Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/6472 E. 2020/5040 K. 07.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6472
KARAR NO : 2020/5040
KARAR TARİHİ : 07.10.2020

Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/11/2014 tarihli ve 2014/253 esas, 2014/727 sayılı kararı ile aynı mahkemenin 08/12/2016 tarihli ve 2014/253 esas, 2014/727 sayılı ek kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 28/02/2010 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli … hakkında, 25/09/2013 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeni ile, Kilis Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, Kilis Cumhuriyet Başsavcılığının 25/10/2013 tarihli, 2013/7051 soruşturma, 2013/1962 esas ve 2013/517 sayılı iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 53.maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,
2- Kanun yararına bozma istemine konu Kilis 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 18/11/2014 tarihli ve 2014/253 esas, 2014/727 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun’un 85.maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7/2. maddesi dikkate alınarak 5271 sayılı CMK’nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/3. maddesi uyarınca 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verildiği, kararın 13/12/2014 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
3- Sanık hakkında verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının Kilis Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz edildiğinin bildirilmesi üzerine Kilis 2.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 08/12/2016 tarihli, 2014/253 esas ve 2014/727 sayılı ek kararı ile, denetimli serbestlik tedbirine uyulması nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, kararın 06/01/2017 tarihinde kanun yoluna gidilmeden kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B-)Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile eklenen geçici 7/2. maddesi yollaması ile 5237 sayılı Kanun’un 191. maddesi kapsamında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191/3. maddesi uyarınca 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına dair Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/11/2014 tarihli ve 2014/253 esas, 2014/727 sayılı kararını müteakip, sanığın 1 yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyduğundan bahisle kamu davasının düşürülmesine ilişkin Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/12/2016 tarihli ve 2014/253 esas, 2014/727 sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi
1- Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/11/2014 tarihli ve 2014/253 esas, 2014/727 sayılı kararı bakımından yapılan değerlendirmede;
6545 sayılı Kanun ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasında yer alan, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191. madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” biçimindeki düzenleme gereğince, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi sonrasında sanık hakkında ayrıca 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191/3. maddesi uyarınca 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiş ise de; anılan Kanun’un 191/3. maddesindeki ” Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir.” şeklindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, anılan maddenin uygulama alanının uyuşturucu madde bulundurmak veya kabul etmek suçundan başlatılan soruşturma aşamasında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmesi hâli ile sınırlı olduğu gözetilmeksizin sanık hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesinde,
2- Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/12/2016 tarihli ve 2014/253 esas, 2014/727 sayılı ek kararı bakımından yapılan değerlendirmede;
Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/11/2014 tarihli kararı ile sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle artık 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin geçerli olduğu ve aynı maddenin 8. fıkrasına göre sanığın 5 yıllık denetim süresine tâbi bulunduğu, 5 yıllık denetim süresinin beklenmesi ve anılan maddenin onuncu ve on birinci fıkralarında düzenlenen kanunî koşullarının gerçekleşmesi durumuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden 1 yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyduğundan bahisle yazılı şekilde düşme kararı verilmesinde, isabet görülmemiştir.” denilerek Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/11/2014 tarihli ve 2014/253 esas, 2014/727 sayılı kararı ile aynı mahkemenin 08/12/2016 tarihli ve 2014/253 esas, 2014/727 sayılı ek kararının 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
Sanık …’in, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/11/2014 tarihli ve 2014/253 esas, 2014/727 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7/2. maddesi yollaması ile 5237 sayılı Kanun’un 191. maddesi kapsamında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191/3. maddesi uyarınca 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infaz edilmesinden sonra, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyduğu gerekçesiyle, Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/12/2016 tarihli ve 2014/253 esas, 2014/727 sayılı ek kararı ile kamu davasının düşmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
1- Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/11/2014 tarihli ve 2014/253 esas, 2014/727 sayılı kararının incelenmesinde:
28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddesinde yer alan;
“(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur.
(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.
(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur.” biçimindeki düzenleme ile ; maddenin 1.fıkrasında, hakkında denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulanan kişiler hakkında tedbirlerin uygulanmasına devam olunacağı, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verileceği ve hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunacağı hüküm altına alınmıştır. 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi bir tasfiye maddesi olup madde bütünüyle dikkate alındığında, 6545 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra, devam eden kovuşturmalarda izlenecek yol açıkça belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verileceği emredici hüküm olarak düzenlenmiştir. 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin 2.fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinden sonra aynı zamanda denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanacağı veya uygulanabileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiş, sadece hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191. madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.
