YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15885
KARAR NO : 2023/2506
KARAR TARİHİ : 22.03.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde
temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.12.2020 tarihli ve 2019/276 Esas, 2020/384 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 43 üncü, 62 nci, 52 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 18 yıl 9 ay hapis ve 37.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 18.02.2021 tarihli ve 2021/168 Esas, 2021/482 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re’sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Eylemlerin sabit olmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, “Şüpheden sanık yararlanır.” ilkesinin ihlal edildiğine,
3. Teşhis tutanağının gerçeğe aykırı şekilde düzenlendiğinden, hükme esas alınamayacağına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
02.01.2019 tarihli olayda; devriye görevi sırasında durumundan şüphelenilerek takibe alınan şahıs ile hakkında “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan ayrıca soruşturma yapılan tanık H. arasında para ve uyuşturucu madde alışverişinin kesin ve net şekilde görüldüğü ve müdahale için yaklaşıldığı sırada takibe alınan şahsın elindeki 3 fişek halinde daralı 1,8 gram sentetik kannabinoidi
yere atarak kaçtığı ve olay tarihinde yakalanamadığı, tanık H.’ın da bu sırada daralı 0,6 gram sentetik kannabinoidi yere attığının görüldüğü; 03.03.2019 tarihli olayda ise, devriye görevi sırasında durumundan şüphelenilerek takibe alınan hakkında “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan ayrıca soruşturma yapılan tanık O. ile sanık arasındaki para ve uyuşturucu madde alışverişinin kesin ve net şekilde görüldüğü, müdahale edildiğinde, tanık O.’ın elindeki daralı 2,8 gram sentetik kannabinoidi yere attığı; sanığın üzerinde 180,00 TL para bulunduğu; birinci olayda fiziki takibe katılanların da aralarında bulunduğu kolluk görevlilerince 03.03.2019 tarihinde düzenlenen tutanak ile, birinci olayda kaçan şahsın, ikinci olayda yakalanan sanık olduğunun kesin olarak teşhis edildiği olayda; olay tutanakları ve teşhis tutanağının içerikleri ve tutanak düzenleyen kolluk görevlilerinin bu tutanakları teyit eden tanıklık beyanları, uzmanlık raporları ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, “uyuşturucu madde ticareti yapma” eyleminin sabit olduğu, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesindeki ölçütler ve birden fazla nitelikli halin gerçeklemesi nedeniyle temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlendiği, suç konusunun sentetik kannabinoid olması ve satışın okula 200 metreden yakın mesafede gerçekleşmesi nedeni ile artırım yapıldığı, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla satış olduğundan zincirleme suç hükümlerinin ve sabıkasındaki tekerrüre esas ilam nedeniyle mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulandığı gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki nitelendirme ve uygulama konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, hükümde isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun sübutuna ve vasfına, hükme esas alınan delillerin hukuka uygun olduğuna ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, 03.03.2019 tarihli teşhis tutanağının içeriğinin, tutanak düzenleyici kolluk görevlilerinin duruşmadaki yeminli tanıklık beyanları ile teyit edildiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 18.02.2021 tarihli ve 2021/168 Esas, 2021/482 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.03.2023 tarihinde karar verildi.