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve sanık hakkında 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın kesinleşmesini müteakip, sanığın denetimli serbestlik tedbirine uygun davranmadığından bahisle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İzmir 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/01/2016 tarihli ve 2015/252 esas, 2016/27 sayılı kararının 12/02/2016 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içinde 29/06/2016 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine yapılan yargılama neticesinde, adı geçen sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına ve 5237 sayılı Kanun’un 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İzmir 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/04/2019 tarihli ve 2018/65 esas, 2019/255 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 12/11/2018 tarihli ve 2018/5234 esas, 2018/7909 karar sayılı ilâmında “…TCK’nın 191. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendinde, “Kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” hükmüne yer verilmiştir. İncelenen dosyada sanık her ne kadar tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin tebliğini müteakip kuruma verdiği dilekçe ile tedbire uymayacağını beyan etmiş ise de, yasada kovuşturma şartı olarak düzenlenen “ısrar” şartının gerçekleşmesi için; sanığa “önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı” uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde dava açılması gerekir…” şeklinde belirtildiği üzere, sanığın adresine 11/11/2014 tarihinde İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce gönderilen çağrının tebliğ edilmesine karşın, 10 gün içerisinde müracaat etmemesi üzerine, “önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı” uyarısı ile yeniden tebligat yapılmadan, dolayısıyla ısrar şartı gerçekleşmeden kaydının kapatılarak kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, durma kararı verilerek şüpheli hakkında hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek İzmir 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/04/2019 tarihli ve 2018/65 esas, 2019/255 sayılı kararını kararının 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
İncelenen dosyada; şüpheli hakkında, 15/06/2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 16/09/2014 tarihli ve 2014/64395 soruşturma, 2014/964 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği,denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında şüphelinin yükümlülüklerini ihlal ettiği gerekçesiyle erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açıldığı, İzmir 39.Asliye Ceza Mahkemesinin 21/01/2016 tarihli, 2015/252 esas ve 2016/27 sayılı kararı ile ; sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına , 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191/1 ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına, beş yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, sanığın denetim süresi içerisinde 29/06/2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İzmir 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/10/2017 tarihli kararı ile cezalandırılmasına karar verildiğinin ihbar edilmesi üzerine İzmir 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/04/2019 tarihli ve 2018/65 esas, 2019/255 sayılı kararı ile; hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anlaşılmıştır.
28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle, aynı Kanun’un 191. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendinde yer alan, “kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi hâlinde, hakkında kamu davası açılır” hükmü gözetildiğinde dosya kapsamına göre; İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce, şüpheliye 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren çağrı yazısının 11/11/2014 tarihinde tebliğ edildiği, şüphelinin 10 gün içerisinde müdürlüğe başvurmaması üzerine, “önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı” uyarısı ile yeniden tebligat yapılmadan, dolayısıyla ısrar şartı gerçekleşmeden kaydının kapatılarak kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, mahkemece durma kararı verilerek şüpheli hakkında hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
D-)Karar:
Açıklanan nedenlere göre; mahkemece kamu davası hakkında “durma” kararı verilerek, şüpheli hakkında hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden sanığın mahkumiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; İzmir 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/04/2019 tarihli ve 2018/65 esas, 2019/255 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,
07/10/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.