YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13532
KARAR NO : 2023/9713
KARAR TARİHİ : 16.11.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Hüküm kurulmasına yer olmadığı
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.01.2019 tarihli ve …. Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 05.02.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 03.07.2022 tarihli ve 2022/8398 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.10.2022 tarihli ve KYB-2022/105913 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.10.2022 tarihli ve KYB-2022/105913 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır ” şeklinde, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin sekizinci fıkrasında “Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklinde yer alan düzenlemeler ile;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 18.02.2019 tarihli ve …. Karar sayılı ilâmında “…”kovuşturma şartının” gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda Mahkeme tarafından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ekizinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” ve denetimli serbestlik dosyanın infazına devam edilebilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilerek davanın esasını çözen bir kararla yargılama sonlandırıldıktan sonra, sanki durma kararı verilmişcesine “kamu davası açılmasının ertelenmesine dair kararın infazının devamına” karar verilerek hükümde çelişkiye neden olunması ve hükmün karıştırılması yasaya aykırı olduğundan,…” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında;
Somut olayda, mahkemesince sanığın hakkındaki denetimli serbestlik hükümlerine uyulmamasında, ısrar şartının gerçekleşmediği kabul edilerek “hüküm kurulmasına yer olmadığı” kararı vermiş ise de,
kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması istemiyle açılan davada aynı maddenin dördüncü fıkrasında sayılan kovuşturma şartlarının gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda, Mahkeme tarafından 5 yıllık erteleme süresi zarfında gerçekleşmesi muhtemel olan dava şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasına yer olmadığına kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 27.02.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 31.03.2017 tarihli ve 2017/49421 Soruşturma, 2017/369 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek tedbirin infazı için Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 17.04.2018 tarihli yazısı ile şüphelinin yükümlülüklerine ve tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 11.05.2018 tarihli ve 2017/49421 Soruşturma, 2018/25737 Esas, 2018/16143 sayılı iddianamesi ile cezalandırılması istemiyle Ankara 16. Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
C. Ankara 16. Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 23.01.2019 tarihli ve 2018/571 Esas, 2019/42 Karar sayılı kararı ile, “sanığın savunmaları ve nüfus kayıtlarından da anlaşılacağı üzere 14.09.2017 tarihinde kayınpederinin vefat etmesi nedeniyle mazeretinin haklı ve geçerli olduğu gibi tedavinin gerekleri ve yükümlülüklerini ihlal kastı ile hareket ettiği hususunun da kesin olarak tespit edilemediği, elinde olmayan nedenlerle kontrol randevusuna katılamaması ve ihlalin esaslı bir nitelikte görülmemesi nedeniyle sanığın kendisine yüklenilen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmiş sayılamayacağı” gerekçesiyle “hüküm kurulmasına yer olmadığına”, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin kaldığı yerden infazına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
D. Kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamede, inceleme konusu kararın esas numarasının “2018/571” yerine “2018/871” olarak yazılması maddi hata kabul edilerek yapılan incelemede;
Ankara 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.01.2019 tarihli kararı ile ısrar şartının oluşmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına ve denetimli serbestlik tedbirinin aynen infazına karar verilmiş ise de,
5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır ” şeklinde,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında, “Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklinde yer alan düzenlemeler dikkate alındığında, somut olayda mahkemece “kovuşturma şartının” gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilebilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinde karar ve hüküm türleri arasında sayılmayan “hüküm kurulmasına yer olmadığına” dair karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Ankara 16. Ceza Mahkemesinin 23.01.2019 tarihli ve 2018/571 Esas, 2019/42 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.11.2023 tarihinde karar verildi.