Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/16009 E. 2023/2502 K. 21.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16009
KARAR NO : 2023/2502
KARAR TARİHİ : 21.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.05.2014 tarihli ve 2014/209 Esas, 2014/216 Karar sayılı kararı
ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis ve 900,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

B. Anılan kararın sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 23.12.2020 tarihli ve 2017/1494 Esas, 2020/9605 Karar sayılı kararı ile;

”Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 139 uncu maddesine göre gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için işlenen suçun kanunda sayılan ve gizli soruşturmacı kullanılabilecek suçlardan olması, suçun işlendiği konusunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, başka yolla delil elde etme imkanının bulunmaması, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bir suç olması halinde yetkili ve görevli mahkemece gizli soruşturmacı görevlendirilecektir.
Somut olayda dava konusu suç uyuşturucu madde ticareti yapma suçu olduğu halde, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç olmadığından, 5271 sayılı Kanun’un 139 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre gizli soruşturmacı görevlendirilmesi mümkün değildir.
Mahkemece suçun sübutu gizli soruşturmacı faaliyetleri ile teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen kayıtlara dayandırılmıştır. 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesine göre sanığa atılı suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.
Yapılan soruşturma işlemleri, kovuşturma kapsamı ve tüm dosya içeriğine göre sonuç olarak;
1-) Suçun sübutunun tespiti için sanıktan uyuşturucu madde alma – temin etme eylemini gerçekleştiren gizli soruşturmacılar kolluk görevlisi ise “suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama” konusunda faaliyette bulunabileceklerinden, öncelikle gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olup olmadığının sorulması, adli kolluk görevlisi ise 5271 sayılı Kanun’un 139 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükmü de gözetilerek tanık olarak dinlenilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-) Gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olmadığının tespiti halinde “suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama” konusunda faaliyette bulunamayacaklarından bu yöntemle elde edilen bilgilerin delil olarak değerlendirilemeyeceği hususu gözetilerek sanığın beyanı da dikkate alınarak hakkında 5237 sayılı Kanun’un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan hüküm kurulması,

3-) Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.04.2015 tarihli ve 2014/462 Esas, 2015/135 Karar sayılı kararı ve 2014/848 Esas, 2015/136 Karar sayılı kararlarında da bahsedildiği üzere; gizli soruşturmacı tarafından sanıktan birden fazla kez uyuşturucu madde alınmasının, ayrıca suç oluşturmayacağı ve gerçek anlamda bir “alım-satım” söz konusu olmadığı gözetilmeden atılı suçun zincirleme olarak işlendiği kabul edilerek, sanığın cezasının 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi ile artırılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
4-) Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,” hususları hukuka aykırı görülerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
C. Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2021 tarihli ve 2021/58 Esas, 2021/443 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Lehe hükümlerin uygulanmadığına,
3. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine,
4. Sanığın kullanıcı olduğuna,
5. Sanığa isnat edilen suç için gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceğine, bu nedenle elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğuna ve hükme esas alınamayacağına,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Bursa 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.09.2013 tarih ve 2013/915 D.İş sayılı kararına istinaden 5271 sayılı Kanun’un 139 uncu maddesi uyarınca gizli soruşturmacı görevlendirildiği, gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi oldukları, sanığın gizli soruşturmacılara 20.09.2013 ve 28.09.2013 tarihlerinde uyuşturucu madde sattığı, gizli soruşturmacının sanıktan birden fazla kez uyuşturucu almasının ayrıca suç oluşturmayacağı ve gerçek anlamda bir alım-satım söz konusu olmadığı, bu nedenle sanığın ilk eyleminin uyuşturucu maddeyi satışa arz etme olarak kabul edilmesi gerektiği, ayrıca sanığın aşamalarda atılı suçu ikrar ettiği de dikkate alındığında, mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi oldukları, ”suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama” konusunda faaliyette bulunabilecekleri anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesinin; suçun vasfına, delillerin takdir ve tayinine ilişkin tespitinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2021 tarihli ve 2021/58 Esas, 2021/443 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle, hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.03.2023 tarihinde karar verildi.