İncelemeye konu, Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/11/2014 tarihli ve 2014/253 esas, 2014/727 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7/2. maddesi yollaması ile 5237 sayılı Kanun’un 191. maddesi kapsamında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı zamanda sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191/3. maddesi uyarınca 1 yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
6545 sayılı Kanun’un 191/3. maddesindeki “Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir.” şeklindeki düzenleme de dikkate alınarak yukarıda açıklanan nedenlerle, sanık hakkındaki hükmün, 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin 2.fıkrası gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, aynı zamanda sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191/3. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilmesi kanuna aykırıdır.
2- Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/12/2016 tarihli ve 2014/253 esas, 2014/727 sayılı ek kararının incelenmesinde:
Her ne kadar mahkemece, sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile birlikte 6545 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/3. maddesi gereğince hükmedilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirdiğinden bahisle kamu davasının düşmesine karar verilmiş ise de,
6545 sayılı Kanun ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan sanık hakkında 6545 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191. maddesi çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda, TCK’nın 191. maddesindeki özel hükümlerin uygulanması gerektiği, bu maddeye göre de sanığın sadece 1 yıllık tedavi ve/veya denetimli
serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirdiğinden bahisle kamu davasının düşmesine karar verilmesinin mümkün olmadığı, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına bağlı olarak belirlenen 5 yıllık denetim süresinin tamamını TCK’nın 191/4. maddesi uyarınca tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmadan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmadan geçirmesi gerektiği, soruşturma aşamasındaki sürece ilişkin kıyasen uygulanması gereken TCK’nın 191/7. maddesindeki “Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.” şeklindeki düzenlemenin bu yönde olduğu anlaşıldığından, henüz 5 yıllık denetim süresi kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu işlenmeksizin geçirilmeden, sanığın yalnızca bu 5 yıllık denetim süresi içindeki 1 yıl süreli tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirdiğinden bahisle kamu davasının düşmesine karar verilmesi kanuna aykırı olup, sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen bu karardan dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek, (2) numaralı kanun yararına bozma talebi bu yönüyle ve değişik gerekçeyle kabul edilmiştir.
D-)Karar:
Açıklanan nedenlerle, kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/11/2014 tarihli ve 2014/253 esas, 2014/727 sayılı kararı ile aynı mahkemenin 08/12/2016 tarihli ve 2014/253 esas, 2014/727 sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,
07/10/2020 tarihinde Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.11.2017 tarihli 2017/253 esas 2017/727 sayılı kararı yönünden Üyeler … ve …’un karşı oyları ve oy çokluğu ile, aynı mahkemenin 08.12.2016 tarihli 2017/253 esas 2017/727 sayılı ek kararı yönünden ise oy birliği ile karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

Kanun yararına bozma talebi üzerine yapılan inceleme neticesinde; Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/11/2014 tarihli 2014/253 esas, 2014/727 sayılı kararı ile aynı mahkemenin 08/12/2016 tarihli 2014/253 esas, 2014/727 sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına bozulmasına ve aynı kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi gereğince işlem yapılmak üzere mahalline gönderilmesine karar verilmiştir.
Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/11/2014 tarihli 2014/253 esas, 2014/727 sayılı kararı ile … hakkında; 5237 sayılı TCK’nın 191/1. maddesi gereğince 1 yıl hapis ceza ile cezalandırılmasına, TCK’nın 62. maddesi gereğince takdiri indirim yapılarak 10 ay hapis ceza ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı yasa ile 5320 sayılı yasaya eklenen geçici 7/2. madde ve CMK’nın 231/5. maddesi nazara alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, CMK’nın 231/8. maddesi gereğince 5 yıl denetim süresi belirlenmesine, 6545 sayılı yasa ile TCK’ nın 191/3. maddesi gereğince 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulamasına karar verildiği ve 6545 sayılı yasa ile değişik TCK’ nın 191/4. maddesi ile CMK’nın 231/11. maddesi gereğince ihtarat yapıldığı,
Kilis 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 08/12/2016 tarihli 2014/253 esas, 2014/727 sayılı kararı ile ise; kişi hakkındaki 1 yıllık tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infaz edildiğinden bahisle TCK’nın 191/5. ve CMK’nın 231/8. maddesi gereğince açılan kamu davasının düşürülmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesi 18/11/2014 tarihli ve 2014/253 esas, 2014/727 sayılı kararında 5320 sayılı kanunun geçici 7/2, TCK’nın 191 ve CMK’nın 231/5 ,8 ve 11 . maddeleri gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vererek karma uygulama yapmış ise de, hüküm fıkraları incelendiğinde özü ve netice itibariyle 5320 sayılı kanunun geçici 7/2. maddesi gereğince zorunlu olarak hükmün açıklanmasına karar verilmesi, 6545 sayılı yasa ile değişik TCK’nın 191/2. maddesi gereğince sonuçları ihtar edilerek sanık hakkında beş yıl denetim süresi belirlenmesi ve 191/3. maddesi gereğince zorunlu olarak bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri ve takdire dayalı olarak da aynı süreyle tedavi tedbirine hükmedilmesi gerektiği ve hukuki sonuçları itibariyle farklılık arz etmediğinden mahkemenin uygulamasını maddi hatalı uygulama olarak değerlendirilmesi gerekir.
