YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7292
KARAR NO : 2020/5552
KARAR TARİHİ : 14.10.2020
Adalet Bakanlığı’nın 22/07/2019 tarih ve 94660652-105-81-8422-2019–Kyb sayılı yazısı ile, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/05/2017 tarihli ve 2016/444 esas ve 2017/268 sayılı kararının kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 01/08/2019 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyaların Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosyalar incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-)Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli hakkında, 27/02/2016 tarihli “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” eylemi nedeni ile Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda 11/04/2016 tarihli ve 2015/14509 soruşturma, 2016/145 sayılı karar ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, aynı Kanun’un 191/4. maddesi gereğince erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına kesin olarak karar verildiği, kararın 25/04/2016 tarihinde MERNIS adresinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliğ edilerek 12/05/2016 tarihinde infazı için Düzce Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2- Düzce Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün 12/05/2016 tarihli ve 2016/462 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan mernis adresine tebliğe çıkarıldığı, 23/05/2016 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle bu kez 03/06/2016 tarihli uyarılı çağrı yazısının doğrudan MERNIS adresine tebliğ çıkarıldığı, 09/06/2016 tarihinde şüpheliye bizzat tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 21/06/2016 tarihli kararı ile kaydın kapatılmasına karar verilerek dosyanın 21/06/2016 tarihinde Düzce Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
3- Şüpheli hakkında 16/03/2016 tarihli “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” eylemi nedeni ile Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda 15/04/2016 tarihli ve 2016/3585 soruşturma, 2016/156 sayılı karar ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, aynı Kanun’un 191/4. maddesi gereğince erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına kesin olarak karar verildiği, kararın 05/05/2016 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliğ edilerek, 12/05/2016 tarihinde infazı için Düzce Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
4- Düzce Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün 12/05/2016 tarihli ve 2016/464 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan MERNIS adresine tebliğe çıkarıldığı, 23/05/2016 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle bu kez 03/06/2016 tarihli uyarılı çağrı yazısının doğrudan MERNIS adresine tebliğ çıkarıldığı, 09/06/2016 tarihinde şüpheliye bizzat tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonu’nun 21/06/2016 tarihli kararı ile kaydın kapatılmasına karar verilerek dosyanın 21/06/2016 tarihinde Düzce Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
5- Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararları kaldırılarak her iki soruşturma dosyasının birleştirilmesine karar verildiği ve şüphelinin 27/02/2016 ve 16/03/2016 tarihli eylemleri nedeniyle, 11/07/2016 tarihli, 2015/14509 soruşturma, 2016/2446 esas ve 2016/2034 sayılı iddianame ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/4-a maddesi delaletiyle 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca iki kez cezalandırılması istemi ile Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
6- Kanun yararına bozma istemine konu Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/05/2017 tarihli ve 2016/444 esas, 2017/ 268 sayılı kararı ile; sanığın 27/02/2016 tarihli eylemi nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın 16/03/2016 tarihli eylemi nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verildiği, kararın 21/11/2017 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
anlaşılmıştır.
B-)Kanun yararına Bozma İstemi:
“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 11/04/2016 tarihli ve 2015/14509 soruşturma, 2016/145 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, şüphelinin yükümlülük ihlalinde ısrar ettiğinden bahisle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 191/1. maddesi (2 kez) uyarınca iki kez 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 11/05/2017 tarihli ve 2016/444 esas, 2017/268 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanığın 16/03/2016 tarihinde işlediği atılı suç nedeniyle hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15/04/2016 tarihli ve 2016/3585 soruşturma, 2016/156 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, sanığın denetimli serbestlik tedbirini ihlal etmekte ısrar ettiğinden bahisle Düzce Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 21/06/2016 tarihli ve 2016/464 DS sayılı denetimli serbestlik dosyasının kapatılmasına karar verildiği gözetildiğinde, Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/05/2017 tarihli kararı ile sanığın iki kez hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiş ise de, 27/02/2016 ve 16/03/2016 tarihlerinde işlenen suçlar hakkında iki ayrı erteleme kararı verildiği, her iki erteleme kararında da sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymamakta ısrar etmesi üzerine denetimli serbestlik dosyalarının kapatılmasına karar verildiği, kapatma kararlarını müteakip 16/03/2016 tarihinde işlenen suç hakkında Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 11/07/2016 tarihli ve 2016/3585 esas, 2016/657 sayılı kararı ile soruşturma dosyasının 27/02/2016 tarihinde işlenen suç hakkında devam eden Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/14509 soruşturma dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, birleştirme kararını müteakip düzenlenen iddianamede suç tarihleri arasındaki yakınlık dikkate alınarak sanığın tek bir cezadan mahkumiyetine karar verilerek 5237 sayılı Kanunun 43. maddesi uyarınca artırım yapılması talep edilmesi gerekirken, sanığın iki kez cezalandırılmasının talep edildiği, Mahkemesince de yargılama sırasında erteleme ve denetimli serbestlik tedbirlerinin aynı tarihlerde devam ettiği, soruşturma dosyalarının birleştirilerek tek bir iddianame ile açılan kamu davasında, suç tarihleri arasındaki yakınlık ve hukuki kesintinin olmayışı dikkate alınarak sanığın tek bir cezadan mahkumiyetine karar verilerek, zincirleme suç hükümlerine göre artırım yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’unun 309. maddesi uyarınca Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/05/2017 tarihli ve 2016/444 esas, 2017/268 sayılı kararının bozulması istenilmiştir.
