Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2021/8547 E. 2023/1347 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8547
KARAR NO : 2023/1347
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık ve müdafiinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.04.2020 tarihli ve 2020/80 Esas, 2020/92 Karar sayılı kararı ile aynı mahkemenin 2020/23 Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/23 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir.
B. Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 08/10/2020 tarihli ve 2020/23 Esas, 2020/181 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü, 52 nci, 53 üncü maddeleri uyarınca 15 yıl hapis ve 30.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 19.02.2021 tarihli ve 2020/2493 Esas, 2021/331 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re’sen de istinafa tabi olan hükümde, “hüküm fıkrasındaki zincirleme suç uygulamasına ilişkin kısmın hükümden çıkarılması ve para cinsinden adli para cezasının tespitine ve sonuç cezaya ilişkin kısmın değiştirilmesi suretiyle, sonuç olarak 12 yıl hapis ve 24.000,00 TL adli para cezası belirlenmesine” karar verilmek suretiyle, hukuka aykırılığın düzeltilerek, hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Kararın usule ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Eylemin sabit olmadığına, beraate karar verilmesi gerektiğine, “Şüpheden sanık yararlanır.” ilkesinin ihlal edildiğine,

3. Temel cezada alt sınırdan uzaklaşılmasının ve takdiri indirim uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna,

4. Lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine,

ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Yapılan çalışmalarda, sanık …’nın…. karayolu üzerindeki …. Mahallesi kavşağında bulunan reklam ve mahalle tabelaları altında gizlediği uyuşturucu maddeleri parça parça alarak sattığı yönünde bilgi edinilmesi üzerine, yapılan fiziki takipte, belirtilen kavşağı geçerek tabelanın önünde duran araçtan inen sanığın, 6 metre mesafedeki tabelaya doğru yöneldiği sırada, kolluk görevlilerini görerek kaçmaya çalıştığı ve cebinden çıkardığı cep telefonunu araca çarparak kullanılamaz hale getirdiği, sanık … ile aracı kullanan ve “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan beraatine karar verilen temyiz dışı sanık …’in yakalanmasının ardından, sanığın yöneldiği reklam tabelasının altına bakıldığında poşet içinde daralı 80,66 gram metamfetaminin ele geçirildiği, temyiz dışı sanık …’in de aracının içinden metamfetamin kalıntısı bulunan kendisine ait payp denen düzeneği arama yapılmaksızın teslim ettiği ana dosyaya konu olayda; olay tutanağının içeriği, tutanak düzenleyici kolluk görevlilerinin tanıklık beyanları, temyiz dışı sanık …’in aşamalardaki beyanları, ele geçen maddenin türü, miktarı ile sanığın görüşme içeriklerinin tespit edilmemesi amacıyla olay anında cep telefonunu kırması hususları birlikte değerlendirildiğinde, eylemin “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçunu oluşturduğu; birleşen dosyada ise sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 135 inci maddesi uyarınca alınan iletişimin tespiti kararı uyarınca, sanıkla şüpheli görüşmeler yapan ve bilgi sahibi sıfatıyla beyanları alınan …, … ve …’ın, sanıktan, telefon görüşmeleri ardından uyuşturucu madde aldıklarını belirtilerek, sanığı teşhis ettikleri anlaşılmakla, kovuşturma aşamasında tanık sıfatıyla dinlenen … ve …, beyanlarını değiştirmişseler de, soruşturma aşamasındaki beyanlarına itibar edilmesi gerektiği belirtilerek, eylemin “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçunu oluşturduğu; 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, kast yoğunluğu, işlendiği yer ve zaman dikkate alınarak temel cezada alt sınırdan uzaklaşıldığı, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca aynı suçun bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kez işlenmesi nedeniyle temel cezada artırım uygulandığı ve sanığın geçmişi, pişmanlık göstermemesi, cezanın geleceği üzerindeki etkisi ve bir daha suç işlemeyeceği kanaatinin oluşmaması nedenleri ile aynı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca takdiri indirim uygulanmadığı gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular, hukuki nitelendirme ve uygulama konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkındaki hükümde, “Birleşen dosyada, sanığın uyuşturucu madde sattığı kabul edilen …, … ve … isimli şahısların soyut beyanları dışında, kuşku sınırlarını aşan yeterli delil bulunmadığı, bu nedenle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanma koşulları bulunmadığı” gerekçesiyle, zincirleme suç uygulaması hüküm fıkrasından çıkartılmak ve buna göre sonuç cezalar belirlenmek suretiyle hukuka aykırılık düzeltilerek İlk Derece Mahkemesi hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun sübutuna, vasfına, temel cezaların alt sınır aşılarak belirlenmesine, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin sanık hakkında uygulanmamasına, delillerin hukuka uygun olarak toplandığına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 19.02.2021 tarihli ve 2020/2493 Esas, 2021/331 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2023 tarihinde karar verildi.