Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/6637 E. 2023/298 K. 17.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6637
KARAR NO : 2023/298
KARAR TARİHİ : 17.01.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLÜ : … (Gür)
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Kabule göre; Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

Antalya 3.Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.06.2021 tarihli ve 2021/91 Esas, 2021/206 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 5560 sayılı Kanun’la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 14.06.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 15.02.2022 tarihli ve 2022/614 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.03.2022 tarihli ve KYB-2022/24915 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.03.2022 tarihli ve KYB-2022/24915 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
” Sanığın 29.01.2010 tarihli kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak eylemi nedeniyle hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Antalya 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.12.2010 tarihli ve 2010/176 Esas, 2010/1646 Karar sayılı kararının verildiği ve anılan kararın temyiz edilmeksizin 02.02.2011 tarihinde kesinleştiği, inceleme konusu 23.09.2009 tarihli eylem bakımından, evvelce verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin 191 inci maddede 6545 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önce olduğu nazara alındığında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Sanık hakkında, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 11.05.2010 tarihli ve 2010/11002 soruşturma, 2010/9670 esas, 2010/434 sayılı iddianamesi ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları uyarınca cezalandırılması istemiyle Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesine açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.04.2015 tarihli ve 2010/280 esas, 2015/116 karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 1.500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın Yargıtay 10.Ceza Dairesinin 25.01.2021 tarihli ve 2020/3786 Esas, 2021/889 Karar sayılı ilamı ile bozulmasını takiben Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.06.2021 tarihli ve 2021/91 Esas, 2021/206 Karar sayılı kararı ile; sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun’la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında daha önceden Antalya 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/176 esas, 2010/1646 Karar sayılı kararı ile tedavi ve denetimlik serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verildiğinden yeniden bu yönde karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği,
B. Sanığın 29.01.2010 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 02.02.2010 tarihli ve 2010/6315 soruşturma, 2010/2331 esas, 2010/1529 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Antalya 3. Sulh Ceza mahkemesinin 28.12.2010 tarihli ve 2010/176 Esas, 2010/1646 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun’la değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 02.02.2011 tarihinde kanun yoluna gidilmeksizin kesinleştiği, Antalya Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce 18.04.2012 tarihinde infazın tamamlandığının bildirildiği, Anlaşılmıştır.
C. Dosya kapsamına göre, her ne kadar sanık hakkında daha önceden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesine karar verildiği gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi yeniden düzenlenmiş olup, anılan maddenin sekizinci fıkrasının; “Bu Kanunun;
a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklinde olduğu, Sanığın 29.01.2010 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Antalya 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.12.2010 tarihli ve 2010/176 Esas, 2010/1646 Karar sayılı kararının verildiği ve anılan kararın temyiz edilmeksizin 02.02.2011 tarihinde kesinleştiği, inceleme konusu 23.02.2010 tarihli eylem bakımından, suçun işlendiği tarihte henüz verilmiş bir tedavi ve denetimli serbestlik kararı bulunmadığı gibi inceleme konusu suç nedeniyle verilmiş bir tedavi ve denetimli serbestlik kararının da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Antalya 3.Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.06.2021 tarihli ve 2021/91 Esas, 2021/206 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2023 tarihinde karar verildi.