Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/1537 E. 2022/12467 K. 29.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1537
KARAR NO : 2022/12467
KARAR TARİHİ : 29.11.2022

Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki İstanbul Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/11/2020 tarihli ve 2020/244 esas, 2020/751 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 27/01/2022 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli … hakkında, 06/02/2017 ve 10/11/2018 tarihli “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, 13/02/2019 tarihli ve 2017/26046 soruşturma, 2019/1015 sayılı karar ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3. maddesi gereğince bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolu,mercii ve itiraz süresinin gösterildiği, kararın bilinen adresine tebliğe çıkarıldığı, 22/04/2019 tarihinde aynı konutta oturan annesi Makbule Er imzasına tebliğ edildiği, kararın yeniden şüphelinin MERNİS adresine de tebliğe çıkarıldığı, 02/05/2019 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilerek kesinleşmesinden sonra 23/05/2019 tarihinde infazı için İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2- İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 30/05/2019 tarihli ve 2019/4486 DS sayılı çağrı yazısının bilinen adresinde 11/06/2019 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle 27/06/2019 tarihli uyarılı çağrı yazısının bilinen adresinde 06/07/2019 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, yine müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 23/07/2019 tarihli kararı ile dosyanın kapatılmasına karar verilerek 25/07/2019 tarihinde İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
3- Erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 19/02/2020 tarihli ve 2017/26046 soruşturma, 2020/10708 esas, 2020/8394 sayılı iddianamesi ile İstanbul Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
4- Yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 04/11/2020 tarihli ve 2020/244 esas, 2020/751 sayılı kararı ile, ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle kamu davasının durmasına karar verildiği, kararın 12/11/2020 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13/02/2019 tarihli ve 2017/26046 soruşturma, 2019/1015 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, yükümlülük ihlalinde ısrar edildiğinden bahisle infaz kayıtlarının kapatılarak bildirimde bulunulması üzerine, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/02/2020 tarihli ve 2017/26046 soruşturma, 2020/10708 esas, 2020/8394 sayılı iddianame ile açılan kamu davasının, erteleme kararının usulüne uygun tebliğ edilmediği ve bu nedenle kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden bahisle durmasına ilişkin İstanbul Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/11/2020 tarihli ve 2020/244 esas, 2020/751 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16/06/2021 tarihli ve 2020/18965 esas, 2021/7640 karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21/06/2021 tarihli ve 2020/21397 esas, 2021/7865 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların infazına ancak söz konusu kararın şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmesi başlanacağı ile 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. madde ve fıkrasında yer alan “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme uyarınca öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebliğ yapılması gerektiği nazara alındığında;
Somut olayda, şüpheli hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13/02/2019 tarihli ve 2017/26046 soruşturma, 2019/1015 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın, şüphelinin 06/02/2017 tarihinde alınan ifadesinde belirttiği bilinen son adresi olan “… Mahallesi Cümle Sokak B Blok No:…. İç Kapı No:6 …/İstanbul” adresine tebliğe çıkarılarak 22/04/2019 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmakla, her ne kadar sanığın adres kayıt sistemindeki adresinin tebliğ tarihinden önce değişmesi sebebiyle, kaydedilen bu son adrese tebliğ yapılmadığından, yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu ve erteleme süresinin başlamadığı gerekçesiyle durma kararı verilmiş ise de; yapılan değişlikliğin sanık tarafından dosyaya bildirilmemesi sebebiyle, sistemde kayıtlı bulunan bu adresin bilinen son adres sıfatını haiz olmadığı ve tebliğ işleminin usulü ile yapıldığı gözetilerek, yargılamaya devamla esas hakkında bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde durma kararı vermesinde isabet görülmemiştir.” denilerek İstanbul Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/11/2020 tarihli ve 2020/244 esas, 2020/751 sayılı kararının 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
Şüpheli … hakkında, “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, 13/02/2019 tarihli ve 2017/26046 soruşturma, 2019/1015 sayılı karar ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3. maddesi gereğince bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın kesinleşmesinden sonra infaz işlmelerine başlandığı, yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 19/02/2020 tarihli ve 2017/26046 soruşturma, 2020/10708 esas, 2020/8394 sayılı iddianamesi
ile kamu davası açılması üzerine, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/11/2020 tarihli ve 2020/244 esas, 2020/751 sayılı kararı ile, ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle kamu davasının durmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesinde; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği,
Somut olayda, şüpheli hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13/02/2019 tarihli ve 2017/26046 soruşturma, 2019/1015 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın, şüphelinin 06/02/2017 tarihinde alınan ifadesinde belirttiği bilinen son adresi olan “Güzelyalı Mahallesi Cümle Sokak B Blok No:2-2 İç Kapı No:6 Pendik/İstanbul” adresine tebliğe çıkarılarak 22/04/2019 tarihinde aynı konutta birlikte sakin annesi Makbule Er imzasına tebliğ edildiği anlaşıldığından, her ne kadar sanığın adres kayıt sistemindeki adresinin tebliğ tarihinden önce değişmesi nedeniyle, kaydedilen bu son adrese tebliğ yapılmadığından, yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu ve erteleme kararının kesinleşmediği gerekçesiyle durma kararı verilmiş ise de; yapılan değişlikliğin sanık tarafından dosyaya bildirilmemesi nedeniyle, sistemde kayıtlı bulunan bu adresin, bilinen son adres olarak kabul edilemeyeceği ve tebliğ işleminin 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine uygun şekilde yapıldığı, mahkemece yargılamaya devamla esas hakkında bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden kamu davasının durmasına karar vermesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
D-) Karar:
Açıklanan nedenlerle; mahkemece yargılamaya devam edilerek esas hakkında bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden kamu davasının durmasına karar vermesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/11/2020 tarihli ve 2020/244 esas, 2020/751 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,
29/11/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.