Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/1527 E. 2023/4312 K. 15.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1527
KARAR NO : 2023/4312
KARAR TARİHİ : 15.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

KARARLAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı

Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.01.2017 tarihli ve 2016/2 Esas, 2017/37 Karar sayılı kararı ile, hükümlünün kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün 21.02.2017 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır.
Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.01.2017 tarihli ve 2016/6 Esas, 2017/30 Karar sayılı kararı ile, hükümlünün kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün 21.02.2017 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.01.2022 tarihli ve 2021/17400 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.01.2022 tarihli ve KYB-2022/9266 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.01.2022 tarihli ve KYB-2022/9266 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
” Sanık hakkında aynı suçtan açılan ve inceleme konusu Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/2 esas sayılı dosyanın suç tarihinin 22.08.2015, iddianame düzenleme tarihinin 30.12.2015 olduğu, sanık hakkında aynı suçtan açılan ve inceleme konusu Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/6 esas sayılı dosyanın suç tarihinin 12.12.2015, iddianame düzenleme tarihinin 29.12.2015 olduğu,
5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle yapılan soruşturmalarda beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceği, dördüncü fıkrasında erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılması gereken durumlar sayılarak, maddenin altıncı fıkrasında ise “Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.” hükmüne yer verildiği nazara alındığında,
1. Sanık hakkında Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinde 2016/2 ve 2016/6 esas dosyaları üzerinde yapılan yargılamaların 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında olduğu, anılan maddede yer alan düzenleme gereğince, sanığın öncelikle 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası delaletiyle 191 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kesinleşmiş bir mahkumiyetinin bulunması gerektiği, somut olayda sanığın evvelce işlemiş olduğu aynı suçtan dolayı mahkumiyetine karar verilen Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1069 Esas, 2019/434 Karar sayılı dosyasının inceleme konusu dosyaların karar tarihi itibariyle istinaf incelemesi nedeniyle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 2019/2755 Esasında kayıtlı bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında henüz 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında kesinleşen bir mahkumiyet kararının bulunmaması karşısında, 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca mahkûmiyet kararı verilmesine yasal olanak bulunmadığının gözetilmemesinde,

2. Sanığın her iki eyleminin ilk hukukî kesintiyi oluşturan Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/6 esas sayılı dosyası kapsamında yer alan 29.12.2015 tarihli iddianameden önce olması karşısında, birleştirme kararı verilerek, tek bir uyuşturucu madde kullanmak suçundan mahkûmiyet kararı verilip, zincirleme suç hükümleri uygulanması gerektiği gözetilmeden, her bir eylem için ayrı ayrı ceza verilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
B. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinde yer alan, ”(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme ile, gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23 üncü maddelerinin birinci ve sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, incelenen dosyalarda, gerekçeli kararların sanığın doğrudan MERNİS adresinde 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edilmesi nedeniyle yapılan tebligat işlemleri geçerli değildir.
C. Somut olayda; tebligatların usulsüz olması nedeniyle inceleme konusu hükümlerin kesinleşmediği anlaşılmıştır.

D. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükümlerin, 5271 sayılı Kanun’un 272 vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 17.01.2017 tarihli ve 2016/2 Esas, 2017/37 Karar sayılı kararı ile verilen ve doğrudan sanığın MERNİS adresinde 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre usulsüz olarak tebliğ edilerek kesinleştirilen mahkûmiyet kararına karşı sanığın 12.02.2019 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurduğu, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 04.03.2021 tarihli ve 2019/1131 Esas, 2021/493 Karar sayılı kararı ile, “gerekçeli kararın 10.02.2017 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen 7 günlük istinaf süresi geçtikten sonra istinaf dilekçesi sunduğu anlaşılmakla istinaf talebinin süre yönünden reddine” karar verildiğinin,
Yine, Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 17.01.2017 tarihli ve 2016/6 Esas, 2017/30 Karar sayılı kararı ile verilen ve doğrudan sanığın MERNİS adresinde 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre usulsüz olarak tebliğ edilerek kesinleştirilen mahkûmiyet kararına karşı sanığın 12.02.2019 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurduğu, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 04.03.2021 tarihli ve 2019/1132 Esas, 2021/494 Karar sayılı kararı ile, “gerekçeli kararın 10.02.2017 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen 7 günlük istinaf süresi geçtikten sonra istinaf dilekçesi sunduğu anlaşılmakla istinaf talebinin süre yönünden reddine” karar verildiğinin anlaşılması karşısında, gerekçeli kararların tebliğinin usulsüz olması nedeniyle sanığın öğrenme üzerine verdiği istinaf dilekçelerinin süresinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesince istinaf incelemesinin yapılması gerektiği anlaşıldığından;
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 04.03.2021 tarihli ve 2019/1131 Esas, 2021/493 Karar sayılı kararı ile Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 04.03.2021 tarihli ve 2019/1132 Esas, 2021/494 Karar sayılı kararına karşı 5271 sayılı Kanun’un 308/A maddesi uyarınca itiraz yoluna gidilmesi için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesinin 04.03.2021 tarihli ve 2019/1131 Esas, 2021/493 Karar sayılı kararı ile Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 04.03.2021 tarihli ve 2019/1132 Esas, 2021/494 Karar sayılı kararına karşı 5271 sayılı Kanun’un 308/A maddesi uyarınca itiraz yoluna gidilmesi için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.05.2023 tarihinde karar verildi.