YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11134
KARAR NO : 2023/5100
KARAR TARİHİ : 05.06.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Yüksekova 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli ve 2020/43 Esas, 2020/139 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 01.07.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2022 tarihli ve 2022/1026 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2022 tarihli ve KYB-2022/75626 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2022 tarihli ve KYB-2022/75626 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Sanık hakkında evvelce işlemiş olduğu uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 15.03.2016 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasının Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/144 esasına kayden yapılan yargılaması neticesinde, sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılmasına, anılan Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, işbu karardaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince verilen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğu, inceleme konusu Yüksekova 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli ve 2020/43 Esas, 2020/139 Karar sayılı kararındaki 09.11.2017 tarihli eylemin ise Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.04.2016 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın ihlali mahiyetinde olduğu, ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu edilemeyeceği, düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesinde,
Kabule göre,
Şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar her ne kadar 09.02.2018 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, söz konusu karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin 15 gün yerine 7 gün olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmaması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmemesi nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 09.11.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığının 28.01.2018 tarihli ve 2017/5114 soruşturma, 2018/8 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davası açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yoluna başvuru süresinin “7 gün” olarak gösterildiği, kararın 09.02.2018 tarihinde şüpheliye tebliğ edilerek denetimli serbestlik tedbirinin infazı için Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Şüphelinin 10.08.2019 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığının 26.12.2019 tarihli ve 2017/95114 Soruşturma, 2019/1365 Esas, 2019/1148 sayılı iddianamesi ile Yüksekova 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
C. Yüksekova 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli ve 2020/43 Esas, 2020/139 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 01.07.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
D. Dosya arasında bulunan Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/144 Esas ve 2016/155 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;
1. Sanığın 10.12.2015 tarihinde işlediği iddia olunan “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 15.03.2016 tarihli ve 2016/26226 Soruşturma, 2016/9847 Esas, 2016/1134 sayılı iddianamesi ile Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
2. Yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.04.2016 tarihli ve 2016/144 Esas, 2016/155 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına ve 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 29.04.2016 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
E. 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanun’u ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi yeniden düzenlenmiş olup, anılan maddenin sekizinci fıkrasında “Bu Kanun’un; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kanuni bir zorunluluk olduğu,
6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” düzenlemesinin yer aldığı,
Somut olayda, sanık hakkında daha önceden 10.12.2015 tarihli uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 15.03.2016 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.04.2016 tarihli kararı ile sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına ve 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 29.04.2016 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasındaki düzenleme karşısında; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kanuni zorunluluk üzerine verildiği, kanuni zorunluluk nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğuracağı, bu durumda, incelemeye konu suç tarihinin 09.11.2017 olması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle Cumhuriyet savcısı tarafından yeni bir soruşturmaya konu edilmeyip hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemeye ihbarda bulunması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılarak kamu davası açılması ve mahkûmiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olduğundan, sanığın 09.11.2017 tarihli eylemini, Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesince zorunlu olarak verilen ve 29.04.2016 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılabileceği, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesini sekizinci fıkrası uyarınca “düşme” kararı verilip Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
F. Kabule göre de;
28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince verilen “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar şüpheliye tebliğ edilmiş ise de, karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin “15 gün” yerine “7 gün” olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40 ıncı maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 171, 172 ve 173 üncü maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; “Kamu davasının
açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararda kanun yolu başvuru süresinin şüpheliyi yanıltacak biçimde “7 gün” olarak gösterildiği, bu nedenle kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usulsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi ihlal kabul edilen 10.08.2019 tarihli eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinin söylenemeyeceği, mahkemesince açılan kamu davasında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca “durma” kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi de, Kanun’a aykırıdır.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Gerekçe kısmında (E) bendinde açıklanan nedenlerle, Yüksekova 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2020 tarihli ve 2020/43 Esas, 2020/139 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2023 tarihinde karar verildi.