Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2021/2589 E. 2021/7979 K. 23.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2589
KARAR NO : 2021/7979
KARAR TARİHİ : 23.06.2021

Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 15/01/2019 tarihli ve 2018/457 esas, 2019/19 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 29/01/2021 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-)Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli hakkında, 23/01/2018 tarihli uyuşturucu madde ticareti yapma suçu nedeni ile, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 09/04/2018 tarihli, 2018/2990 soruşturma, 2018/4235 esas ve 2018/1068 sayılı iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188/3, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
2-Yapılan yargılama sonunda kanun yararına bozma istemine konu Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/01/2019 tarihli, 2018/457 esas ve 2019/19 sayılı kararı ile; sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, daha önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlarda belirtilen denetim süresi içerisinde yeniden uyuşturucu madde kullanarak kasıtlı suç işlediği, bir daha suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaate varılamadığı gerekçesiyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, karar verildiği, kararın 26/02/2019 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B-)Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık …’nın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1. maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına dair Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/01/2019 tarihli ve 2018/457 esas, 2019/19 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5237 sayılı Kanun’un 191/8. maddesinin; “Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklinde olduğu,
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 09/04/2018 tarihli ve 2018/4235 esas sayılı iddianamesi ile uyuşturucu veya uyarıcı madde
./..
ticareti yapma veya sağlama suçundan dolayı kamu davasının açıldığı, ancak yapılan yargılama neticesinde sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturduğundan bahisle mahkûmiyetine karar verildiği, her ne kadar sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılması karar verildiği ve sabıkası bulunduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’un 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 191/8. maddesi uyarınca zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/01/2019 tarihli ve 2018/457 esas, 2019/19 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
Sanık … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/01/2019 tarihli ve 2018/457 esas, 2019/19 sayılı kararı ile sanığın eyleminin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat oluşmadığından hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de;
1-Sanığın adli sicil kaydında görülen Şanlıurfa 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/05/2019 tarihli ve 2019/212 esas, 2019/300 sayılı kararın incelenmesinde;
Sanığın 20/10/2013 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 10/04/2014 tarihli iddianamesi ile kamu davası açıldığı, Şanlıurfa 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/11/2014 tarihli ve 2014/449 esas, 2014/359 sayılı kararı ile, TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5320 sayılı Kanun’un geçici 7/2. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 03/12/2014 tarihinde kesinleştiği, kanun yararına bozma incelemesine konu Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesince bildirimde bulunulması üzerine hükmün açıklandığı,
28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasında yer alan; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” amir hükmü ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/5. fıkrasında yer alan, “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki ve 9. fıkrasında yer alan “Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır” şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında,
Şanlıurfa 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/11/2014 tarihli ve 2014/449 esas, 2014/359 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5320 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin 2. fıkrasına göre verildiği, sanığın 23/01/2018 tarihli eylemini Şanlıurfa 8. Asliye Ceza Mahkemesince zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılabileceği, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırıdır.
2- Sanığın 14/01/2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 10/05/2018 tarihli ve 2018/17891 soruşturma, 2018/622 sayılı kararı ile TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın kesinleşmesini takiben infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği anlaşıldığından, mahkemece; sanığın 14/01/2018 ve 23/01/2018 tarihli eylemleri yönünden tek bir erteleme kararı verilmesi gerektiği gözetilerek, erteleme kararının akıbeti araştırılarak, kamu davası açılıp açılmadığının tespiti ile kamu davası açılmış ise 14/01/2018 ve 23/01/2018 tarihli eylemler arasında hukuki kesinti bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra TCK’nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, kanuna aykırıdır.
Kabule göre de;
3- 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/8. maddesinde yer alan, “Bu Kanunun;
a)188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
b)190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6. maddesinde belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kanuni bir zorunluluk olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi kanuna aykırıdır.
Sonuç olarak; yukarıda (1) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle, sanığın 23/01/2018 tarihli eylemini, Şanlıurfa 8. Asliye Ceza Mahkemesince zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılabileceği , kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında “düşme kararı” verilip ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
D-)Karar:
Açıklanan nedenlerle; Şanlıurfa 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/11/2014 tarihli ve 2014/449 esas, 2014/359 sayılı kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan 23/01/2018 tarihli eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında “düşme kararı” verilip ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı
verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görüldüğünden, Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/01/2019 tarihli ve 2018/457 esas, 2019/19 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. Maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,
23/06/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.