YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14175
KARAR NO : 2023/9709
KARAR TARİHİ : 16.11.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.06.2019 tarihli ve …Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile ve 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 10.09.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 08.08.2022 tarihli ve 2022/12276 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.10.2022 tarihli ve KYB-2022/112479 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.10.2022 tarihli ve KYB-2022/112479 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
” Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.06.2019 tarihli ve …. Karar sayılı kararına konu suç tarihinin 31.05.2017 ve iddianame düzenlenme tarihinin ise 30.06.2017 olduğu, Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/945 Esas sayılı dosyası ile birleşen Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/689 Esas sayılı dosyasına konu suç tarihinin 13.04.2017 ve iddianame düzenlenme tarihinin ise 13.09.2017 olduğu, Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/945 Esas sayılı dosyası ile birleşen Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/947 Esas sayılı dosyasına konu suç tarihinin 05.04.2017 ve iddianame düzenlenme tarihinin ise 01.07.2017 olduğu, Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/945 Esas sayılı dosyası ile birleşen Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/814 Esas sayılı dosyasına konu suç tarihinin 11.04.2017 ve iddianame düzenlenme tarihinin ise 13.09.2017 olduğu,
Birleşen her bir dosyaya konu suç tarihinin Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/945 Esas sayılı dosyasında düzenlenen 30.06.2017 tarihli ilk iddianamenin düzenlenmesinden önce işlendiği ve hukuki kesinti olmadığı, anılan bütün dosyalarda da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu nazara alındığında, bu eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında tek bir cezaya hükmedilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43 üncü maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, birleşen Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/814 Esas sayılı dosyasına konu eylem nedeniyle ayrıca cezaya hükmedilerek fazla ceza tayininde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 31.05.2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 30.06.2017 tarihli ve
2017/13766 Soruşturma, 2017/3681 Esas, 2017/2639 sayılı iddianamesi ile, Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesine, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeksizin doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; daha önce Aydın 1. Sulh Ceza Mahkemesine 2014/462 Esas sayılı davanın açıldığı hususunun belirtildiği,
B. Şüpheli hakkında, 05.04.2017 tarihli aynı nev’i suçu nedeniyle Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 01.07.2017 tarihli ve 2017/3685 Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında, Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.10.2017 tarihli ve 2017/947 Esas, 2017/1361 Karar sayılı kararı ile, davanın, Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/945 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği,
C. Şüpheli hakkında, 11.04.2017 tarihli aynı nev’i suçu nedeniyle Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 13.09.2017 tarihli ve 2017/4823 Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında, Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2017 tarihli ve 2017/814 Esas, 2017/760 Karar sayılı kararı ile, davanın, Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/945 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği,
D. Yine şüpheli hakkında, 13.04.2017 tarihli aynı nev’i suçu nedeniyle Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 13.09.2017 tarihli ve 2017/4825 Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında, Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2018 tarihli ve 2017/689 Esas, 2018/307 Karar sayılı kararı ile, davanın, Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/945 esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği,
E. Yapılan yargılama sonucunda, Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 20.06.2019 tarihli ve 2017/945 Esas, 2019/821 Karar sayılı kararı ile;
Birleşen dosyalardaki 05.04.2017 ve 13.04.2017 tarihli suçlar ile 31.05.2017 tarihli suçlar nedeniyle, ilk iddianamenin 30.06.2017 tarihinde düzenlendiği, eylemler arasında hukuki kesinti bulunmadığı gözetilerek 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, birleşen dosyadaki 11.07.2017 tarihli eylemi nedeniyle hukuki kesinti oluştuğundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 10.09.2019 tarihinde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
F. Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/945 Esas sayılı dosyasında, suç tarihinin 31.05.2017 ve iddianame düzenlenme tarihinin 30.06.2017 olduğu,
Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/945 Esas sayılı dosyası ile birleşen Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/689 Esas sayılı dosyasında, suç tarihinin 13.04.2017 ve iddianame düzenlenme tarihinin ise 13.09.2017 olduğu,
Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/945 Esas sayılı dosyası ile birleşen Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/814 Esas sayılı dosyasında, suç tarihinin 11.04.2017 ve iddianame düzenlenme tarihinin ise 13.09.2017 olduğu,
Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/945 Esas sayılı dosyası ile birleşen Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/947 Esas sayılı dosyasında, suç tarihinin 05.04.2017 ve iddianame düzenlenme tarihinin ise 01.07.2017 olduğu,
Dava konusu tüm eylemlerin, Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/945 Esas sayılı dosyasında düzenlenen 30.06.2017 tarihli ilk iddianamenin düzenlenmesinden önce işlendiği, eylemler arasında hukuki kesinti olmadığı, eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında tek bir cezaya hükmedilerek 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, birleşen Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/814 Esas sayılı dosyasına konu eylem nedeniyle, suç tarihi “11.04.2017” yerine sehven “11.07.2017” olarak kabul edilerek ayrıca cezaya hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerindedir.
