Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/6474 E. 2020/5042 K. 07.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6474
KARAR NO : 2020/5042
KARAR TARİHİ : 07.10.2020

Adalet Bakanlığı’nın 20/02/2020 tarih ve 94660652 – 105 – 41 – 11091 – 2019 – Kyb sayılı yazısı ile, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki Gölcük 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12/03/2019 tarihli ve 2018/393 esas, 2019/179 sayılı kararının kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 28/02/2020 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosyalar incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli … hakkında, 19/02/2010 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle yapılan soruşturma sonucunda Gölcük Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 03/03/2010 tarihli, 2010/598 soruşturma, 2010/127 esas ve 2010/86 sayılı iddianamesi ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 – 2 ve 53.maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Gölcük Sulh Ceza Mahkemesi’ne kamu davası açıldığı,
2-İlk hükümle, Gölcük Sulh Ceza Mahkemesi’nin 05/12/2011 tarihli, 2010/121 esas ve 2011/696 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1, 62, 50/1-a maddesi gereğince 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanık hakkında 6 ay denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 24/01/2012 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
3-Sanığın beş yıllık denetim süresi içerisinde 25/12/2012 tarihinde işlediği hırsızlık suçundan Karamürsel Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19/03/2013 tarihli, 2013/31 esas ve 2013/200 sayılı kararı ile cezalandırılmasına karar verildiğinin ihbar edilmesi üzerine Gölcük 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 21/11/2013 tarihli, 2010/121 esas ve 2011/696 sayılı ek kararı ile hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1, 62, 50/1-a maddesi gereğince 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın sanık tarafından temyiz edildiği,
4-Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesi’nin 18/01/2016 tarihli, 2015/3914 esas ve 2016/147 karar sayılı ilamı ile; 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun kapsamında değerlendirme yapılması için hükmün bozulmasına karar verildiği,
5-Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek Gölcük 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05/10/2017 tarihli, 2016/71 esas ve 2017/451 sayılı kararı ile; sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1, 62 ve 50/1-a maddeleri uyarınca 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve yeniden suç işlediği anlaşıldığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği, kararın sanık tarafından temyiz edildiği,
6- Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesi’nin 18/09/2018 tarihli, 2018/3799 esas ve 2018/3586 karar sayılı ilamı ile, sanık hakkında suç tarihinde tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin dosyası bulunup bulunmadığının Cumhuriyet Başsavcılığı ve denetimli serbestlik müdürlüğünden sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği halde eksik araştırma ile hüküm kurulması ve kabule göre de, 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. madde ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği,
7-Hükmün bozulması üzerine mahkemece, sanık hakkında başkaca denetim kararı olup olmadığının araştırıldığı, başka denetimli serbestlik kararının bulunmadığının tespit edildiği ve Gölcük 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12/03/2019 tarihli, 2018/393 esas ve 2019/179 sayılı kanun yararına bozma istemine konu kararı ile; sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1, 62 ve 50/1-a maddeleri uyarınca 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve yeniden suç işlediği anlaşıldığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği, kararın 23/05/2019 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B-) Kanun yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbarnamede;
“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Gölcük 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 5/10/2017 tarihli ve 2016/71 esas, 2017/451 sayılı kararının, Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesi’nin 18/09/2018 tarihli ve 2018/3799 esas, 2018/3586 karar sayılı ilamı ile bozulmasını müteakip, yeniden yapılan yargılama sonunda, sanığın kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 12/03/2019 tarihli ve 2018/393 esas, 2019/179 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, Gölcük 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05/10/2017 tarihli kararının, Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesi’nin 18/09/2018 tarihli ve 2018/3799 esas, 2018/3586 karar sayılı ilamında yer alan “…Sanık hakkında Gölcük Sulh Ceza Mahkemesi’nin 05/12/2011 tarih 2010/121 esas ve 2011/696 karar sayılı kararının TCK’nın 191. maddesi kapsamında verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararı olmayıp CMK’nın 231. maddesi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğu da göz önüne alınarak, uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında belirtildiği üzere; bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, hükümden önce 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verilmesinde zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi,..” şeklindeki açıklamalar uyarınca bozulmasını müteakip, Kocaeli Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün 11/01/2019 tarihli ve 2019/63 Muh. sayılı yazısından da anlaşılacağı üzere, önceden denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda bozma ilamına uyulmayarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde zorunluluk olduğu gözetilmeden, daha önceden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olduğundan bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilmesinde isabet görülmemiştir” denilerek, Gölcük 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12/03/2019 tarihli ve 2018/393 esas, 2019/179 sayılı kararının kanun yararına bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
Sanık …’ın, 19/02/2010 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Gölcük 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05/10/2017 tarihli ve 2016/71 esas, 2017/451 sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesi’nin 18/09/2018 tarihli ve 2018/3799 esas, 2018/3586 karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra yeniden yapılan yargılama sonucunda, Gölcük 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12/03/2019 tarihli ve 2018/393 esas, 2019/179 sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7.maddesinde yer alan;
“(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur.
(2) Bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.
(3) Bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur.” şeklindeki düzenlemeye ve dosya içeriğine göre;
Gölcük 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05/10/2017 tarihli, 2016/71 esas ve 2017/451 sayılı kararının temyiz incelemesi sonucunda verilen Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesi’nin 18/09/2018 tarihli ve 2018/3799 esas, 2018/3586 karar sayılı ilamında yer alan “…Sanık hakkında Gölcük Sulh Ceza Mahkemesi’nin 05/12/2011 tarih, 2010/121 esas ve 2011/696 karar sayılı kararının TCK’nın 191. maddesi kapsamında verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararı olmayıp CMK’nın 231. maddesi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğu da göz önüne alınarak, uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında belirtildiği üzere; bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, hükümden önce 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verilmesinde zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi,..” şeklindeki gerekçe ile bozulmasından sonra; Kocaeli Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün 11/01/2019 tarihli ve 2019/63 Muh. sayılı yazısından da anlaşılacağı üzere, önceden denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış sanık hakkında, Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda,sanık hakkında 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, daha önceden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olduğu gerekçesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, kanuna aykırı olup, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
D-)Karar :
Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, kanuna aykırı olup, kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden Gölcük 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12/03/2019 tarihli ve 2018/393 esas, 2019/179 sayılı kararının CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,
07/10/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.