Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2021/4683 E. 2023/4893 K. 30.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4683
KARAR NO : 2023/4893
KARAR TARİHİ : 30.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/228 E., 2016/45 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, … Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
2. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine … Cumhuriyet Başsavcılığının 24.03.2015 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve dördüncü fıkrasının (a) bendi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci ila dördüncü fıkraları, 58 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
3. … 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.01.2016 tarihli ve 2015/228 Esas, 2016/45 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 54 üncü maddesi, 58 inci maddesi uyarınca teşdiden 2 yıl 1 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebebi, kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın olay tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurduğu, ekspertiz raporunda ele geçirilen söz konusu maddelerin 0,7 gram ağırlığında esrar maddesi ve MDMA ihtiva eden 1 adet hap olduğunun ifade edildiği, sanık hakkında kamu davasının 5 yıl süreyle ertelenmesine karar verildiği ve ayrıca hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulandığı, bu karar doğrultusunda … Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce sanığın adresine usulüne uygun olarak 03.03.2015 tarihinde tebligat yapıldığı, ancak buna rağmen sanığın belirtilen süre zarfında ilgili denetim şubesine başvurmayarak söz konusu kararı ihlal ettiği, suçun işleniş şekli, sanığın sabıkalı kişiliği, ele geçirilen uyuşturucu maddenin niteliği nazara alınarak sanık hakkında cezaya hükmedilirken alt sınırdan uzaklaşıldığı gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sigara kağıdına sarılı, yanar vaziyette tütünle karışık uyuşturucu madde kolluk güçleri tarafından sanığın

elinde görüldüğünden, etkin pişmanlık hükümlerinin şartlarının oluşmadığı belirlenmekle, Tebliğname’nin görüşüne iştirak olunmamıştır.
A. 31.01.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığın MERNİS adresinde doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca muhtara teslim edildiği anlaşılmış olup; aynı Kanun’un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata aynı Kanun’un 23 üncü maddesinin bir ila sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 16 ıncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin yapılan tebliğ usulsüz olduğundan 31.01.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği,
UYAP’tan ve adli sicil kaydından yapılan incelemede; sanığın 14.04.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle 17.05.2016 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, sanığın yükümlülüklerine uymaması nedeniyle 17.04.2018 tarihli iddianame ile hakkında kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucu … 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/366 Esas, 2018/695 Karar sayılı dosya ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, dosyanın Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2019/1195 Esas, 2021/1033 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilerek mahkemesine gönderildiği görülmekle;
Bu kapsamda 03.01.2015 ve 14.04.2016 tarihli eylemler nedeniyle iki ayrı kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği birlikte değerlendirildiğinde; sanık hakkında birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği, erteleme kararının kesinleşmesinden önceki tüm eylemlerin tek suç olarak kabulü gerektiği, 31.01.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ilk paragrafta açıklandığı üzere kesinleşmediği, 14.04.2016 tarihli eylem nedeniyle 17.05.2016 tarihinde verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun şekilde kesinleşmiş
olması halinde sanık hakkında tek suç nedeniyle mahkûmiyet kararı verileceği, temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması gerekeceği anlaşıldığından, her iki suça ilişkin davaların birleştirilmesi ve delillerin tartışılması gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
B. Kabule göre de;
1. Sanık hakkında tekerrüre esas alınan … 3. Ağır Ceza Mahkemesi ilamının esas numarası 2009/149 olduğu halde hükümde 2009/249 olarak yazılması,
2. Hükümden önce 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı hükmü ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinde yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması, nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.01.2016 tarihli ve 2015/228 Esas, 2016/45 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.05.2023 tarihinde karar verildi.