Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2021/2933 E. 2023/1676 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2933
KARAR NO : 2023/1676
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmü kaldırılarak beraat hükmü kurulmak suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.10.2020 tarihli ve 2020/131 Esas, 2020/485 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 15 yıl hapis ve 30.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
B. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 30.12.2020 tarihli ve 2020/1688 Esas, 2020/1486 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re’sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularına ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan beraatine karar verilmiştir.
C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanığın mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde Bölge Adliye Mahkemesince “İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine” karar verilebileceği düzenlenmiş olup; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan mahkûmiyet hükmü verilen olayda, maddi vakıa değiştirilmemiş ise de delil değerlendirilmesi yapılarak, Bölge Adliye Mahkemesince “… ele geçen madde ve materyaller üzerinde parmak izinin elde edilememesi, arama yapılıp uyuşturucu bulunan evin tanık Seval’e ait olması, soba içinden çıkarılan maddelerin sanık …’e ait olduğu kabul edilse dahi hem evde iki kişinin bulunması, hem de sobadaki maddelerin kullanım sınırları içinde olması, sanık …’ün vücut örneğinin pozitif çıkması karşısında sobanın arkasında atılı vaziyette bulunan ve tanık Seval’e ait evde ele geçen maddelerin sanık …’e ait
olduğuna ilişkin dosyada kesin ve somut bir delilin mevcut olmadığı, tüm dosya kapsamındaki deliller ve aşamalardaki beyanlar gözetildiğinde sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığı hususunun şüphe boyutunda kaldığı…” gerekçesiyle, sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçu yönünden eylem sabit görülmeyerek, İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet hükmü kaldırılıp beraat kararı verilerek düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişse de; 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre Bölge Adliye Mahkemelerince ancak “Başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmadan cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ya da şahsî cezasızlık sebeplerine bağlı olarak daha az ceza verilmesini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini gerektiren hallerde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine” duruşma açılmaksızın karar verilebileceğinden, “sanık hakkında şahsi nedenlere bağlı indirim sebebi veya şahsi cezasızlık sebebi olmayan sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraati” hususunda karar verilebilmesi için, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak, delil değerlendirilmesi yapıldıktan sonra takdir hakkı kullanılmak suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeyerek, duruşma açılmadan istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi, 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.
III. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 30.12.2020 tarihli ve 2020/1688 Esas, 2020/1486 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, Üye Dr. …’in karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi’ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.03.2023 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y G E R E K Ç E S İ

5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesinde, “Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; ilk derece mahkemesinin kararında … 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, … karar verir.” denilmekte;
Mezkur hükmün atıfta bulunduğu 303. maddenin 1 (a) bendinde; hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, “olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate … hükmolunması gerekirse” bölge adliye mahkemesinin davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebileceği belirtilmekte;
Anılan Kanun’un 223/2. fıkrasında ise, “Beraat kararı; a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması, e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması, Hallerinde verilir.” hükmü yer almaktadır.
Belirtilen düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince verilen hükme ilişkin olarak bölge adliye mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde, ilave bir araştırma yapılmasına ihtiyaç duyulmaksızın, dosyada mevcut delillere göre beraat kararı verilmesi gerektiğine kanaat getirilmesi durumunda; 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a ve 303/1-a maddelerinin verdiği yetki uyarınca duruşma açılmaksızın ilk derece mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebileceği anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle, dosyada mevcut delillerin değerlendirilmesi için duruşma açılması zorunlu değildir.
Nitekim somut olayda, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmü kurduğu eylemle ilgili olarak; bölge adliye mahkemesince, sanık …’ın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkûmiyete yeterli, kesin ve somut bir delil bulunmadığı belirtilmiş, bu suretle esasen “olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate hükmolunması gerektiği” kanaati izhar edilmiştir.
Bu itibarla; Yargıtay tarafından yapılan temyiz incelemesinde, bölge adliye mahkemesince verilen beraat hükmü, duruşma açılmaması nedeniyle değil, işin esasına girilerek yapılacak değerlendirme sonucunda, usul ve yasaya aykırı görülmesi halinde bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; 5271 sayılı 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca, temyiz talebine konu olayda Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince duruşma açılmadan, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmü ortadan kaldırılarak, sanığın beraatine hükmolunması suretiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebileceği görüşünde olduğumdan; Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin esastan incelenmesi gerekirken, duruşma
açılmadan karar verildiği gerekçesiyle, bölge adliye mahkemesi hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum. 01.03.2023