YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14179
KARAR NO : 2023/9706
KARAR TARİHİ : 16.11.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.11.2021 tarihli ve 2021/232 Esas, 2021/1690 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 27.01.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 27.07.2022 tarihli ve 2022/11159 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.10.2022 tarihli ve KYB-2022/109666 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.10.2022 tarihli ve KYB-2022/109666 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Kanun’un 193 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan,”(Ek fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./28.mad) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.” şeklindeki ve anılan Kanun’un 195 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan, “Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.” şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, atılı suçlara ilişkin olarak sanığın savunması alınmadan mahkûmiyet hükmü kurulmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Sanık hakkında, 16.08.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 26.01.2021 tarihli ve 2021/8122 Soruşturma, 2021/4824 Esas, 2021/3324 sayılı iddianamesi ile cezalandırılması istemiyle Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; şüpheli hakkında 07.03.2017 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, ihlal nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açıldığı hususunun belirtildiği, anlaşılmıştır.
B. Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.11.2021 tarihli ve 2021/232 Esas, 2021/1690 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.
C. 5271 sayılı Kanun’un 193 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, (25.05.2005 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5353 sayılı Kanun’un 28 inci maddesi ve 05.04.2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 28.03.2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile değişik) “Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.” ve “Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.” şeklindeki ve anılan Kanun’un 195 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan, “Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.” şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, atılı suçun yaptırımının hapis cezasına ilişkin olduğu, yalnız adli para cezasına veya adli para cezasıyla birlikte müsadereye ilişkin olmadığı anlaşıldığından; atılı suça ilişkin olarak sanığın savunması alınmadan, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
Kabule göre de;
UYAP kayıtlarının incelenmesinde, sanık hakkında daha önce 03.02.2017 tarihinde işlediği aynı nitelikteki suç nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 07.03.2017 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, 29.07.2020 tarihinde uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edilmesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2020 tarihli ve 2017/21828 Soruşturma, 2020/37711 Esas, 2020/26456 sayılı iddianamesi ile Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.04.2021 tarihli ve 2020/583 Esas, 2021/430 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği, inceleme konusu dosyada suç tarihinin 16.08.2020 olup Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına konu 05.10.2020 tarihli iddianameden önce işlenmesi nedeniyle eylemler arasında fiili ve hukuki kesinti olup olmadığı, eylemin ayrı suç mu zincirleme suç mu olduğunun değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması da, Kanun’a aykırıdır.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.11.2021 tarihli ve 2021/232 Esas, 2021/1690 Karar sayılı
kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.11.2023 tarihinde karar verildi.