Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/6470 E. 2020/5039 K. 07.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6470
KARAR NO : 2020/5039
KARAR TARİHİ : 07.10.2020

Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki Bursa 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/10/2019 tarihli ve 2019/174 esas, 2019/920 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 27/02/2020 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli … hakkında “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, 14/05/2018 tarihli ve 2017/93442 soruşturma, 2018/1588 sayılı karar ile; 5237 sayılı TCK’nın 191/2. maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3. maddesi uyarınca erteleme süresi içerisinde bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, aynı Kanun’un 191/4. maddesi gereğince erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın şüpheliye 06/06/2018 tarihinde bulunduğu ceza ve infaz kurumunda tebliğ edildiği, infazı için 28/06/2018 tarihinde Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2- Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlandığı, yükümlü ön bilgilendirme formu ve denetim planının 03/07/2018 tarihinde ceza ve infaz kurumunda tebliğ edildiği, aynı tarihte hastaneye sevkedilmesi için Bursa E Tipi Kapalı Cezaevi Müdürlüğüne yazı yazıldığı, hastaneye sevkedildiği, Bursa Devlet Hastanesinin 23/07/2018 tarihli raporunda tedavisine gerek olmadığının bildirildiği, 02/08/2018 tarihli 1. vaka sorumlusu ile olan görüşmesine, 07/08/2018 tarihli 1. bireysel görüşmesine, 28/08/2018 tarihli 2. bireysel görüşmesine, 18/09/2018 tarihli 2. vaka sorumlusu ile olan görüşmesine, 18/09/2018 tarihli 3. bireysel görüşmesine, 19/10/2018 tarihli 3. vaka sorumlusu ile olan görüşmesine ve 19/11/2018 tarihli 4. vaka sorumlusu ile olan görüşmesine katıldığı, 26/12/2018 tarihli grup/seminer çalışmasına katılmaması nedeniyle uyarılmasına karar verildiği, uyarı yazısının 11/01/2019 tarihinde aynı konutta oturan kardeşi imzasına tebliğ edildiği, uyarılmasından sonra 15/01/2019 tarihli grup/seminer çalışmasına katılmaması üzerine yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiği gerekçesiyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 18/01/2019 tarihli kararı ile dosyanın kapatılmasına karar verilerek 23/01/2019 tarihinde Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
3- Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararı kaldırılarak, 28/02/2019 tarihli, 2017/93442 soruşturma, 2019/7239 esas ve 2019/5702 sayılı iddianame ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Bursa 25. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
4- Bursa 25. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 07/10/2019 tarihli, 2019/174 esas ve 2019/920 sayılı kararı ile; sanığın anılan tarihlerde tutuklu olduğundan yükümlülüklerini yerine getiremediği yönündeki savunması ve yapılan sorgulama sonucunda kararın sanığa tebliğ edildiği, ancak o tarihlerde sanığın tutuklu olduğunun anlaşılması karşısında ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle, “sanık hakkında açılan kamu davasının durmasına” karar verildiği, kararın 18/10/2019 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
anlaşılmıştır.
B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan sanık … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14/05/2018 tarihli ve 2017/93442 soruşturma, 2018/1588 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve sanık hakkında bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, şüphelinin denetimli serbestlik yükümlülüklerini ihlâl ettiğinden bahisle infaz kayıtları kapatılarak bildirimde bulunulması üzerine, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması sırasında şüphelinin denetimli serbestlik tedbirine uymaması konusunda gösterdiği mazeretin kabul edilmesi sebebiyle kovuşturma şartının gerçekleşmediğinden bahisle kamu davasının durmasına dair Bursa 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/10/2019 tarihli ve 2019/174 esas, 2019/920 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Kanun’un 191/4. maddesinde yer alan, “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki ve Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 5/1. maddesinde yer alan, “(1) Hakkında herhangi bir tedbire hükmedilen kişi, karara uygun olarak müdürlüğün hazırladığı programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymak ve katlanmak zorundadır.” ve aynı Yönetmeliğin 44. maddesinde yer alan, “(1) Yükümlülüğün yerine getirilmesi için uyulması gereken kurallar ile karara uygun olarak hazırlanan programa ve denetimli serbestlik personelinin bu kapsamdaki uyarı ve çağrılarına uyulmaması yükümlülüğün ihlali sayılır. Yükümlülüğün ihlal edilmesi durumunda vaka sorumlusunun teklifi üzerine yükümlü, komisyon tarafından veya kanunda yazılı hallerde komisyonun önerisi üzerine ilgili hâkim tarafından uyarılır. (2) Uyarı bir yazı ile yükümlüye tebliğ edilir. Gerektiğinde yükümlü, müdürlüğe davet edilerek yükümlülüklerine ilişkin hususlar ve ihlalin sonuçları vaka sorumlusu tarafından kendisine sözlü olarak da açıklanır. Yükümlünün gelmemesi durumunda daha önce yapılmış olan yazılı uyarı yeterli sayılır. (3) Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde iki defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde ikinci ihlalin tespit edilmesi halinde infaza son verilerek kayıt kapatılır. (4) Uyarı