YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7302
KARAR NO : 2020/6027
KARAR TARİHİ : 21.10.2020
Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/01/2019 tarihli, 2017/572 esas ve 2019/145 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 06/08/2019 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-)Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli … hakkında, 17/02/2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, 21/10/2016 tarihli ve 2016/41767 soruşturma, 2016/2285 sayılı karar ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, aynı Kanun’un 191/4. maddesi gereğince erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz yasa yolu ve merciinin gösterilmediği, kararın şüpheliye tebliğ edilemediği, kararın tebliği ve kesinleşmesi beklenmeden infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2- Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 10/02/2017 tarihli ve 2017/976 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan MERNIS adresine tebliğe çıkarıldığı, 02/03/2017 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle uyarılmasına karar verildiği, 04/05/2017 tarihli uyarı yazısının doğrudan MERNIS adresine tebliğe çıkarıldığı, 29/05 /2017 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesine göre tebliğ edildiği, yine müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 20/07/2017 tarihli kararı ile, yükümlülüklere uymamakta ısrar ettiği gerekçesi ile dosyanın kapatılmasına karar verildiği,
3- İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararı kaldırılarak, 21/11/2017 tarihli, 2016/41767 soruşturma, 2017/41038 esas ve 2017/33729 sayılı iddianame ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1-4-a maddesi yollamasıyla 191/1 ve 53.maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
4- Kanun yararına bozma istemine konu İstanbul Anadolu 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 31/01/2019 tarihli ve 2017/572, 2019/145 sayılı kararı ile, çağrı yazısı ve uyarı yazısı tebligatlarının doğrudan MERNIS adresine yapılması nedeniyle usulsüz olduğu, suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince sanığın beraatine, denetimli serbestlik işlemlerinin sürdürülüp sürdürülmeyeceği yönünde gereğinin takdiri için karardan bir örneğinin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği, kararın 20/03/2019 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
anlaşılmıştır.
B-)Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak ve satın almak suçundan sanık … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 21/10/2016 tarihli ve 2016/41767 soruşturma, 2016/2285 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararını müteakip, sanığın denetimli serbestlik tedbirini ihlâl etmekte ısrar ettiği gerekçesiyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonunda, ısrar koşulunun gerçekleşmediği ve suçun unsurlarının oluşmadığından bahisle sanığın beraatine ve denetimli serbestlik işlemlerinin sürdürülüp sürdürülmeyeceği yönünde gereğinin takdiri için İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına kararın gönderilmesine ilişkin İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/01/2019 tarihli ve 2017/572 esas, 2019/145 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, sanığa gönderilen çağrı yazısı ile ihtarlı uyarı yazısının usulüne uygun tebliğ edilmediği ve bu nedenle sanığın yükümlülükleri ihlâl etmiş sayılamayacağı gerekçesiyle beraatine karar verildiği anlaşılmış ise de,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde yer alan, “Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında … beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.”, 191/3. maddesinde “Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.” ve 191/4-a maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,…hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklinde ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-a maddesinde yer alan, “Beraat kararı; a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,…hallerinde verilir.” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında; somut olayda, sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararını takiben, Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çağrı yazısının 02/03/2017 tarihinde, ihtarlı uyarı yazısının ise 29/05/2017 tarihinde doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun’un 21/2 maddesi gereğince tebliğ yapıldığı ve bilinen son adrese gönderim yapılmadan doğrudan mernis adresine yapılan tebliğlerin Mahkemenin kabulü gibi usulsüz olduğu ancak hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş olan sanık hakkında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiğine ilişkin şekil şartı yerine getirilmediği gerekçesiyle beraat kararı verilemeyeceği, aksi halde aynı suçtan tekrar kovuşturma yapılmasının mümkün olmayacağı, bu halde kamu davasının açılması bir şarta (yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme şartına) bağlanmış olduğundan, mahkemece ısrar şartının gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 14/09/2015 tarihli ve 2015/8259 esas, 2015/3572 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, 5271 sayılı Kanun’un 223/8-2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde beraat kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 31/01/2019 tarihli ve 2017/572 esas, 2019/145 sayılı kararının bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
Sanık … hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca 21/10/2016 tarihli ve 2016/41767 soruşturma, 2016/2285 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, sanığın denetimli serbestlik tedbirini ihlâl etmekte ısrar ettiği gerekçesiyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonunda, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/01/2019 tarihli ve 2017/572 esas, 2019/145 sayılı kararı ile, ısrar koşulunun gerçekleşmediği ve suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle “sanığın beraatine ve denetimli serbestlik işlemlerinin sürdürülüp sürdürülmeyeceği yönünde gereğinin takdiri için İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına kararın gönderilmesine” karar verilmiştir.
6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik TCK’nın 191/2. maddesinin 2. cümlesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.” şeklindeki düzenleme gereği, “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararlara karşı itiraz yolunun açık olduğu, kararın şüpheliye tebliğ edilerek kesinleştirilmesi gerektiği, şüpheli hakkında verilen “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden ve kesinleşmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, incelemeye konu dosyada ise; İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 21/10/2016 tarihli ve 2016/41767 soruşturma, 2016/2285 sayılı beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve şüphelinin bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolu ve merciinin gösterilmediği, kararın şüpheliye tebliğ edilemediği, dolayısıyla kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın kesinleşmediği, bu nedenle Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkarılan çağrı yazısı ve uyarı yazısı hukuki sonuç doğurmayacağı gibi,
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesinde; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; somut olayda denetimli serbestlik müdürlüğünce çıkarılan çağrı yazılarının öncelikle bilinen en son adrese, mernis adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde yer alan, “Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında … beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.”, 191/3. maddesinde “Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.” ve 191/4-a maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, …hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklinde ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-a maddesinde yer alan, “Beraat kararı; a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,…hallerinde verilir.” şeklindeki düzenlemeler ile 5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/1. maddesindeki; “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin 8. fıkrasında yer alan, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklindeki düzenleme ile hüküm çeşitlerinin tahdidi olarak sayıldığı, somut olayda mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması halinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde beraat kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
D-)Karar:
Açıklanan nedenlerle, mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde beraat kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/01/2019 tarihli ve 2017/572 esas, 2019/145 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,
21/10/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.