YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7533
KARAR NO : 2021/8947
KARAR TARİHİ : 20.09.2021
Mahkeme : … 2. Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm : Mahkûmiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
7201 sayılı Tebligat Kanununun 10/2. maddesinde; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; somut olayda sanığın yokluğunda verilen hükmün öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adresin bilinen en son adres olduğu kabul edilerek tebliğ edilmesi gerektiği halde; MERNİS adresine doğrudan Tebligat Kanununun 21/2. maddesi gereğince 26/02/2015-17/03/2015 tarihinde yapılan tebliğlerin usulsüz olduğu anlaşılmakla, sanığın temyizinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;
1- Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, sanığın 23.04.2013 tarihinde gece 22.50 de cafe önünde yapılan üst aramasında ele geçirilen uyuşturucu maddenin miktarı, ele geçiriliş şekli ve yakalandığı yer dikkate alınarak uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği sabit ise de; 27.03.2013 ve 20.04.2013 tarihlerinde haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanıklar … ve …’da ele geçirilen uyuşturucu maddeler ile ilgisi olduğuna ilişkin soyut ve
değişik anlamlara gelebilecek iletişimin tespiti tutanakları dışında kuşkuyu aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, tek eylemi sabit olan sanık hakkında, TCK’nın 43. maddesinde öngörülen “zincirleme suç” hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
2- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
3- Kabule göre; sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanırken, sonuç cezanın “6 yıl 3 ay hapis ve 4500 TL adli para cezası” yerine “5 yıl 10 ay hapis ve 4200 TL adli para cezası” olarak eksik tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
20/09/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.