Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/15711 E. 2023/123 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15711
KARAR NO : 2023/123
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı

İtiraz yazısı ile dava dosyası incelendi. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin, 20.10.2022 tarihli ve 2022/860 Esas, 2022/10550 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.12.2022 tarihli ve KD – 2021/149199 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere kanun yararına bozulmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğundan bahisle bozma ilamının kaldırılarak Milas 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.09.2021 tarihli ve 2021/166 Esas, 2021/405 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca kanun yararına bozulmasına karar verilmesine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Sanık … hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Milas 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.09.2021 tarihli ve 2021/166 Esas, 2021/405 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, şartları oluştuğundan 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, bu karara karşı Adalet Bakanlığınca kanun yararına bozma talebinde bulunulması ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.01.2022 tarihli ve 2021/149199 sayılı ihbar yazısı ile gönderilmesi üzerine Dairemizce 20.10.2022 tarihinde, 2022/860 Esas ve 2022/10550 Karar sayılı karar ile; “Milas 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.09.2021 tarihli ve 2021/166 esas, 2021/405 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına bozulmasına, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine” karar verilmiştir. İtirazın konusu; Milas 4.Asliye Ceza Mahkemesince 09.09.2021 tarihinde verilen kararın bozulması hâlinde bozmanın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca mı yoksa aynı fıkranın (c) bendi uyarınca mı yapılması gerektiğinin belirlenmesine ilişkindir.
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama
hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı
olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Bozma sonrası yapılacak işlemler ve bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ile bozma kararının etkileri ise, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrıma tabi tutularak bu husus
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Buna göre bozma nedenleri;
5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, 309 uncu maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca; kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda, yeniden karar verebilecektir. Bu halde, yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar da bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir.
Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması halinde ise, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu halde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır.
Davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulmasında ise, (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, yeniden yargılama yapılması yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir.
Maddenin 4. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi halinde ise bu hafif cezaya Yargıtay ilgili ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu halde de yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip, gereken kararın doğrudan ilgili daire tarafından verilmesi gerekmektedir.
Buna göre, bir karar veya hükmün kanun yararına bozulmasının, ilgili aleyhine sonuç doğurup doğurmayacağı, bozma sonrasında kararı veren hakim veya mahkeme tarafından yeniden inceleme, araştırma ve yargılama yapılıp yapılamayacağı, hangi hallerde Yargıtay’ın doğrudan hükmetme yetkisinin bulunduğu 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinde sıralı ve ayırıcı biçimde düzenlenmiştir. Bu düzenlemede, kanun yararına bozmanın sonuçları ve bozma sonrasındaki uygulama saptanırken “karar” ve “hüküm” ayrımı gözetilmiş, ayrıca mahkûmiyet hükmü ile davanın esasını çözen veya çözmeyen hükümler bakımından farklı uygulama ve sonuçlar öngörülmüştür.
5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinde hükümler “mahkûmiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşme kararları” olarak sayılmıştır. Yine “adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararları” da kanun yolu bakımından hüküm sayılır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Dairemizce de benimsenen 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararı uyarınca, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabilecektir. Kanun yararına bozma kanun yolunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı; 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinde aleyhe bozma yasağının sadece davanın esasını çözümleyen hükümlerle sınırlı olarak kabul edilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ise 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinde belirtilen hükümlerden olmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin 5-14 üncü fıkralarındaki şartlar kapsamında denetlenecektir.
Somut olayda; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir “hüküm” olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinde sayılan hükümlerden olmadığı, kararın kanun yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kuralların uygulanamayacağı, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyeceği ve 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereğince, kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından; inceleme konusu kararın, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca kanun yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1- Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,
2- 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 10. Ceza Dairesinin, 20.10.2022 tarihli ve 2022/860 Esas, 2022/10550 Karar sayılı kanun yararına bozma ilâmının KALDIRILMASINA,
3- Milas 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.09.2021 tarihli ve 2021/166 Esas, 2021/405 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği oy birliğiyle kanun yararına BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.