Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/11130 E. 2023/4823 K. 29.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11130
KARAR NO : 2023/4823
KARAR TARİHİ : 29.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

… 45.Asliye Ceza Mahkemesinin 15.09.2021 tarihli ve 2021/662 Esas, 2021/667 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 14.10.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 08.06.2022 tarihli ve 2022/3865 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2022 tarihli ve KYB-2022/85903 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2022 tarihli ve KYB-2022/85903 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
” Sanığın 23.04.2010 tarihinde işlemiş olduğu kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan yapılan yargılama sonucunda hakkında verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Sultanbeyli (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.10.2010 tarihli kararının itiraz edilmeden 03.11.2010 tarihinde kesinleştiği, adı geçen sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymaması üzerine Kartal Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğünün 08.03.2011 tarihli ve 2011/25 DS sayılı kararı ile yükümlüye ait dosyanın kapatılmasına karar verildiği, dosyanın ele alındığı 15.09.2021 tensip tarihine kadar zamanaşımının durduğu, sanığın eylemine uyan suç için öngörülen cezanın türü ve yukarı sınırına göre, dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 66 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince 8 yıl olduğu, anılan Kanun’un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olacağı, bu haliyle suç tarihi olan 23.04.2010 tarihi ile dosyanın ele alındığı 15.09.2021 tarihi arasında 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin, zamanaşımının durma süreleri de eklendiğinde dolmadığı gözetilmeden, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde düşme kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Sanık hakkında, 23.04.2010 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Sultanbeyli Cumhuriyet Başsavcılığının 18.05.2010 tarihli ve 2010/3364 Soruşturma, 2010/1645 Esas, 2010/888 sayılı iddianamesi ile kamu davası açılmıştır.
B. Sanığın savunması 11.10.2010 tarihinde alınmış, Sultanbeyli (Kapatılan) 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 11.10.2010 tarihli ve 2010/319 Esas, 2010/752 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı

Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiş, karar 03.11.2010 tarihinde kesinleşmiştir.
C. Kartal Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 10.01.2011 tarihli ve 2011/25 DS sayılı çağrı yazısı sanığa usulüne uygun tebliğ edilmesine karşın sanık müdürlüğe başvurmamış, infaz dosyası kapatılarak 24.03.2011 tarihinde Sultanbeyli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
D. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının bildirilmesinden sonra, dosya 15.09.2021 tarihinde ele alınarak tensiple birlikte … 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.09.2021 tarihli ve 2021/662 Esas, 2021/667 Karar sayılı kararı ile, zamanaşımı süresi dolduğundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmiş, karar 14.10.2021 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.
E. Sultanbeyli (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.10.2010 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince verilen “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın, hükümden sonra 191 inci maddenin ikinci fıkrasına 14.04.2011 tarihli ve 27905 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 20 inci maddesi ile eklenen son cümleye göre, durma kararı niteliğinde olduğu dikkate alındığında;
Sanığın 23.04.2010 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan yargılama sonucunda verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin Sultanbeyli (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.10.2010 tarihli kararının itiraz edilmeksizin 03.11.2010 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymaması üzerine Kartal Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğünün 08.03.2011 tarihli ve 2011/25 DS sayılı kararı ile yükümlüye ait dosyanın kapatılmasına karar verildiği, dosyanın ele alındığı 15.09.2021 tensip tarihine kadar zamanaşımının durduğu, sanığın eylemine uyan suç için öngörülen cezanın türü ve yukarı sınırına göre, dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 66 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince 8 yıl olduğu, aynı Kanun’un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olacağı, bu haliyle suç tarihi olan 23.04.2010 tarihi ile dosyanın ele alındığı 15.09.2021 tarihi arasında 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin, zamanaşımının durma süreleri de eklendiğinde dolmadığı, yargılamaya devam olunarak esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden düşme kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. … 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.09.2021 tarihli ve 2021/662 Esas, 2021/667 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.05.2023 tarihinde karar verildi.