Ancak;
28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde yer alan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu yönünden getirilen yeni düzenlemeler kapsamında, 5237 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları “(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl
daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir.” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
5237 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı Kanun’un 171 inci maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usul ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, gözetilmelidir.
5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez” hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal sebebi sayılmakta, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
Uygulamada sıklıkla karşılaşılması nedeniyle, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise, Dairemizce bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.
Somut olayda, inceleme konusu 05.04.2017, 11.04.2017, 13.04.2017 ve 31.05.2017 tarihli aynı nev’i eylemler nedeniyle ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davaları açılmış, daha sonra tüm davalar birleştirilmiştir. İddianamede, daha önce sanık hakkında Aydın 1. Sulh Ceza Mahkemesine 2014/462 Esas sayılı kamu davasının açıldığı belirtilmiştir.
Aydın 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2014/462 Esas, 2014/563 Karar sayılı kararının UYAP üzerinden alınarak incelenmesinde, sanık hakkında 04.12.2013 tarihli “infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma” suçundan Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 03.03.2014 tarihli ve 2013/17654 Soruşturma, 2014/1243 Esas, 2014/650 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı Kanun’un 297 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle Aydın 1. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Aydın 1. Sulh Ceza Mahkemesinin, 14.05.2014 tarihli ve 2014/462 Esas, 2014/563 Karar sayılı kararı ile, sanığın beraatine karar verildiği, beraat kararının 10.06.2014 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır. Bu nedenle, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açılması koşulları gerçekleşmemiştir. Esasen, Mahkemesince 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca “durma” kararı verilerek, tüm eylemler yönünden tek bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi için Aydın Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması gerekmekte ise de, sanığın adli sicil kaydının incelenmesinde 17.09.2020 tarihli aynı nev’iden eylemi nedeniyle 02.09.2022 tarihli ve 2022/18042 soruşturma, 2022/637 Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, inceleme konusu suçların bu kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından önce işlenmiş hale geleceği, tüm suçların kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kapsamında kalacağı, inceleme konusu suçlar yönünden kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceği anlaşıldığından; mahkemesince, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen soruşturma dosyasının getirtilerek sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi, kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması halinde 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “düşme” kararı verilerek ileride açılması muhtemel kamu davasında 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesindeki ölçütlere göre cezanın belirlenmesinde dikkate alınmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
Ayrıca, 04.11.2017 tarihli aynı nev’i suç nedeniyle doğrudan açılan kamu davasının yargılaması sonucunda verilen Aydın 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/13 Esas, 2022/199 Karar sayılı kararına karşı da kanun yararına bozma yoluna gidilmesi hususunda mahkemesince ihbarda bulunulması mümkün görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Aydın 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 20.06.2019 tarihli ve 2017/945 Esas, 2019/821 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.11.2023 tarihinde karar verildi.