Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/10225 E. 2023/5104 K. 05.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10225
KARAR NO : 2023/5104
KARAR TARİHİ : 05.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/509 E., 2016/525 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

Düzce 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2016 tarihli ve 2016/509 Esas, 2016/525 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın aynı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 08.12.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 06.05.2022 tarihli ve 2020/9580 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.06.2022 tarihli ve KYB-2022/69794 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.06.2022 tarihli ve KYB-2022/69794 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

” … Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının kabulüne göre, anılan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 6545 sayılı Kanunla değişik 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi kapsamında zorunlu olarak verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı niteliğinde olduğu, bu halde sanığın 30.07.2016 tarihindeki eyleminin anılan kararın ihlali mahiyetinde bulunduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki düzenleme uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı cihetle, bu ikinci suçtan dolayı açılan kamu davasında düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir. “

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

A. Sanık hakkında, 30.07.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 23.09.2016 tarihli ve 2016/9554 Soruşturma, 2016/2553 Esas, 2016/2123 sayılı iddianamesi ile Düzce 3. Asliye Ceza Mahkemesine 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açılmıştır.

B. Düzce 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2016 tarihli ve 2016/509 Esas, 2016/525 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın aynı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine karar verilmiş, hüküm 08.12.2016 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.

C. Sanığın denetim süresi içerisinde 14.01.2018 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan cezalandırıldığının ihbar edilmesi üzerine, Düzce 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2019 tarihli ve 2016/509 Esas, 2016/525 Karar sayılı ek kararı ile erteli hapis cezasının aynen infazına karar verilmiş, sanığın itiraz yoluna başvurması üzerine mercii Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.06.2019 tarihli ve 2019/428 d.eğişik ş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir.

D. Sanık hakkında, daha önceden 13.08.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan;

1. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 15.12.2014 tarihli ve 2014/10604 soruşturma, 2014/165 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davası açılmasının ertelenmesine, bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına, kesin olarak karar verildiği, kararın 15.01.2015 tarihinde şüpheliye usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, infazı için 05.01.2015 tarihinde Düzce Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,

2. İnfaz işlemleri devam ederken 24.03.2015 tarihinde yeniden uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 22.04.2015 tarihli ve 2015/4643 Soruşturma, 2015/1485 Esas ve 2015/1139 sayılı iddianamesi ile Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,

3. Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2015 tarihli ve 2015/187 Esas, 2015/475 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 191 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına ve 1 yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 27.10.2015 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,

4. İncelemeye konu Düzce 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2016 tarihli mahkûmiyet kararı ile ihbarda bulunulması üzerine; Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.02.2017 tarihli ve 2016/434 Esas, 2017/44 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin

birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu,

5. … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 17.07.2017 tarihli ve 2017/657 Esas, 2017/1033 Karar sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği,

6. Sanık hakkında 05.02.2019 tarihinde işlediği aynı nev’iden suç nedeniyle Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 17.10.2019 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Düzce 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2020 tarihli ve 2019/512 Esas, 2020/138 Karar sayılı kararı ile, erteleme kararının kesin olarak verildiği, bu nedenle kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle “kamu davasının durmasına” ve Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.02.2017 tarihli ve 2016/434 Esas, 2017/44 Karar sayılı kararına yönelik 5271 sayılı Kanun’un 308/A maddesi uyarınca yasal işlem yapılması için Düzce Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına karar verildiği, durma kararının 18.03.2020 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca, Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.02.2017 tarihli ve 2016/434 Esas, 2017/44 Karar sayılı kararına karşı 5271 sayılı Kanun’un 308/A maddesi uyarınca itiraz yoluna gidilmesinin … Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığından talep edildiği, … Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca, 17.09.2015 tarihinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının daha önce verilen ve usulsüz olduğu belirtilen erteleme kararındaki eksiklikleri izale ettiği, dolayısıyla erteleme kararının sonuca doğrudan etkisinin bulunmadığı dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun’un 308/A maddesi uyarınca karara itirazı gerektirir maddi ve hukuki bir sebep bulunmadığı gerekçesiyle itiraz yoluna gidilmediği,

Anlaşılmıştır.

