YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11528
KARAR NO : 2023/5737
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/310 E., 2021/441 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
… 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 01.07.2021 tarihli ve 2021/310 Esas, 2021/441 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 08.09.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 14.06.2022 tarihli ve 2021/24574 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2022 tarihli ve KYB-2022/90552 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2022 tarihli ve KYB-2022/90552 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
” Sanık hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15.06.2016 tarihli ve 2016/16059 soruşturma, 2016/602 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın sanığa tebliğ edilmediği, … Cumhuriyet Başsavcılığınca denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin yazının ise 23.06.2016 tarihinde … Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, 09.08.2016 tarihli uyarı yazısının 19.08.2016 tarihinde, 07.11.2016 tarihli uyarı yazısının 22.11.2016 tarihinde, 20.12.2016 tarihli uyarı yazsının 04.01.2017 tarihinde sanığın doğrudan mernis adresine, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edilerek usulsüz şekilde tebliğ edildiği anlaşılmakla, her ne kadar sanığın yükümlülüklere uymamada ısrar ettiği gerekçesiyle denetim dosyasının kapatılarak Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması üzerine kamu davası açılmış ise de, şüphelinin doğrudan mernis adresine çıkarılan tüm tebligatların usulsüz olduğu, kamu davasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların hukukî sonuç doğurmayacağı, bu durumda kovuşturma şartı olan ısrar şartının da gerçekleşmeyeceği cihetle usulüne uygun bir tedavi ve denetimli serbestlik infaz süreci bulunmadığından kamu davasının açılma koşulunun gerçekleşmediği, sanık hakkında durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
Kabule göre de,
Dosya kapsamına göre, suç tarihi olan 02.06.2014 tarihi itibari ile yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olduğu, daha sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişiklikle ceza miktarının artırılarak “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olarak düzenlendiği, anılan Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca suç tarihi
itibari ile sonuç ceza yönünden sanığın lehine olan kanun maddesinin uygulanmasının yasal bir zorunluluk olduğu, bu nedenle ceza miktarının suç tarihinde yürürlükte olan ve sanık lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibari ile sanık aleyhine olan 6545 sayılı Kanun ile değişik anılan Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan ceza miktarına göre temel cezanın “2 yıl hapis” olarak belirlenmesi suretiyle fazla cezaya hükmedilmesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 02.06.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, … Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2014 tarihli ve 2014/21121 soruşturma, 2014/36 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın tebliğine ilişkin bir bilgi ve belgenin dosya arasında bulunmadığı, tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. … Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çağrı yazısı tebliğine rağmen yasal süre içerisinde müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak … Cumhuriyet Başsavcılığının 08.06.2015 tarihli ve 2015/4744 Esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2016 tarihli ve 2015/405 Esas, 2016/377 Karar sayılı kararı ile, ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle “kamu davasının durmasına” karar verildiği, durma kararının 11.05.2016 tarihinde kesinleştiği,
C. Durma kararı üzerine … Cumhuriyet Başsavcılığının 15.06.2016 tarihli ve 2016/16059 soruşturma, 2016/602 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın tebliğine ilişkin bir bilgi ve belgenin dosya arasında bulunmadığı, tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
D. … Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 27.06.2016 tarihli ve 2016/1153 DS sayılı çağrı yazısının bila tebliğ iade edilmesi üzerine aynı adrese MERNİS şerhi düşülerek tebliğe çıkarıldığı, 19.08.2016 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle uyarılı çağrı yazısının doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 22.11.2016 tarihinde 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verildiği,
E. Erteleme kararının kaldırılarak … Cumhuriyet Başsavcılığının 08.03.2017 tarihli ve 2016/16059 Soruşturma, 2017/2317 Esas, 2017/1833 sayılı iddianamesi ile … 6. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
F. … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.09.2017 tarihli ve 2017/178 Esas, 2017/484 Karar sayılı kararı ile,sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetime tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 23.11.2017 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
