Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/11141 E. 2023/5376 K. 12.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11141
KARAR NO : 2023/5376
KARAR TARİHİ : 12.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 1997/693 E., 1998/9 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet

… 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.09.2005 tarihli ve 1997/693 Esas, 1998/9 Karar sayılı ek kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 7.300,00 TL adli para cezasına çevrilmesine, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) 2 nci maddesi gözetilerek kazanılmış hakkı nedeniyle 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un (647 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi uyarınca cezanın ertelenmesine, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin 18.11.2005 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği

anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 01.06.2022 tarihli ve 2021/17840 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2022 tarihli ve KYB-2022/82236 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2022 tarihli ve KYB-2022/82236 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1- 5237 sayılı Kanun’un 7 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenlemeler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe kanunun tespit edilip, uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, delil toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 18.11.2005 tarihli ve 2005/2691-3395 sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13.10.2005 tarihli ve 2005/10431-12718 sayılı ilâmlarına nazaran, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi veya ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması imkânı sonraki kanun ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, dosya üzerinden karar verilmesinde,
2- 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme gözetilmeksizin, sanığa 5237 sayılı Kanun kapsamında verilen hapis cezasının aynı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince adlî para cezasına çevrilmesi ve hakkında 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına hükmedildikten sonra verilen cezanın 647 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilerek karma uygulama yapılmasında,

İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Sanık hakkında, 16.05.1997 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, … Cumhuriyet Başsavcılığının 16.05.1997 tarihli ve 1997/15044 Soruşturma, 1997/7704 Esas, 1997/4958 sayılı iddianamesi ile 765 sayılı Kanun’un 404 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince cezalandırılması istemiyle … 1. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
B. … 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 08.01.1998 tarihli ve 1997/693 Esas, 1998/9 Karar sayılı kararı ile, sanığın 765 sayılı Kanun’un 404 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 647 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi uyarınca cezanın ertelenmesine karar verilmiş, karar 25.05.1998 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
C. Sanığın uyarlama talebi üzerine, Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.09.2005 tarihli ve 1997/693 Esas, 1998/9 Karar sayılı ek kararı ile, uyarlama yapılarak 5237 sayılı Kanun hükümlerinin lehe olduğu değerlendirilerek 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 7.300,00 TL adli para cezasına çevrilmesine, 765 sayılı Kanun’un 2 inci maddesi gözetilerek kazanılmış hakkı nedeniyle 647 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi uyarınca cezanın ertelenmesine, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin 18.11.2005 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
D. Sanık hakkındaki erteli hapis cezasının aynen infazına ilişkin … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.10.2007 tarihli ve 1997/693 Esas, 1998/9 Karar sayılı ek kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde hukuki değerden yoksun olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
1. 5237 sayılı Kanun’un 7 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, lehe kanunun tespit edilip, uygulanması, herhangi bir inceleme ve

araştırma yapılmasını, delil toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi veya ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması imkânı sonraki kanun ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, dosya üzerinden karar verilmesi,
2. 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme gözetilmeksizin, sanığa 5237 sayılı Kanun kapsamında verilen hapis cezasının aynı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince adlî para cezasına çevrilmesi ve hakkında 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına hükmedildikten sonra verilen cezanın 647 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilerek karma uygulama yapılması,
Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde ise de;
5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde 5560 sayılı Kanun ve 6217 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler ve 5278 sayılı Kanun ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde yapılan değişiklikler nedeniyle mahkemece yeniden uyarlama yapılması talebinin kabul edilerek, … 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 19.11.2014 tarihli ve 2014/687 Esas, 2014/805 Karar sayılı kararı ile, 08.01.1998 tarihli ve 1997/693 Esas,1998/9 Karar sayılı karar ile kanun yararına bozma istemine konu 06.09.2005 tarihli ve 1997/693 Esas, 1998/9 Karar sayılı ek kararının kaldırılarak 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiğinin ve kararın 27.11.2014 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, kanun yararına bozma talebinin konusu kalmadığından … 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 06.09.2005 tarihli ve 1997/693 Esas, 1998/9 Karar sayılı ek kararına yönelik kanun yararına bozma istemi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi konusunda KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.06.2023 tarihinde karar verildi.