YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6640
KARAR NO : 2023/301
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Sakarya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.02.2017 tarihli ve 2016/678 Esas, 2016/133 Karar sayılı kararı ve aynı mahkemenin 02.10.2017 tarihli ve 2016/1163 Esas, 2016/1064 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezaların aynı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükümlerin istinaf edilmeksizin 09.03.2017 ve 30.10.2017 tarihlerinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 04.02.2022 tarihli ve 2020/12781 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.03.2022 tarihli ve KYB-2022/23632 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyaları Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.03.2022 tarihli ve KYB-2022/23632 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda sanık hakkında 16.09.2014 tarihinde işlenen uyuşturucu madde kullanma suçundan daha önce Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli ve 2015/179 Esas, 2015/397 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği ve bu kararın 23.12.2015 tarihinde kesinleştiği, mevcut incelenen dosyaların suç tarihlerinin 08.07.2016 ve 23.02.2016 olması ve söz konusu suçların Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenmesi sebebiyle, ayrı bir soruşturma ve kovuşturmaya konu edilemeyecekleri gözetilerek mahkemesince açılan kamu davasında düşme kararı verilip hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemeye ihbarda bulunması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında yazılı şekilde mahkumiyet hükümlerinin kurulmasında isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Sakarya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.02.2017 tarihli ve 2016/678 Esas, 2017/133 Karar sayılı kararının incelenmesinde:
Sanık … hakkında, 23.02.2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2016 tarihli ve 2016/7650 soruşturma, 2016/3151 esas, 2016/2459 sayılı iddianamesi ile doğrudan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda; Sakarya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.02.2017 tarihli ve 2016/678 Esas, 2017/133 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine,1 yıl 8 ay denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, anlaşılmıştır.
28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan, “Bu Kanunun;
a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kanuni bir zorunluluk olduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki ve dokuzuncu fıkrasında yer alan “Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır” şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında,
Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli ve 2015/179 Esas, 2015/397 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasına göre verildiği, kararın 23.12.2015 tarihinde kesinleştiği, sanığın 23.02.2016 tarihli eylemini Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılabileceği, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyrınca düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
Mahkemesince “düşme” kararı verilip ihbarda bulunulması gerekmekte ise de; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/179 esas sayılı dosyasına Sakarya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.10.2017 tarihli karar ile ihbarda bulunulduğu ve ihbar üzerine hükmün açıklanmasına karar verildiği gözetilerek yeniden ihbarda bulunulmayıp yalnızca düşme kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sakarya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.10.2017 tarihli ve 2016/1163 Esas, 2017/1064 Karar sayılı kararının incelenmesinde:
Sanık … hakkında, 08.07.2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 12.08.2016 tarihli ve 2016/13841 soruşturma, 2016/5550 esas, 2016/4392 sayılı iddianamesi ile doğrudan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda; Sakarya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.10.2017 tarihli ve 2016/1163 Esas, 2017/1064 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine, 2 yıl denetim süresi belirlenmesine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulmasına karar verildiği,
Sanığın 23.02.2016 tarihli eylemini Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve 23.02.2016 tarihli suçun ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılabileceği, ancak sanığın 08.07.2016 tarihli eyleminin bağımsız suç olup ihlal niteliğinde olmadığı, sanık hakkında daha önce Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca 12.01.2016 tarihli ve 2016/281 soruşturma, 2016/16 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesinden sonra ihlal nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak 21.03.2016 tarihinde Sakarya 5. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Sakarya 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2016 tarihli ve 2016/280 Esas, 2016/524 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, kararın kesinleştiği dikkate alındığında, 08.07.2016 tarihli eylem nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince doğrudan kamu davası açılmasının ve yargılama sonucunda sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinin bu nedenle kanuna uygun olduğu, belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi belirtilen gerekçe ile yerinde değildir.
Ancak;
Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 12.08.2016 tarihli iddianamesi ile, Sakarya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/280 Esas sayılı davasına dayanılarak 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca erteleme kararı verilmeksizin doğrudan kamu davası açıldığı,
Sakarya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/280 Esas ve 2016/524 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde ise; sanığın 16.11.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2016 tarihli ve 2016/281 Soruşturma, 2016/16 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme kararında itiraz kanun yolunun gösterilmediği, ihlal nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2016 tarihli iddianamesi ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Sakarya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2016 tarihli ve 2016/280 Esas, 2016/524 Karar sayılı kararı ile sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 11.07.2016 tarihinde kesinleştiği, erteleme kararında itiraz kanun yolunun gösterilmemesi nedeniyle kararın kesinleşmediği, 5 yıllık erteleme süresinin işlemeye başlamadığı anlaşılmakla; kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden mahkemece durma kararı verilerek erteleme kararının usulüne uygun şekilde tebliği ile sonucunun beklenmesi gerektiği gözetilmeden sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi nedeniyle Sakarya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2016 tarihli ve 2016/280 Esas, 2016/524 Karar sayılı kararı kanuna aykırıdır. Dolayısıyla, incelemeye konu davada da 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında öngörülen kovuşturma şartı gerçekleşmemiştir. Bu nedenle, Sakarya 7. Asliye Ceza Mahkemesince, Sakarya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2016 tarihli ve 2016/280 Esas, 2016/524 Karar sayılı kararına karşı olağanüstü kanun yollarına gidilmesi için ihbarda bulunulması, sonucunun beklenmesi ve Sakarya 5. Asliye Ceza Mahkemesi kararına karşı olağanüstü kanun yollarına gidilmesi halinde oluşacak yeni duruma göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinden kanun yararına bozma isteminin değişik gerekçe ile kabulüne karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Sakarya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.02.2017 tarihli ve 2016/678 Esas, 2016/133 Karar sayılı kararı ile aynı mahkemenin 02.10.2017 tarihli ve 2016/1163 Esas, 2016/1064 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2023 tarihinde karar verildi.