01/06/2005 tarihinden itibaren kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçlarını düzenleyen 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesindeki ilk düzenleme, günümüze kadar yapılan değişiklikler ve yapılan düzenlemelerin uygulamaya yansıması kısaca değerlendirildiğinde;
5237 sayılı TCK’nın 191. maddesinin ilk düzenlendiği haliyle, sanık hakkında TCK’nın 191/1. maddesi gereğince öngörülen hapis cezasına, kişi sadece uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kullanmak için bulunduruyor ise, TCK’nın 191. maddesinin 2 ve 4. fıkralarına göre 1 yıl süre ile hakkında denetimli serbestlik tedbirine; uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kullanması halinde ise, TCK’nın 191. maddesinin 2 ve 4. fıkralarına göre tedaviye ve tedavinin sona erdiği tarihten itibaren 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hüküm verilip tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine uygun davranması halinde, açık hüküm olmamakla birlikte TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrası gereğince verilen hapis cezasının infaz edilmiş sayılmasına, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin gereği sanık tarafından yerine getirilmediği takdirde verilen hapis cezasının TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrası gereğince mahkemece aynen infazına karar verilmesi gerekiyordu.
TCK’nın 191. maddesinde, 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı yasayla değişikliğe gidilmiştir. Yapılan değişikle yargılamayı yapan mahkemeye takdir hakkı getirilmiştir. Yargılamayı yapan mahkemenin 5560 sayılı yasa ile değişik TCK’nın 191/1. maddesine göre; öngörülen hapis cezasına, TCK’nın 191. maddesinin 6. fıkrasına göre aynı maddenin 2 ve 4. fıkraları gereğince 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine, tedaviye hükmedilmesi halinde ise, tedavi sona erdikten sonra 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri süresince verilen hapis cezasının ertelenmesine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin gereklerine uygun davranması halinde TCK’nın 191/7. maddesi gereğince cezanın infaz edilmiş sayılmasına ve aksi halde cezanın aynen infaz edileceğine dair ihtarat yapılarak karar verme yetkisi söz konusu idi.
Görevli mahkemece, takdir hakkı hapisten yana kullanılmayıp uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında; 5560 sayılı yasa ile değişik TCK’nın 191/2. maddesi gereğince doğrudan tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine; uyuşturucu maddeyi satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında ise, denetimli serbestlik tedbirlerine, 191/4. maddesi gereğince denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi hakkında bir yıl denetimli serbestlik süresi belirlenmesine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi hakkında ise, tedavinin sona erdiği tarihten itibaren bir yıl denetimli serbestlik tedbirine ve gerek görüldüğü takdirde denetimli serbestlik tedbirinin uzatılmasına karar verilebileceği, ancak sürenin üç yıldan fazla olamayacağı, kişi tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin gereklerine uygun davrandığı takdirde, TCK’nın 191/5 ve CMK’nın 223/8. maddelerine göre kişi hakında açılan davanın düşmesine, aksi halde davaya devamla TCK’nın 191/1. maddesi gereğince kişinin hapis cezası ile cezalandırılması yönünde karar verilmesi gerekiyordu.
5560 sayılı yasa ile değişik TCK’nın 191/6. maddesinde tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebilmesi için kişi hakkında daha evvel denetimli serbestlik tedbiri verilmemiş olması ön koşulunun getirildiği ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21/05/2013 tarihli 2012/10-1536 esas ve 2013/251 sayılı kararı gereğince mahkeme, kişi hakında doğrudan 5560 sayılı yasa ile değişik TCK’nın 191/1. maddesi gereğince hapis cezası verme takdir hakkına da sahipti.
