YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16086
KARAR NO : 2023/2274
KARAR TARİHİ : 15.03.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.04.2014 tarihli ve 2014/2720 Esas, 2014/4656 Soruşturma sayılı iddianamesi ile 23/03/2014 tarihli olay nedeniyle sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.05.2014 tarihli ve 2014/3158 Esas, 2014/7965 Soruşturma sayılı iddianamesi ile 12.04.2014 tarihli olay nedeniyle sanığın 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 191 inci maddesinin ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci fıkraları uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
C. Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.05.2014 tarihli ve 2014/233 Esas, 2014/178 Karar sayılı kararı ile aynı mahkemenin 2014/207 E. sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya mahkemenin 2014/207 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir.
D. Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.07.2014 tarihli ve 2014/207 Esas, 2014/229 Karar sayılı kararı ile eylem tek suç kabul edilerek sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5237 sayılı Kanun’un 198 inci maddesinin sekizinci fıkrasının (a) bendi ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına; uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
E. Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.07.2014 tarihli ve 2014/207 Esas, 2014/229 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 06.04.2021 tarihli ve 2017/6337 Esas ve 2021/4462 Karar sayılı kararı ile;
“1. CMK’nın 150/3. maddesi gereğince “alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.” şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihi itibarıyla sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibariyle zorunlu müdafii tayininin gerekmediği, ancak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren
6545 sayılı Kanun ile TCK’nın 188/3. maddesinde yapılan değişiklikle hapis cezasının alt sınırının on yıl hapis cezası olarak değiştirildiği, savunmanın alınıp karar verilen tarih olan 09.07.2014 tarihinde 6545 sayılı Kanunun yürürlükte bulunduğu ve CMK’nın 150. maddesi uyarınca uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibariyle zorunlu müdafii tayinini gerektirdiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
2. Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,”
nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
F. Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2021 tarihli ve 2021/226 Esas, 2021/499 Karar sayılı kararı ile sanığın sabit olan eyleminin tek suç oluşturduğu ve sübut bulan suçun kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma olduğu kabul edilerek, Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.07.2014 tarihli ve 2014/207 Esas, 2014/229 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın 17/07/2014 tarihinde kesinleştiği gözetilerek, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca davanın reddine karar verilmiştir.
G. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 22.03.2014 tarihli eylem yönünden sanığın, kazanılmış hakkı saklı tutulmak suretiyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle hükmün bozulması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan beraat hükmü verilmesi gerekirken, yalnızca birleştirilen suçtan davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İstihbari bilgi üzerine, 22.03.2014 tarihinde yakalanan sanığın boşandığı eşine ait ikamette bulunan kendisine ait net 1764 gram esrarı rızaen teslim ettiği, aynı gün ikamette yapılan aramada başkaca suç unsurunun ele geçmediği; ancak sanık hakkında yapılan araştırmalar sonucu Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce hazırlanan rapor üzerine, 12.04.2014 tarihinde aynı ikamette adli arama kararına istinaden yapılan aramada 0,25 g toz esrar, net 7,5 g esrar ve esrarı toz yapmakta kullanıldığı değerlendirilen esrar bulaşıklı metal düzenek ele geçirilen olaylarda;
Sanığın tüm aşamalarda kullanıcı olduğunu ve uyuşturucu madde satışı yapmadığını savunduğu, suça konu uyuşturucu maddenin sanık tarafından her zaman kolayca erişilebilecek bir yer olan evinde bulunması, ele geçen maddenin birkaç ay kullanıma yetecek miktarda olması, sanığın uyuşturucu madde sattığına dair ihbar dışında delil bulunmaması, sanığın suça konu uyuşturucu maddeyi bir başkasına satma, devir ya da tedarik etme hususunda bir davranışının bulunmaması bir arada değerlendirilerek, eylemin tek suç oluşturduğu, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan cezalandırılmasına yetecek her türlü şüpheden uzak somut delil elde edilemediği; ancak sanığın sübuta eren eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu, Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.07.2014 tarihli ve 2014/207 Esas, 2014/229 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın 17.07.2014 tarihinde kesinleştiği gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası uyarınca davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Bozma öncesinde savunmanın alındığı tarih itibarıyla 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen suçun cezasının alt sınırının 10 yıl hapis olması ve zorunlu müdafi şartı da dikkate alındığında sanığın yeniden usule uygun olarak savunmasının alınmasının zorunlu olduğu anlaşılmakla; bozmadan sonra sanığa iddianame ve ekleri ile birleştirme kararı, birleşen dosyanın iddianamesi okunarak müdafii huzurunda savunma yapma olanağı tanınması gerekirken duruşmada hazır edilmeyen sanığa atanan müdafinin savunması ile yetinilip karar verilerek savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2021 tarihli ve 2021/226 Esas, 2021/499 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, diğer yönleri incelenmeksizin oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.03.2023 tarihinde karar verildi.