G. Sanığın denetim süresi içerisinde 28.09.2020 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.07.2021 tarihli ve 2021/310 Esas, 2021/441 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
H. Şüpheli hakkında, … Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2014 tarihli ve 2014/21121 soruşturma, 2014/36 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı takiben yükümlülüklerine uygun davranmadığı gerekçesiyle erteleme kararının kaldırılarak … Cumhuriyet Başsavcılığının 08.06.2015 tarihli ve 2015/4744 Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında, … 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2016 tarihli ve 2015/405 Esas, 2016/377 Karar sayılı kararı ile, ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle “kamu davasının durmasına” karar verildiği, durma kararının 11.05.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, esasen Cumhuriyet Başsavcılığınca yeni bir erteleme kararı verilmeksizin, 01.10.2014 tarihli erteleme kararının usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek kesinleştirilmesi ve infazının sağlanması gerekirken yeni bir erteleme kararı verilmek suretiyle hukuki sürecin yeniden başlatıldığı, ikinci erteleme kararının ihlal edilmesi üzerine de
… Cumhuriyet Başsavcılığının 08.03.2017 tarihli ve 2016/16059 Soruşturma, 2017/2317 Esas, 2017/1833 sayılı iddianamesi ile mükerrer kamu davası açıldığı, … 6. Asliye Ceza Mahkemesince 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrasında yer alan; “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir” düzenlemesi karşısında, mükerrer açılan davada “davanın reddine” karar verilerek, durma kararı verilen … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/405 Esas, 2016/377 Karar sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam edilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi Kanun’a aykırıdır.
Kabule göre de;
1. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.” şeklindeki düzenleme gereği, “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolu gösterilmiş ise de, kararın şüpheliye tebliğ edildiğine ilişkin dosya arasında bir bilgi ve belge bulunmadığı, yine … Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkarılan uyarı yazısı tebligatının şüphelinin doğrudan MERNİS adresinde 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğinin de usulsüz olduğu, her ne kadar sanığın yükümlülüklere uymamakta ısrar ettiği gerekçesiyle denetim dosyasının kapatılarak Cumhuriyet başsavcılığına bildirimde bulunulması üzerine kamu davası açılmış ise de, kamu davasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın şüpheliye tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların hukukî sonuç doğurmayacağı, bu durumda kovuşturma şartı olan ısrar şartının da gerçekleşmediği anlaşıldığından,
5271 sayılı Kanun’nun 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda durma kararı verilmesi gerektiği, açıklanan nedenlerle; mahkemesince kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca “durma” kararı verilerek, şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde şüpheliye tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırıdır.
2. Suç tarihi olan 02.06.2014 tarihi itibari ile yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olduğu, daha sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ceza miktarının artırılarak “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olarak düzenlendiği, anılan Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca suç tarihi itibari ile sonuç ceza yönünden sanığın lehine olan kanun maddesinin uygulanmasının yasal bir zorunluluk olduğu, mahkemece alt sınırdan uzaklaşılarak ceza miktarının belirlendiğine dair bir ibarenin bulunmayışı da dikkate alındığında ceza miktarının suç tarihinde yürürlükte olan ve sanık lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibari ile sanık aleyhine olan 6545 sayılı Kanun ile değişik anılan Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temel cezanın “2 yıl hapis” olarak belirlenmesi suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi de Kanun’a aykırıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, … 6. Asliye Ceza Mahkemesince, mükerrer açılan davada 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca “davanın reddine” karar verilerek, durma kararı verilen … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/405 Esas, 2016/377 Karar sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam edilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine de hükmün açıklanarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
… 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.09.2017 tarihli ve 2017/178 Esas, 2017/484 Karar sayılı “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için mahkemesince ihbarda bulunulması mümkün görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.07.2021 tarihli ve 2021/310 Esas, 2021/441 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.06.2023 tarihinde karar verildi.