6545 sayılı yasa ile TCK’nın 191/1. maddesi yeniden düzenlenmiş ve köklü değişikliğe gidilmiştir. 6545 sayılı yasa ile değişik TCK’nın 191/1. maddesine göre cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmadan önce Cumhuriyet savcısına, TCK’nın 191/3. maddesine göre CMK’nın 171. maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının beş yıl süreyle ertelenmesine, 191/2. maddesi gereğince bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine, Cumhuriyet savcılığınca gerekli görüldüğü takdirde denetimli serbestlik tedbirinin bir yılı geçmemek üzere üçer aylık sürelerle uzatılmasına ve Cumhuriyet savcılığınca gerekli görülmesi halinde belirlenen süre içerisinde tedaviye tabi tutma yetkisi verilmiştir. Cumhuriyet savcısı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verirken belirlenen beş yıllık süre içerisinde kişi hakkında bir yıl denetimli serbestlik tedbirine karar vermek zorundadır. Bu hususta takdir hakkı yoktur. Gerekli gördüğü takdirde tedavi tedbirine karar verebilir. Bu hususta Cumhuriyet savcısının takdir hakkı bulunmaktadır.
Hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilen kişinin, kararın kesinleştiği tarihten itibaren belirlenen beş yıllık erteleme süre içersinde; a) kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması halinde TCK’nın 191/4. maddesi gereğince kişi hakkında kamu davasının açılacağı yönünde düzenlemeye gidilmiştir.
TCK’nın 191/5. maddesine göre, erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılacak ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmayacaktır.
TCK’nın 191/4. maddesine göre, belirlenen beş yıllık kamu davasının açılmasının ertelenmesi süresi içerisinde ihlal gerçekleşip kişi hakkında kamu davası açıldıktan sonra kişinin tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması halinde TCK’nın 191/6. maddesi gereğince TCK’nın 191/2. maddesinde düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesine gerek görülmeden doğrudan kamu davası açılacaktır.
Görüldüğü üzere kanun koyucu yeni düzenleme ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi müessesesi getirerek kullanmak için uyuşturu veya uyarıcı madde satın alma, bulundurma, kabul etme ya da kullanma suçlarında kovuşturma şartı öngörmüştür.
Yapılan yeni düzenlemeler karşısında 6545 sayılı yasanın yürürlük tarihi olan 28/06/2014 tarihinden önce uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kullanmak için satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma suçları nedeniyle kamu davası açılması halinde nasıl bir yol izleneceği husunda kanun koyucu iki şekilde düzenlemeye gitmiştir:
1) TCK’nın 191/8. maddesinde yapılan düzenlemede; a) TCK’nın 188. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) TCK’nın 190. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde suçun münhasıran TCK’nın 191/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğuna kanaat getirilmesi halinde kişi hakkında TCK’nın 191. maddesinde düzenlenen hükümler çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verileceği; TCK’nın 191/9. maddesine göre ise TCK’nın 191. maddesinde aksine hüküm bulunmayan hallerde CMK’nın kamu davasının ertelenmesini düzenleyen 171. maddesindeki veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını düzenleyen 231. maddesindeki hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür.
6545 sayılı yasanın yürürlüğe girmesiyle suç tarihine bakılmaksızın;
a) TCK’nın 188. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
b) TCK’nın 190. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçunun işlendiğinden bahis açılan kamu davalarında, yapılan yargılama sırasında suçun münhasıran TCK’nın 191. madde kapsamında kaldığı kanaatine varılması halinde, suç tarihi itibariyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi şartları varsa TCK’nın 191/8. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, TCK’nın 191/5. maddesine göre kovuşturma yapılamayacak bir fiil var ise yani önceki kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma ya da kullanma suçunun ihlali niteliğinde bir fiil var ise, CMK’nın 223/8. maddesi gereğince açılan kamu davasının düşmesine, fiil TCK’nın 191/6. maddesinde düzenlenen münferit suçu oluşturuyor ise, yargılamaya devamla TCK’nın 191. maddesi gereğince hüküm kurulması gerekmektedir.
2) 6545 sayılı yasa ile 5320 sayılı yasaya geçici madde eklenerek 5320 sayılı yasanın geçici 7/1-2. maddesinde düzenleme yapılmıştır.
