Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/14065 E. 2023/933 K. 13.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14065
KARAR NO : 2023/933
KARAR TARİHİ : 13.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme

neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12.11.2014 tarihli ve 2014/181 Esas, 2014/169 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12.11.2014 tarihli ve 2014/181 Esas, 2014/169 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 11.12.2019 tarihli 2019/5982 Esas, 2019/7087 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca araştırma yapılmaması ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazında 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ısrar şartının oluşmaması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
C. Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi’nin 14.07.2020 tarihli, 2020/18 Esas, 2020/215 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5271 Sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen ısrar şartının gerçekleşmemesi sebebiyle yargılamanın durdurulmasına karar verilmiştir.
D. Sanığın denetim yükümlülüklerine uygun davranmaması ile dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2021 tarihli, 2021/82 E., 2021/328 K. sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
E. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; işlemiş olduğu suçtan pişman olduğunu belirterek temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay günü sanığın arkadaşı…’ün İstanbul’dan sanığın ikamet ettiği Kastamonu’ya geldiği,
sanığın evine gelerek burada İstanbul’dan yanında getirdiği eroin maddesini enjektörle kolundan kendisine enjekte ettiği, sanığın da…’tan kendisine yapmasını istediği, …’ın bunu kabul ederek aynı enjektör ile eroin uyuşturucu maddesini sanığın koluna enjekte ettiği, sanığın rahatsızlandığı, eroin komasına girdiği, daha sonra arkadaşlarının hastaneye götürerek gerekli tedavisinin yaptırıldığı, sanığın ifadesinde kendisine uyuşturucu veren kişinin… olduğunu beyan ettiği, olay tarihinde … ile kalan arkadaşlarının ifadelerinde de…’ın eve gelip …’e uyuşturucu veridiğini açık ve net bir biçimde ifade ettikleri, hastanede yapılan tahlillerde sanığın uyuşturucu kullandığının tespit edildiği, böylece sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinden hakkında kamu davası açılarak Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12.11.2014 tarihli kararı ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın sanık tarafından temyizi ile Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 11.12.2019 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulması ile dosya tekrar ele alınarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ısrar şartı gerçekleşmediğinden yargılamanın durdurulmasına karar verilerek dosyanın denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderildiği sanığın tedbir yükümlülüklerini yerine getirmemesi ile sanık hakkında 10 ay hapis cezası ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un Geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin
iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, nedenleriyle bozmayı gerektirmiştir
V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2021 tarihli ve 2021/82 Esas, 2021/328 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2023 tarihinde karar verildi.