Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/11355 E. 2023/121 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11355
KARAR NO : 2023/121
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARARLAR : Mahkûmiyet

İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesinin, 15.05.2013 tarihli ve 2013/9 Esas, 2013/459 Karar sayılı kararı ve aynı mahkemenin 19.03.2013 tarihli ve 2013/12 Esas, 2013/216 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ayrı ayrı karar verildiği, hükümlerin temyiz edilmeksizin 03.06.2013 ve 09.04.2013 tarihlerinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 17.04.2018 tarihli ve 2017/11821 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.04.2018 tarihli ve KYB-2018/35182 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.04.2018 tarihli ve KYB-2018/35182 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, 2013/9 esas sayılı dosyada suç tarihinin 25.04.2010, iddianame düzenleme tarihinin ise 18.05.2010 olduğu, 2013/12 esas sayılı dosyada ise suç tarihinin 29.04.2010, iddianame düzenleme tarihinin ise 05.08.2010 olduğu, her iki suçun da ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukuki kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, dosyaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı Kanunun 43 üncü maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp cezanın arttırılarak tayini gerektiği gözetilmeksizin, her bir eylem için ayrı ayrı ceza verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesinin, 15.05.2013 tarihli ve 2013/9 Esas, 2013/459 Karar sayılı kararına konu dosyada suç tarihinin 25.04.2010, iddianame düzenleme tarihinin ise 18.05.2010 olduğu,
B. İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesinin, 19.03.2013 tarihli ve 2013/12 Esas, 2013/216 Karar sayılı kararına konu dosyada suç tarihinin 29.04.2010, iddianame düzenleme tarihinin ise 05.08.2010 olduğu, anlaşılmıştır.
C. Her iki suçun da ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve eylemler arasında hukuki kesinti olmadığı, sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı nitelikte olduğu dikkate alınarak, eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, davaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp cezanın arttırılarak tayini gerektiği gözetilmeden her bir eylem için ayrı ayrı ceza verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesinin, 15.05.2013 tarihli ve 2013/9 Esas, 2013/459 Karar sayılı kararı ile aynı mahkemenin 19.03.2013 tarihli ve 2013/12 Esas, 2013/216 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyalarının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.01.2023 tarihinde karar verildi.