YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7049
KARAR NO : 2023/534
KARAR TARİHİ : 25.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Kilis 2.Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2018 tarihli ve 2018/342 Esas, 2018/862 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün itiraz edilmeksizin 05.10.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 15.02.2022 tarihli ve 2021/29336 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.04.2022 tarihli ve KYB-2022/26766 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I.İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.04.2022 tarihli ve KYB-2022/26766 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Sanığın 02.10.2013 tarihinde kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçunu işlediğinden bahisle Akçakale Sulh Ceza Mahkemesinin 11.04.2014 tarihli ve 2013/268 Esas, 2014/8 Karar sayılı kararı ile 1 yıl süre ile tedavi ve şüpheli hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına 21.11.2018 tarihinde başlandığı, sanığın denetim süresi içerisinde 24.01.2018 tarihinde uyuşturucu madde ile yakalandığı, bu durumun denetimli serbestlik tedbirinin ihlali mahiyetinde olduğu kabul edilmesi gerekirken, Kilis Cumhuriyet Başsavcılığınca 08.03.2018 tarihli ve 2018/632 soruşturma, 2018/632 esas, 2018/557 sayılı iddianame ile kamu davası açıldığı,
6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, sanığın suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, ikinci suçtan açılan davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağından cihetle, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca davanın düşmesine karar verilip, Akçakale Sulh Ceza Mahkemesinin 11.04.2014 tarihli ve 2013/268 Esas, 2014/8 Karar sayılı dosyasına ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Sanık hakkında, 24.01.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Kilis Cumhuriyet Başsavcılığının 08.03.2018 tarihli ve 2018/632 Soruşturma, 2018/632 Esas, 2018/557 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
B. Kilis 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2018 tarihli ve 2018/342 Esas, 2018/862 Karar sayılı kararı ile; sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,
C. İncelemeye konu suçun işlenmesinden önce, sanığın 02.10.2013 tarihli eylemi nedeniyle Akçakale Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2013 tarihli ve 2013/5260 Soruşturma, 2013/1282 Esas, 2013/265 sayılı iddianamesi ile Akçakale Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Akçakale Sulh Ceza Mahkemesinin 21.04.2014 tarihli ve 2013/268 Esas, 2014/8 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, dosyanın devredilerek Akçakale 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/975 esasını alarak kararın 16.05.2014 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği, kararın infazı için 09.10.2014 tarihinde Şanlıurfa Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesinin ardından MERNİS adresinin Kilis olduğunun tespiti üzerine yetkisizlik nedeniyle 25.10.2018 tarihinde Kilis Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Kilis Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 28.11.2019 tarihli kararı ile infaz 21.11.2019 tarihinde tamamlandığından dosyanın kapatılmasına karar verildiği, Anlaşılmıştır.
D. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Dairemizce de benimsenen 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 Esas, 2018/151 Karar sayılı kararı uyarınca, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği dikkate alınarak yapılan incelemede;
6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, sanığın suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, ikinci suçtan açılan davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı,
Somut olayda ise; sanığın inceleme konusu suçu, Akçakale Sulh Ceza Mahkemesinin 21.04.2014 tarihli ve 2013/268 Esas, 2014/8 Karar sayılı kararı (Akçakale 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/975 Esas,2014/492 Karar) ile verilen ve 16.05.2014 tarihinde kesinleşen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlediğinin söylenemeyeceği, zira; tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazı için önce 09.10.2014 tarihinde Şanlıurfa Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, MERNİS adresinin Kilis olduğunun tespiti üzerine infaz dosyasının 13.11.2014 tarihinde kapatılmasının ardından yaklaşık 4 yıla yakın bir süre herhangi bir işlem yapılmaksızın beklenilerek 25.10.2018 tarihinde tedbirin infazı için Kilis Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, infaza, sanığın müdürlüğe başvurduğu 21.11.2018 tarihinde başlandığı, infaz 21.11.2019 tarihinde bir yıllık denetim süresinin dolması nedeniyle tamamlandığından Kilis Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce dosyanın kapatılmasına karar verildiği, bu durumda 24.01.2018 tarihli suçun, daha önce verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanmadan önce işlendiği, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasının somut olayda uygulanma imkanının bulunmadığı anlaşıldığından; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrasında yer alan; “(2) Bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme karşısında;
Her ne kadar, Kilis 2.Asliye Ceza Mahkemesince 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki koşullar gerçekleşmediğinden 5320 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre değil 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde 5271 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği gözetilmeden geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi kanuna aykırı ise de; Anayasa’nın 2 nci
maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden olan “hukuki güvenlik” ve “belirlilik” ilkeleri dikkate alındığında, sanığın, hukuki yaptırımlar ve sonuçlar konusunda yanıltılmış olduğu, ceza hukuku prensiplerinden olan “yaptırım ve sonuçlarını aleyhe kötüleştirememe ya da ağırlaştıramama kuralı” gereğince, bu hukuka aykırılığın sanık lehine olması karşısında bozma nedeni yapılamayacağı, değerlendirilmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.01.2023 tarihinde karar verildi.