YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14159
KARAR NO : 2023/2119
KARAR TARİHİ : 13.03.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.11.2020 tarihli ve 2020/224 Esas, 2020/409 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve dördüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi, 63 üncü maddesi ve 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve dördüncü fıkrası uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve müsadere hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 22.04.2021 tarihli ve 2021/566 Esas, 2021/986 Karar kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının, sanık ve müdafiinin istinaf başvurularına ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrası, 63 üncü maddesi ve 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 31.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadere hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz talebinin yerinde görülmemesi nedeniyle esastan reddi yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,
2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına,
4. Arama kararının hukuka aykırı olduğuna,
5. 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanma koşullarının gerçekleşmediğine,
6. Tanık …’a soruşturma aşamasında tanıklıktan çekilme hakkının hatırlatılmaması sebebiyle kovuşturma aşamasında vazgeçtiği beyanının hükme esas alınamayacağına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İhbar üzerine kolluk görevlilerince sanığın ikamet çevresinde yapılan çalışmada, ikametten çıktığı görülen tanık …’nin üst aramasında rızaen teslim ettiği 0,75 gram maddenin ele geçirildiği, Cumhuriyet savcısının yazılı arama kararı ile sanığın ikametinde yapılan aramada, beyaz kağıda sarılı 2,15 gram maddenin, bir kısmı yırtılmış kitabın, kitap yaprağı içerisine konulmuş 1.35 gram maddenin, arama sırasında evde bulunan …’ın üst aramasında kitap yaprağına sarılı, 2,20 gram maddenin, sanığın üst aramasında kitap yaprağına sarılı 7,15 gram madde ile 20 TL paranın ele geçirildiği, uzmanlık raporuna göre ele geçen uyuşturucu maddelerin tamamının sentetik kannabinoid grubunda yer alan 5CL-ADB-A etken maddesini içerdiğinin tespit edildiği olayda; sanık hakkında isim ve adres bilgisi verilerek yapılan ihbar, ihbarcı şahıs ile birlikte sanığın adresinin tespit edilmesi, …’nin üzerinden ele geçirilen maddenin sanığın ikametinde ele geçen kitap kağıdına sarılı ve uyuşturucu maddelerin aynı nitelikte olması, …’nin soruşturma aşamasında uyuşturucu maddeyi sanıktan aldığını beyan etmesi, sanığın da soruşturma aşamasında …’ye uyuşturucu madde verdiğini kabul etmesi nedenleriyle sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş; sanığın, kardeşi …’a da uyuşturucu madde temin etmesi sebebiyle hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanması talep olunmuş ise de; sanığın …’a uyuşturucu verdiğini kabul etmemesi, …’ın da mahkemedeki beyanında, sanıktan uyuşturucu almadığını beyan etmesi ile …’ın soruşturma aşamasında, ağabeyi olan sanığın kendisine uyuşturucu madde verdiğine ilişkin beyanının alınması sırasında tanıklıktan çekinme hakkının hatırlatılmaması ve bu itibarla hükme esas alınamaması sebepleriyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uygulanmamıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin sanığın tanık …’a uyuşturucu madde
verdiğine ilişkin hazırlıkta bir beyanı olmadığına yönelik gerekçesinin, sanığın soruşturma aşamasındaki 02.03.2020 tarihli ifadesi nedeniyle dosya kapsamına uygun bir gerekçe olmaması; sanığın olay tarihinde tanıklar Faruk ve …’a uyuşturucu madde vermek suretiyle atılı suçu zincirleme suç hükümleri kapsamında işlemesi ve sanık hakkında aleyhe istinaf başvurusu bulunması nedenleriyle 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uygulanmak suretiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanığın ikametinde bulunan kitap sayfaları ile kullanıcı şahıslarda ele geçirilen uyuşturucu maddelere ait kitap sayfalarının bir bütünün parçaları olduğu hususunda ayrıca bir inceleme yapılmamış ise de; kullanıcılara ait uyuşturucu maddelerin sarılı bulunduğu kitap sayfalarının Kriminal Polis Laboratuvarınca imha edilmesi karşısında; bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinde, “Bilgi alma: Bir suçun tespitine veya aydınlatılmasına yönelik olarak müşteki ve suçtan zarar gören ile suç işleme şüphesi altında bulunmayan diğer kişilerin dinlenmesini ve tutanağa geçirilmesini ifade eder” şeklinde tanımlanmıştır.
Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere bilgi toplama, suç işleme şüphesi altında bulunmayan kişiler için söz konusudur. Soruşturma aşamasında bilgisine başvurulan kişi kovuşturma aşamasında tanığa dönüşecektir.
Bilgisine başvurulan kişinin daha sonraki süreçte şüpheli olma ihtimali önemlidir. Çünkü bu kişilerin şüpheli veya sanık olarak belirli haklarının doğup doğmayacağının tespit edilmesi gerekir.
Ceza muhakemesinde soruşturmanın başlamasına neden olacak başlangıç şüphesi ortaya çıktığı andan itibaren 5271 sayılı Kanun’un 147 nci maddesi anlamında ifade alma usul ve esasları geçerli olacaktır. Alınan beyanlar kişinin kendisinin aleyhine olduğu takdirde bu bilgilerin ceza muhakemesinde o kişiye karşı delil olarak kullanılabilmesi için kişinin haklarından haberdar olması gerekir. Aksi durumda kişinin özgür iradesinden söz edilemez.
Ayrıca hakları hatırlatmadan suçlama yöneltiliyormuş gibi ifade alınması, Anayasanın 38 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan kendini suçlamama hakkının ihlalini oluşturacaktır.
Uyuşturucu madde ile yakalanan şüphelilerin eylemlerinin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
suçunu oluşturacağı, yani suç işleme şüphesi altında bulundukları dolayısıyla şüpheli konumunda olan birinin bilgi sahibi sıfatıyla ifadesinin alınamayacağı, sanıktan kullanmak için uyuşturucu madde alan kişinin kendi suçu için “şüpheli”; uyuşturucu madde aldığı kişinin suçu için “bilgi sahibi” sıfatı ile ifadesinin alınması hukuka aykırı kabul edilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 02.03.2020 tarihli bilgi alma tutanaklarında sanıktan kullanmak için uyuşturucu madde aldıklarını beyan eden … ve … hakkında kullanmak için uyuşturucu madde satın alma suçundan soruşturma yapılıp yapılmadığının araştırılıp söz konusu dosyaların getirtilerek aşama beyanlarının tespiti ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 22.04.2021 tarihli ve 2021/566 Esas, 2021/986 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Bozma nedeni ile tutuklu kalınan süre ve tutuklama şartlarında değişiklik bulunmaması dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2023 tarihinde karar verildi.