C-)Konunun Değerlendirilmesi:
Şüpheli … hakkında 27/02/2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca 11/04/2016 tarihli ve 2015/14509 soruşturma, 2016/145 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına kesin olarak karar verildiği, yine 16/03/2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca 15/04/2016 tarihli ve 2016/3585 soruşturma, 2016/156 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına kesin olarak karar verildiği, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararlarının infazı sırasında şüphelinin yükümlülük ihlalinde ısrar ettiği gerekçesi ile her iki soruşturma evrakı birleştirilerek kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/05/2017 tarihli ve 2016/444 esas, 2017/268 sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1. maddesi (2 kez) uyarınca iki kez 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
1-28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik TCK’nın 191/2. maddesinin 2. cümlesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.” şeklindeki düzenleme gereği, “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmesinin gerektiği, şüpheli hakkında verilen karar kendisine tebliğ edilmeden ve itiraz hakkı beklenilmeden, dolayısıyla kesinleşmeden Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, somut olayda; şüpheli hakkında Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların kesin olarak verildiği, şüpheliye anılan kararlara karşı itiraz mercii ve süresi de gösterilerek itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, bu nedenle yapılan tebligatlar geçerli olmayacağı gibi,
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesinde; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; somut olayda denetimli serbestlik müdürlüğünce çıkarılan çağrı yazılarının öncelikle bilinen en son adrese, mernis adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda, şüphelinin doğrudan MERNİS adresine çıkarılan tebligatların da usulsüz olduğu, bu durumda kovuşturma şartı olan ısrar şartının da gerçekleşmeyeceği, anlaşıldığından usulüne uygun bir tedavi ve denetimli serbestlik infaz süreci bulunmadığından kamu davasının açılma koşulunun gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. Dolayısıyla, bu usulsüzlüğü ortadan kaldırmak için,şüpheliye “kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte yeniden usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesi gerektiği, bu nedenle mahkemece kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırıdır.
2- Kabule göre de;
Dosya kapsamına göre, sanığın 16/03/2016 tarihinde işlediği atılı suç nedeniyle hakkında yapılan soruşturma sonucunda Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15/04/2016 tarihli ve 2016/3585 soruşturma, 2016/156 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı takiben , sanığın denetimli serbestlik tedbirini ihlalde ısrar ettiği gerekçesiyle Düzce Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 21/06/2016 tarihli ve 2016/464 DS sayılı denetimli serbestlik dosyasının kapatılmasına karar verildiği gözetildiğinde, Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/05/2017 tarihli kararı ile sanığın iki kez hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiş ise de, 27/02/2016 ve 16/03/2016 tarihlerinde işlenen suçlar hakkında iki ayrı erteleme kararı verildiği, her iki erteleme kararında da sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymamakta ısrar etmesi üzerine denetimli serbestlik dosyalarının kapatılmasına karar verildiği, kapatma kararlarını takiben 16/03/2016 tarihinde işlenen suç hakkında Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 11/07/2016 tarihli ve 2016/3585 esas, 2016/657 sayılı kararı ile soruşturma dosyasının 27/02/2016 tarihinde işlenen suç hakkında devam eden Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/14509 soruşturma dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, birleştirme kararı verilmesinden sonra düzenlenen iddianamede suç tarihleri arasında hukuki kesinti bulunmadığı dikkate alınarak sanığın tek bir suçtan mahkumiyetine karar verilerek 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca artırım yapılması talep edilmesi gerekirken, sanığın iki kez cezalandırılmasının talep edildiği, Mahkemesince de yargılama sırasında erteleme ve denetimli serbestlik tedbirlerinin aynı tarihlerde devam ettiği, soruşturma dosyalarının birleştirilerek tek bir iddianame ile açılan kamu davasında, suç tarihleri arasında hukuki kesintinin bulunmadığı dikkate alınarak sanığın tek bir suçtan mahkumiyetine karar verilerek, zincirleme suç hükümlerine göre artırım yapılması gerektiği gözetilmeden her iki suç nedeniyle ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesi kanuna aykırıdır.
Yukarıda açıklanan (1) nolu nedenle, şüpheliye, “kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve tedavi/denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararların, kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte yeniden usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması için mahkemece kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına ve şüpheli hakkında kamu davası açılmasının ertelenmesi koşullarına uygun biçimde değerlendirilme yapılmak üzere dosyanın Düzce Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
D-)Karar:
Açıklanan nedenlere göre; “kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve tedavi/denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişikin kararların, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte yeniden usulüne uygun bir şekilde tebliğinin sağlanması için mahkemece kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 223/8-2. cümlesi uyarınca şartın gerçekleşmesini beklemek üzere kamu davasının durmasına ve şüpheli hakkında kamu davası açılmasının ertelenmesi koşullarına uygun biçimde değerlendirilme yapılmak üzere dosyanın Düzce Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi kanuna aykırı olduğundan Düzce 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/05/2017 tarihli ve 2016/444 esas, 2017/268 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince değişik gerekçe ile kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,14/10/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.