için yapılan tebligatta, bir yıl içerisinde yeni bir ihlal durumunun tespit edilmesi halinde tekrar bir uyarının yapılmayacağı, dosyanın kapatılarak gereği için mahkemeye gönderileceği yükümlüye ihtar edilir.” şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, somut olayda, 02/08/2018 tarihi itibari ile tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazında uyulması gereken kuralların şüpheliye tebliğ edilerek infazına başlanıldığı, şüphelinin 26/12/2018 tarihinde grup çalışması programına katılmadığının bildirilmesi üzerine, denetim planına uymadığından bahisle Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce düzenlenen 31/12/2018 tarihli ve 2018/25500 sayılı uyarı müzekkeresinin 11/01/2019 tarihinde şüphelinin kardeşine elden tebliğ edildiği, uyarı müzekkeresinde bir sonraki ihlalde tekrar uyarı yapılmayarak dosyanın kapatılacağının şüpheliye bildirilmesine rağmen şüphelinin belgelendirilebilir ve geçerli bir mazereti bulunmaksızın 15/01/2019 tarihindeki grup çalışmasına katılmaması üzerine dosyasının kapatılarak Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, böylece şüphelinin denetimli serbestlik kapsamında belirlenen yükümlülüğü ikinci kez ihlâl etmesi sebebiyle bu halin ısrar niteliğinde olduğunun ayrıca grup çalışması programı tarihlerinde şüphelinin ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olmaması sebebiyle geçerli bir mazeretinin de bulunmadığının anlaşılması karşısında, kamu davasına devamla esastan inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle durma kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek Bursa 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/10/2019 tarihli ve 2019/174 esas, 2019/920 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
5271 sayılı Kanun’un 191/4. maddesinde yer alan, “Kişinin, erteleme süresi zarfında;
a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,
b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki ve Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 5/1. maddesinde yer alan,
“(1) Hakkında herhangi bir tedbire hükmedilen kişi, karara uygun olarak müdürlüğün hazırladığı programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymak ve katlanmak zorundadır.” ve aynı Yönetmeliğin 44. maddesinde yer alan,
“(1) Yükümlülüğün yerine getirilmesi için uyulması gereken kurallar ile karara uygun olarak hazırlanan programa ve denetimli serbestlik personelinin bu kapsamdaki uyarı ve çağrılarına uyulmaması yükümlülüğün ihlali sayılır. Yükümlülüğün ihlal edilmesi durumunda vaka sorumlusunun teklifi üzerine yükümlü, komisyon tarafından veya kanunda yazılı hallerde komisyonun önerisi üzerine ilgili hâkim tarafından uyarılır.
(2) Uyarı bir yazı ile yükümlüye tebliğ edilir. Gerektiğinde yükümlü, müdürlüğe davet edilerek yükümlülüklerine ilişkin hususlar ve ihlalin sonuçları vaka sorumlusu tarafından kendisine sözlü olarak da açıklanır. Yükümlünün gelmemesi durumunda daha önce yapılmış olan yazılı uyarı yeterli sayılır.
(3) Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde iki defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde ikinci ihlalin tespit edilmesi halinde infaza son verilerek kayıt kapatılır.
(4) Uyarı için yapılan tebligatta, bir yıl içerisinde yeni bir ihlal durumunun tespit edilmesi halinde tekrar bir uyarının yapılmayacağı, dosyanın kapatılarak gereği için mahkemeye gönderileceği yükümlüye ihtar edilir.” şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında;
İncelenen dosyada; 03/07/2018 tarihi itibari ile tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazında uyulması gereken kuralların şüpheliye tebliğ edilerek infazına başlanıldığı, şüphelinin 26/12/2018 tarihinde grup çalışması programına katılmadığının bildirilmesi üzerine, denetim planına uymadığından Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce düzenlenen 31/12/2018 tarihli ve 2018/25500 sayılı uyarı yazısının 11/01/2019 tarihinde şüphelinin aynı konutta birlikte oturan kardeşine tebliğ edildiği, uyarı yazısında bir sonraki ihlalde tekrar uyarı yapılmayarak dosyanın kapatılacağının şüpheliye bildirilmesine rağmen şüphelinin belgelendirilebilir ve geçerli bir mazereti bulunmaksızın 15/01/2019 tarihindeki grup çalışmasına katılmaması üzerine dosyasının kapatılarak Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, böylece şüphelinin denetimli serbestlik kapsamında belirlenen yükümlülüğünü ikinci kez ihlâl etmesi sebebiyle bu halin ısrar niteliğinde olduğu, ayrıca grup çalışması programı tarihlerinde şüphelinin ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olmaması sebebiyle geçerli bir mazeretinin de bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece, kamu davasına devamla esastan inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yerinde olmayan gerekçe ile durma kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür
D-) Karar: Yukarıda açıklanan nedenlere göre;
Sanığın, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiği anlaşıldığından mahkemece kamu davasına devamla esastan inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yerinde olmayan gerekçe ile kamu davasının durmasına karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; Bursa 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/10/2019 tarihli ve 2019/174 esas, 2019/920 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,07/10/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.