Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/7630 E. 2023/1179 K. 20.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7630
KARAR NO : 2023/1179
KARAR TARİHİ : 20.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.02.2019 tarihli ve 2017/732 Esas, 2019/92 Karar sayılı kararı hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın aynı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 05.04.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 15.02.2022 tarihli ve 2021/1401 sayılı evrakı ile kanun yararına
bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.04.2022 tarihli ve KYB-2022/26842 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.04.2022 tarihli ve KYB-2022/26842 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrasında yer alan, “Bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” ve anılan Kanun’un 191 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer alan “Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır” şeklindeki düzenlemeler karşısında,
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında evvelce 05.03.2014 tarihinde işlemiş olduğu aynı nev’iden suç nedeniyle İstanbul 81. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2015 tarihli ve 2014/911 Esas, 2015/130 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve anılan kararın 12.03.2015 tarihinde kesinleştiği, incelemeye konu dosyadaki suç tarihinin ise 26.11.2015 olup, daha önce İstanbul 81. Asliye Ceza Mahkemesince 6545 sayılı Kanun ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali mahiyetinde olduğu ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı cihetle, sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine karar verilip ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüphelinin 26.11.2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2016 tarihli ve 2015/160335 soruşturma, 2016/128 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası
uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın şüpheliye 29.01.2016 tarihinde usulûne uygun şekilde tebliğ edildiği,
B. Şüphelinin 11.06.2017 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 13.12.2017 tarihli ve 2017/184312 soruşturma, 2017/37018 esas, 2017/26267 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
C. İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.02.2019 tarihli ve 2017/732 Esas, 2019/92 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın aynı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
D. Dosya arasında bulunan İstanbul 81. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2015 tarihli ve 2014/911 Esas, 2015/130 Karar sayılı kararının incelenmesinde;
1. Sanığın 05.03.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 23.05.2014 tarihli ve 2014/26369 esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
2. İstanbul 81. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2015 tarihli ve 2014/911 Esas, 2015/130 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 12.03.2015 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
3. Kanun yararına bozma istemine konu İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/732 esas, 2019/92 sayılı kararı ile ihbarda bulunulması üzerine; dosyanın devredildiği İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2019 tarihli ve 2019/319 Esas, 2019/546 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına karar verildiği, sanığın kararı istinaf ettiği,
4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 13.10.2020 tarihli ve 2019/4616 Esas, 2020/2452 Karar sayılı kararı ile, hükmün bozulmasına karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
E. 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrasında yer alan; “Bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” amir hükmü ve 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki ve dokuzuncu fıkrasında yer alan “Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır” şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında;
Somut olayda, sanık hakkında daha önceden İstanbul 81. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2015 tarihli ve 2014/911 Esas, 2015/130 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 12.03.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca verildiği, kanuni zorunluluk üzerine verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğuracağı, bu durumda, incelemeye konu suç tarihinin 26.11.2015 olması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle Cumhuriyet savcısı tarafından yeni bir soruşturmaya konu edilmeyip hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemeye ihbarda bulunması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrı bir soruşturma konusu yapılarak kamu davası açılması ve yargılama sonucunda mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olduğundan;
Sanığın 26.11.2015 tarihli eylemini, İstanbul 81. Asliye Ceza Mahkemesince kanuni zorunluluk üzerine verilen ve 12.03.2015 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılabileceği, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle açılan kamu davasında mahkemesince “düşme”
kararı verilip mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
Mahkemesince “düşme” kararı verilip ihbarda bulunulması gerekmekte ise de; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren İstanbul 81. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/911 esas sayılı dosyasına mahkûmiyet kararı ile birlikte zaten ihbarda bulunulduğu ve ihbar üzerine İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2019 tarihli ve 2019/319 Esas, 2019/546 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına karar verildiği gözetilerek yeniden ihbarda bulunulmayıp yalnızca “düşme” kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Sanığın yalnızca 26.11.2015 tarihli eylemi zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali olup bu eylem yönünden kovuşturma şartı gerçekleşmemiş ise de, sanığın 11.06.2017 tarihli eyleminin müstakil bir suç haline geldiği; Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca gereği için Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına karar verilmesi de gerekmektedir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.02.2019 tarihli ve 2017/732 Esas, 2019/92 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.02.2023 tarihinde karar verildi.