E. Asıl kararın bozulması halinde ertelenen cezanın aynen infazına ilişkin Düzce 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2019 tarihli ve 2016/509 Esas, 2016/525 Karar sayılı ek kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine dair Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/428 değişik iş sayılı kararının hukuki değerden yoksun olacağı gözetilerek yapılan değerlendirmede,

Sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında, inceleme dışı Düzce 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2020 tarihli ve 2019/512 Esas, 2020/138 Karar sayılı kararında, sanık hakkında 15.12.2014 tarihinde verilmiş olan dava açılmasının ertelenmesi kararının itiraza tabi olmasına karşın kesin nitelikte verildiği gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’un 308/A

maddesi uyarınca işlem yapılması için Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/434 esas sayılı dosyasına ihbarda bulunulmuş,

5271 sayılı Kanun’un 308/A maddesi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesine yapılan başvuru üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca; ”…hükümlünün hakkında verilen KDAE kararının erteleme süresi içerisinde yeniden uyuşturucu madde kullandığı, bunun üzerine açılan kamu davasında da mahkemece sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken hakkında HAGB kararı verildiği, böylece uygun olmamakla birlikte hükümlüye bu kararla birlikte yeniden tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri verildiği, buna rağmen hükümlünün yeniden suç işleyerek bu HAGB kararının açıklanmasına sebebiyet verdiği anlaşılmakla; Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 17.07.2017 tarihli kararında da uygun görülmemesine rağmen sonuca etkili olmadığından davanın yeniden görülme nedeni olarak kabul edilmeyen 17.09.2015 tarihli yüze karşı verilen ve açıklanan (KDAE ile aynı unsurları taşıyan) HAGB kararının daha önce verilen ve usulsüz olduğu belirtilen KDAE kararındaki eksiklikleri izale ettiği, dolayısıyla KDAE kararının sonuca da doğrudan etkisinin bulunmadığı dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun’un 308/A maddesi uyarınca karara itiraz gerektirir maddi ve hukuki bir sebep bulunmadığından…” gerekçeleri ile itiraz kanun yoluna gidilmediği belirtilmiştir.

28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.” şeklindeki düzenleme gereği, “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15.12.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar her ne kadar şüpheliye tebliğ edilmiş ise de, kararın kesin olarak verilmesi nedeniyle şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, bu nedenle erteleme kararının kesinleşmediği, dolayısıyla ihlâl kabul edilen 24.03.2015 tarihli eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinden sözedilemeyeceği, mahkemesince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının

ikinci cümlesi uyarınca “durma” kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kanun yararına bozma istemine konu kararla ihbarda bulunulması üzerine de Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.02.2017 tarihli ve 2016/434 Esas, 2017/44 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 17.07.2017 tarihli ve 2017/657 Esas, 2017/1033 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile mahkûmiyet kararının kesinleştiği, esasen Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesince durma kararı verilmesi gerektiği, bu durumda incelemeye konu Düzce 3. Asliye Ceza Mahkemesinin davasında da kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceği cihetle, Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesi kararı istinaf incelemesinden geçtiğinden bu karar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilmesine kanunî imkân bulunmamakla birlikte, “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararına karşı, 5271 sayılı Kanun’un 308/A maddesi kapsamında itiraz kanun yoluna başvurulabileceği değerlendirilmiştir.

Her ne kadar;

5271 sayılı Kanun’un 308/A maddesi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesine yapılan başvuru üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca; ”… 17.09.2015 tarihli yüze karşı verilen ve açıklanan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, usulsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararındaki eksiklikleri izale ettiği, dolayısıyla erteleme kararının sonuca doğrudan etkisinin bulunmadığı” gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’un 308/A maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna gidilmemiş ise de;

Düzce 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, suç tarihinin 13.08.2014 olup 6545 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra işlenmesi ve şüpheli hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilmesi karşısında, artık, 6545 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce işlenmiş suçlar bakımından uygulanma imkanı olan ve bir tasfiye maddesi olan 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci

fıkrası koşullarının uygulanma imkanının bulunmadığı, bu nedenle 17.09.2015 tarihli kararın 5271 sayılı Kanun’a göre genel hükümler uyarınca verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğu, bu nedenle erteleme kararı ile aynı hukuki sonuçları doğurmasının sözkonusu olmadığı, bu nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının, erteleme kararındaki usulsüzlüğü giderdiği şeklindeki kabulün yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Açıklanan nedenle, yukarıda belirlenen kanuna aykırılığın giderilebilmesi ancak … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kesin kararına karşı 5271 sayılı Kanun’un 308/A maddesinde düzenlenen itiraz yoluyla mümkündür.

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yetkisi  5271 sayılı Kanunu’nun 308/A maddesinde düzenlenmiş olup, Düzce 3. Asliye Ceza Mahkemesince, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca “durma” kararı verilerek … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 17.07.2017 tarihli ve 2017/657 Esas, 2017/1033 Karar sayılı “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararına karşı sanık lehine itiraz yoluna gidilmesi için … Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması, itiraz sonucunda … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince verilecek kararın beklenmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından; kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.

III. KARAR

1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin değişik gerekçe ile KABULÜNE,

2. Düzce 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2016 tarihli ve 2016/509 Esas, 2016/525 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.06.2023 tarihinde karar verildi.