5320 sayılı yasanın geçici 7. maddesinde;
a) Bu kanunun yürürlüğe girdiği 28/06/2014 tarihi itibariyle TCK’nın 191. maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında halen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından TCK’nın 191. maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlere devam edileceği,
b) Bu kanunun yürürlüğe girdiği 28/06/2014 tarihi itibariyle TCK’nın 191. maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak TCK’nın 191. maddesi hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verileceği, düzenlenmiştir. Burada yargılamayı yapan mahkemeye takdir hakkı tanınmamıştır.
5320 sayılı yasanın 7/1. maddesindeki “…bu suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda hakkında halen denetimli serbestlik veya tedavi uygulananlar bakımından TCK’nın 191. maddesi hükümleri çerçevesinde devam edilir” ve 5320 sayılı yasanın 7/2. maddesindeki “…hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak TCK’nın 191. maddesi hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir” düzenlemeleri ile 5560 sayılı yasa ile değişik TCK’nın 191. maddesinin 6. fıkrasının son cümlesinde “….kişi hakkında bu suç nedeniyle önceden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmemiş olması gerekir” hükümleri karşılaştırıldığında, kanun koyucunun tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına öncelik verdiği ve kanunda düzenlenen tedbirlerin bir kez uygulanmasını murat ettiği anlaşılmaktadır.
5320 sayılı yasanın geçici 7/1. maddesine göre; “Bu kanunun yürürlüğe girdiği 28/06/2014 tarihi itibariyle TCK’nın 191. maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında halen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından TCK’nın 191. maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlere devam edilir” şeklinde düzenlemeye gidilerek denetimli serbestlik veya tedavi kararı altına alınanlar hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışında bırakarak kişiler hakkında mükerrer tedbir kararı verilmesinin önüne geçilmek istenmiştir.
Yapılan açıklamalar kapsamında kanun yararına bozma talebine konu olan Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/11/2014 tarihli 2014/253 esas, 2014/727 sayılı kararı ile aynı mahkemenin 08/12 /2016 tarihli 2014/253 esas, 2014/727 sayılı ek kararı değerlendirildiğinde;
Yukarıda dile getirilen eleştiri dışında Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/11/2014 tarihli 2014/253 esas, 2014/727 sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu, Mahkemece, 5320 sayılı yasanın 7/2. maddesindeki amir hüküm gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 6545 sayılı yasa ile değişik TCK’nın 191. maddesindeki hükümler çerçevesinde kişi hakkında beş yıl denetim süresi belirlenmesine, bir yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine ve yasal ihtarların yapılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, kişi hakkında hüküm kurulurken 6545 sayılı yasa ile değişik TCK’nın 191. maddesinde düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi sistemini yasanın yürürlüğe girmesinden önce TCK’nın 191. maddesi kapsamında kalan suçlar nedeniyle açılan kamu davalarında 5320 sayılı yasanın 7/2. maddesindeki amir hüküm gereğince kişi hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek kanun hükümleri bire bir uygulanmıştır. Mahkemece uygulama yapılırken yasanın amir hükmü yerine getirilmiştir. Yasa gereği mahkeme kişi hakkında tedaviye hükmedip etmeme hususundaki takdir hakkını tedavinin uygulanması yönünde tecelli ettirmiştir.
Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/12/2016 tarihli 2014/253 esas, 2014/727 sayılı ek kararına yönelik yapılan değerlendirmede ise; Mahkemenin incelemeye konu ek kararında, denetimli serbestlik tedbirine uyulduğu gerekçesi ile sanık hakkında açılan kamu davasının 6545 sayılı yasa ile değişik TCK’nın 191/5 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince düşmesine karar verdiği görülmektedir. Karar verilirken TCK’nın 191/2. maddesinde düzenlenen beş yıllık denetim süresi nazara alınmamıştır. Bir yıllık denetimli serbestlik süresinin değerlendirmeye alındığı ve kanuna aykırı uygulama yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/12 /2016 tarihli 2014/253 esas, 2014/727 sayılı ek kararı usul ve yasaya aykırıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/11/2014 tarihli 2014/253 esas ve 2014/727 sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumuzdan, talebin kabulü ile CMK’nın 309/3-a. maddesi gereğince bozulması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmak mümkün görülmemiştir. 07/10/2020